Dizi filmler göstermiştir ki bizler ne yazık ki tarihimizi
yeterince iyi ve doğru bilmiyoruz. Yıllardır tüm öğrencilere tarih dersi
verilir. Tüm imtihanlarda tarihten sorular sorulmak suretiyle tarih bilgilerinin
canlı tutulması amaçlanmaktadır. Az buçuk mürekkep yalamış insanın öyle ya da
böyle bir tarih bilgisi - kültürü vardır. Fakat...
Özellikle Osmanlı’ya duyulan öfkenin ve sevgisizliğin
neticesinde yıllardır bize öğretilen tarih ne derece doğrudur Çoğu insanımız
bunu sorgulama gereği bile duymamıştır. Hatta öğretilen resmi tarihe itiraz
edenleri ciddiye bile almamışızdır. Mesela tarihimizde bir Prut Savaşı vardır
ve bu savaş her konuşulduğunda sınıflarda, kendi aramızda yüzümüzde bir
gülümseme belirir ve “Katerina ile Baltacı Mehmed” muhabbeti başlatırız hemen.
Neymiş Osmanlı Rusları yenmek üzereymiş ve Katerina ile görüşen Osmanlı
başkomutanı Baltacı Mehmed çadırdaki özel (!) görüşme sonrası barış anlaşması
yapmışmış. İşte böyle bir tarihi bilginin ışığında yetişen nesiller de
nataşaları bağırlarına basmakta (!) bir an bile tereddüt göstermemişlerdir.
Bizler niye Osmanlı’nın İslami bir hayatı en güzel tatbik
eden fertlerden oluştuğunu düşünmeyiz Tarihi olaylarda neden İslam’ın
emirlerini harfiyen uygulayan bu insanlara bu açıdan değil de günümüzdeki
yaşantıya göre roller biçer, davranışları gayri İslami olsun isteriz Sahi
bizler hep uçkuruna düşkün bir hayat mı sürdük Bizim geçmişimiz hep haremde mi
hayat sürmüştür
Dünyaya adaletin ne olduğunu öğreten bir ecdadın, atasından
utanan torunlarını bizler hangi akla hizmet olsun diye yetiştiriyoruz!..
Geçmişimize iftira atmaya, onları olduğundan farklı göstermeye ne zaman son
vereceğiz Gerçek tarihimizi öğrenmek ve öğretmek için ne bekliyoruz Allah
‘idrak yolları iltihabı’ndan muhafaza eylesin bizleri amin!..
Doyduğun yer mi, doğduğun yer mi ..
Yıllardır tartışılan konudur insanın doğduğu yer mi doyduğu
yer mi vatanıdır diye. Vatan sadece bir kara parçası mıdır yoksa yürekte
hissedilen, adı anıldığında gözleri nemlendiren şey midir Sahi vatan nedir
Bu ülkenin bağrında yetişmiş ama her nedense yetiştiği
çevreyi, kendisine emek verenleri hor gören aramızdan o kadar insan çıktı ki
şaşmamak elde değil. Geçmişte dünyaya hükmeden bir medeniyetin bir ferdi
oldukları halde gelişmeyi batının değerlerini topluma adapte ederek
ilerleyeceğimizi düşünenler vardı. Eğitim için gittikleri batıdan eğitilmeleri
gereken konu haricinde her şeyi alarak yurdumuza döndüler. Onlar artık
doydukları yerin gönüllü birer borazanı olmuştular farkında olmadan. Yedi
cihana hükmeden bir medeniyeti yıkmakla kalmadılar geride kalan toprakları da
bir daha böyle bir medeniyet kurulamasın diye ipoteklediler doyuranlara. Onlar
bu ülkenin saf insanlarını hiç kabullenmediler. Her fırsatta batı değerlerini
öne çıkaranlar yemlendikleri yerlere diyet borçlarını bu milletin temel
değerleriyle bağlarını kopartmalarını teminle ödemiş oldular.
Bu vatanın asıl sahipleri elbette buna fırsat vermeyecek ve
zamanı geldiğinde yeniden bu hortumları dışarıya bağlı olanlara hak ettikleri
dersi vereceklerdir.
Minik bir tebessüm
Hatanın bedeli
Karı koca yine kavga ederler. Kadın annesini arayıp:
- Artık dayanamıyorum anne, yine kavga ettik. Valizimi alıp
size geliyorum. Der.
Annesi hiç düşünmeden:
- Hayır kızım, kocan bu sefer hatasının bedelini ödeyecek.
Ben sizinle yaşamaya geliyorum!..
Kıssadan hisse: Kayınvalide ile gelin damat ilişkileri hep
mesele olmuştur. Oysa biraz saygı ve anlayış pek çok meseleyi kendiliğinde
çözecektir.
İlgilisine notlar:
• Soğuktan üşümenin sebebi sobaya atılmayan odundur;
yalnızlıktan üşümenin sebebi terkedip giden odundur!..
• İşi düştüğünde mesaj atana canım sıkıldığında cevap
veririm!..