Şüphesiz bu çağda musibet olarak nitelenebilecek çok şey vardır. En önemlilerinden biri, planlanıp programlanıp işlerlik kazanmasının aldığı zaman itibarıyla herhalde Siyonizm’dir. Yahut da onun beslendiği, mahiyeti ve varlığının neticeleri pek anlaşılmasa da zaman zaman şuurlu insanlarca dile getirilen ırkçı emperyalizm belasıdır. Bir düşünce olarak kabul görmemesi gereken Siyonizm, gücünü, temelini, meşruiyetini ırkçı emperyalist anlayışsızlıktan alır. Esasen asırlar boyu canla başla uğraşıp kendisine uydurma bir tarih oluşturan İsrailoğulları, köklü bir kavim olduğu tezini cümle cihana yutturur. İzafi teoriler, varsayımlar ve de hipotezlerle müstakil bir ırk olduğunu, sonra o münhasır ırkın özgünlüğünü, nihayet üstünlüğünü literatüre, bilim diye kutsanan kişisel hezeyanlara ve her çağın genel geçer propaganda araçlarına inceden inceye yedirir. İstisnasız her şeyleri gibi bu da yalandır. Irk, din, sürgün, güç, soykırım, dürüst ticaret, mazluma yatma vb. topluluklarına izafe edilen ve yalan olmayan tek şey bulunmaz. Bizatihi bunların insanlık durumu, insan olmak bağlamı sorgulanmalıdır.
Dinsel ve ulusal denemeyeceğine göre tamamen ırka indirgenen bir anlayışı ya da anlayışsızlığı Yahudilik olarak pazarlayanlar, hemen her zaman diliminde yeryüzünde fitne fesatla iştigal ettiklerinden, toplumların nabzına göre tavır alıp sinsi, kuytu, tehlikesiz yolları tercih etmekle kaimdirler. Yani Yahudilik şimdiki zamanın değil her devrin musibeti olabilmeyi kendine vazife bilir. Ki yeryüzü Allah’ın emrine boyun eğmeyip yekûnuyla fasit edilebilsin! İfsat ve bozgunculuk, onlar için bir netice değil varoluş amacı olsa gerektir. Zira kendilerine bir elçi tayin edilmeden evvel insanlığa mugayir her ne varsa dünyada onu deneyip kendi bozukluklarıyla beraber tüm mahlûkatı varoluş gayesinden koparma gayretine düşerler. Bir peygamber göndermek suretiyle yaşayışlarına her müdahalede, ya kendilerine gönderilen peygamberi katlederler yahut da onun Allah’tan getirdiği öğretiyi kendi seviyesizliklerine indirirler. Asla kadim olmayan yarı esatiri yarı uyduruk Yahudi tarihine bakıldığında, aslında değer, inanç, insaf sahibi insanların inandığı peygamberlere bunların inanmadığı; inananlarının da herhangi bir din mensubunun inandığı şekilde inanmadığı görülür. Peygamberlere kendilerinde olan seviyesizliği, sınır tanımazlığı, adaletsizliği, ahlaksızlığı, vahşeti ve benzeri cümle kara sıfatları itina ile izafe edebildikleri, dahası alay eder gibi bunu kendi kifayetsizliklerini temellendirmede kullandıkları anlaşılır. Mesele Hz. Musa’nın Tur’a gidişinden yararlanıp Samiri’nin buzağısına yönelmek kadar basit değildir.
Bir yandan kendilerine güç yetirilemeyeceğine dair, toplumları ikna etme çabaları HAMAS, Hizbullah, Yemen gibi sağlam buzdağlarına çarpar. Çarpmanın şiddeti ta buralardan duyulur ki işbirlikçiler Yemen’i küçümsemekle kalmaz; güya istihbarat operasyonları reklam etmek derdine düşer. Çünkü böyle bir çabanın mahiyetini sorgulamak gayrı kabildir ve hiç kimse Yahudi istihbaratının burada ne gibi bir işi olduğunu, elemanlarının kökenini, etnik kimliği Arap olan ajanların bu topraklarda ne iş gördüğünü merak etmez. Ancak işte onlar kıskıvrak yakalanmışlardır ve ne hikmetse yakalayanlarla gurur duymak falan gerekir! Ayrıca bu çalışmanın Filistin için ne gibi bir yararı olduğu; akan kanı, açlığı, yıkımı durdurup durdurmadığı ve İsrail’in durumdan niye gocunacağı, yerineceği, dövüneceği hiç mi hiç önemli değildir! Mühim olan, bir önemli günde, memleketin tek önemli kişisinin çıkıp, prompter denen Allah’ın lütfu cihazdan ‘Bunlar daha başlangıç, gördün mü bak, daha bunlar ne ki’ mealinde saçma sapan söylemler okumasıdır. Yahut bir yandaş şarkıcının ‘yarına kalsa da yanına kalmaz’ şarkısını adeta şiir formatında terennüm edip neyin niçin yapıldığını dahi kitlelere unutturmaktır. Bu tür senaryoların ardı arkası gelmediği gibi tam olarak ne işe yaradığını anlamak kabil görünmez. Hem de hiçbir zaman tek yönlü işlemeyen Yahudi oyunları, irdeleyenin beynini yakmayı hedefler. Hani antisemitist bir tavrın dahi Yahudi oyunu olabileceği ihtimali gibi… Dünyanın muhtelif memleketlerinde konuşlanan Yahudilerin Siyonizm düşmanlığına dönük aslında samimi görünmeyen ama her halukarda göze batan söylemleri gibi… Macera dolu Amerika’da mukim Yahudilerin İsrail’in taşkınlığı karşısında protesto adına hızlarını alamayıp kongre binası basmaları gibi… BOP, Medeniyetler İttifakı, Dinlerarası Diyalog çalışmaları, dinsel ve cinsel saplantılar ve dahi bu topraklarda yaşamı yıpratan haksızlık, adaletsizlik, kifayetsizlik, liyakatsizlik, ahlaksızlık türünden her ne varsa ırkçı emperyalizmden neşet ettiğini, onun da Siyonizm’den icazet aldığını kim inkar edebilir!? Ya da işte ‘Kim inkar edebilir’ cümlesi bir soru olarak alındığında olan moderatöre olur!