Osmanlı’nın en yoksul, en talihsiz şairesidir Yaşar Nezihe Hanım.
Eserleri gibi hayatı da çok enteresandır.
Doğduğu gece başlayan fırtına, hayatı boyunca devam etmiş;1880 doğum yılı, 1971’e kadar devam edip ulu bir çınar olsa da; elemden yana zengin bir çınardır Yaşar Nezihe.
Yaşamı yalılarda, konaklarda değil daima viranelerde geçmiştir.
Anneciği Kaya Hanım, beş kız çocuğu doğurmuş ancak hepsini verem atmacası kapıp gitmiştir, bu çocuklardan tek yaşayan şairemizdir.
Genç yaşta annesini kaybettikten sonra sarhoş, eğitimsiz bir baba elinde hep yangınlarda, yoksulluklarda idi.
Okul çağı gelmiştir ama babası okumasına karşıdır.
Kendisi kalkıp okula gider, bunu öğrenen babası onu döver ve evden kovar.
Talihsiz çocuk bir komşuya sığınır.
Okuma aşkı vardır ama beş kuruş parası yoktur.
Kırlardan şifalı otlar toplayıp aktarlara satar, okul masrafını karşılar ama eğitim hayatı sadece bir yıl sürer.
Komşulardan dikiş nakış öğrenen Yaşar Nezihe, elinin emeğinden kazandığı paraları kitaplara yatırır, kendisini kitaplarla yetiştirir.
Edebiyatı, aruzla şiir yazmayı kendi kendine öğrenir.
Evlilikleri de iyi gitmemiş, hep mutsuzlukla, ihanetle bitmiştir.
Rejim de ondan hiç hazzetmemiş.
Hayat ona çektirse de başkalarının çektiklerine hiç bigâne kalamamış, haksızlığa direnmiş, yazdığı direniş şiirleri ile kovuşturma geçirmiş.
Amele Cemiyeti’ne üye olmuş, toplumsal konulara ilgisiz kalamamış, ezilen işçilere şiirleri ile destek vermiştir.
Fakat ülkesinde görmezden gelinen Yaşar Nezihe Hanım, yalılarda konaklarda oturamadığı için midir, kaale alınmamış.
Alman Prof. Hartmann’ın 1919’da Berlin’de yayımlanan “Dichter Der Neuen Türkei” adlı antolojisinde 81–83. sayfaları Yaşar Nezihe’ye ayrılsa da, kendi ülkesinde kimsenin ondan haberi yoktu.
Şiirlerini, Bir Deste Menekşe (1915) ve Feryatlarım (1924) isimli kitaplarında toplamıştır. Bazıları bestelenmiş şarkıları vardır. Güçlü bir kişiliği olan Y. Nezihe, Bükülmez soyadını almıştır.
İlk şiiri Mazlume ya da Mahmure mahlasıyla Malumat gazetesinde yayımlanır.
Sonraları Hanımlara Mahsus gazete, Terakki, Sabah, Kadınlar Dünyası, Kadın Yolu, Aydınlık gibi gazete ve dergilerde yazacaktır.
İkinci eşinden üç çocuğu olmuş, eşi terk edince, çocukları Suat ve Sedat gıdasızlıktan öldüler.
Acılar, açlık, yoksulluk bir türlü yakasını bırakmamış, iğnesi ve kalemi ile hayatın zorluklarına tutunmaya çalışır.
Kasnak ve kitap arasında gider gözleri.
Komşularının cephedeki yakınlarına yazdığı mektupların ücreti ile zar zor geçinir. Oğlu Vedat’ı okutabilmek için bekâr çamaşırları yıkar, asker ve fukara elbiseleri dikerdi. Yoksul da olsa haksızlığın güçlü bir düşmanıdır.
Nezihe Hanım 1 Mayıs şiirini yazan ilk şairdir; proletaryanın, emekçinin, işçi sınıfının dostudur ama tacı götürüp Nazım Hikmet’e teslim ederler.
Son eşiyle evlenip Anadolu’ya yerleştiğinde, bir eve 3. eş olarak gittiğinden haberi yoktur, durumu anlayınca eşini terk edip boşanır.
Yaşadığı sıkıntılar onu iki kez intihar girişimine sürükler.
Viranede küçük bir odacıkta doğan bu çocuk, son yıllarında kendisini ziyaret eden araştırmacılara kapıyı yine bir viranede açmış, gelenler kendisini hizmetçi sanmışlardır.
“Ekmek ve Kömür İhtiyacı” adlı şiirinden bir bölüm onun içli yüreğini yansıtır:
Satıldı evlerin eşyası hep bir ekmek için
Ne yaptı millet acep bu azabı çekmek için
Kiminde kalmadı yatmak için yatak yorgan
Şaşırdı yollarını genç kadınlar oldu zelil
Eden bu milleti alçaktır böyle sefil
Geniş bilgi için bakınız: İsmail Hikmet Ertaylan, Türk edebiyatı Tarihi, C.1–4, s. 1133–1138, Ankara 2011.