Peygamber Efendimiz (sav) ve Müslümanlar müşrik Mekke yönetiminin ekonomik, sosyal ve her türlü baskılarına karşı artık dayanılmaz noktaya gelince Mekke’den farklı yerlere hicret etti. Müslümanlar için birçok alanda örnek olan kurumların ve olayların yaşandığı yer Medine oldu. En başta Yesrib Medine’ye dönüştürüldü. Peygamber Efendimiz (sav) Medine’ye varır varmaz yaptığı ilk işlerden biri pazarı gezmek oldu. Yesrib pazarını gezince -ki pazarın hâkimleri Yahudilerdi- “Bu pazar bir Müslüman’ın pazarı olamaz” dedi. Ve akabinde zaman zaman zabıtalığını kadınların yaptığı Müslümanlara ait Medine Pazarı’nı kurdu. Çünkü pazarlar yaşamın kurulduğu, birlikteliklerin kurulduğu hatta devletlerin kurulduğu yerlerdir. Pazarlara hâkim olanlar siyasi güce de hâkim olurlar. En yakın örnek Avrupa Birliği ilk önce “Ortak Pazar” olarak kuruldu. Daha sonra siyasi, kültürel bir birlikteliğe dönüştü.

Şimdi neden bu tarihi olayı hatırlattık? Malumunuz olduğu üzere dün (15 Haziran) D-8’lerin (D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı) 25. kuruluş yıl dönümüydü. Üzerinden çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen esas muhatapları açısından hâlâ anlaşılabilmiş değil. Gerçek muhatapları olan mazlumların ve mağdurların anlamadığı bu kuruluşun ve oluşumun, ne anlama geldiğini anlayan güç sahipleri (her anlamda güç sahibi olanlar) o süreçte tedbirlerini alarak başta Türkiye olmak üzere bu birliktelikte olan sekiz ülke içinde çeşitli kargaşalar çıkarmışlardır. Türkiye’de Necmettin Erbakan iktidardan düşürülmüş, 28 Şubat denilen baskı ve tahakküm süreci işletilmiştir.

Kısaca biz hatırlatalım D-8 nedir, neden kurulmuştur. D-8 fikrinin temelini, Erbakan Hocamızın “İslam Birliği” hedefi oluşturuyor. Erbakan Hocamız ve Millî Görüş, Soğuk Savaş’ın ardından yeni bir dünya düzeni kurulması gerektiğini ve Müslüman ülkelerin bu düzende güçlerini birleştirerek daha etkin bir rol oynayabileceğini savunuyordu. Tek kutuplu haline getirilen dünyada tüm insanlık iliğine kadar sömürülüyor ve tüm kaynakları (insan, madenleri, tarım alanları vb.) sömürgeci devletlere transfer ediliyordu. Buna engel olma vazifesi de yeryüzünde “halife” sıfatını taşıyan Müslümanlara düşüyordu, kuşkusuz. Erbakan Hocamız dünyanın bu ahvalinden dolayı, 20. yüzyılın gerçeklerinin ve alınması gereken derslerin D-8’in doğuşunun gerekçesi olduğunu söylemiş, “D-8’ler, 20’nci yüzyılın en önemli olaylarından birisi ve 20’nci yüzyılın 21’inci yüzyıla en kıymetli hediyesidir.” demişti. Erbakan, adalete dayalı kurulacak Yeni Bir Dünya’nın çekirdeği olarak tanımlamış ve “20’nci asrın sonunda, aydınlığa açılan bir kapı gibidir.” şeklinde ifade etmiştir.

“D-8’lerin kurulması baştan sona harplerle ve çatışmalarla geçen dünyada artık huzur, barış ve saadetin tesisi için, bir an evvel yanlışlardan vazgeçilmesi, doğrulara dönülmesi ve Yeni Bir Dünya’nın kurulması gerekmektedir ve D-8 hareketi bu manada bir çalışma olarak değerlendirilmelidir.”

D-8’ler nüfusu 60 milyon üzeri olan sekiz ülkenin birlikteliği ile Peygamber Efendimiz’in (sav) Medine’ye ilk geldiğinde gezdiği pazarın bir benzeri olan dünyadaki temeli insanların emeklerini, varlıklarını sömürmenin oluşturduğu pazara bir alternatif oluşturulmuştur. Yani yeni bir pazar kurmuştur. Hem de on bir ay gibi çok kısa bir zamanda.

Böyle tarihi ve önemli kuruluşun sahipliğini bu sene yine Millî Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi, geçtiğimiz Cumartesi günü D-8’lerin kurulduğu Çırağan Sarayı’nda düzenlediği program ile yaptı. D-8’lerin kurulmasında görev alan bakanların, diplomatların katıldığı programda Saadet Partisi YİK ve Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, D-8’ler ile ilgili Erbakan Hocamızın “Zulüm dünyası yerine ‘Yeni bir Adil Dünya’nın kurulması zorunlu hale gelmiştir. D-8’ler, adalet üzerine kurulu yeni bir saadet dünyasının ilk adımı, ilk çekirdeğidir.” sözünü hatırlatarak sözlerine başladı.

Karamollaoğlu, D-8’lerin sahip olduğu potansiyele “Bakınız; D-8’ler sadece bir ekonomik organizasyon değildir. Aynı zamanda Asya’dan Afrika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya uzanan bir stratejik kuruluştur.  Nijerya’dan Endonezya, Malezya’ya, Türkiye’den İran’a, Mısır, Pakistan, Bangladeş’e kadar geniş bir coğrafya üzerine konumlanmıştır. Bu coğrafyalar enerji üretim alanlarının, ulaşım ve nakil yollarının üzerindedir. İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale’ye, Süveyş Kanalı’ndan Aden Körfezi’ne, Hürmüz Boğazı’ndan Basra Körfezi’ne varıncaya dek çok önemli bir jeostratejik konuma sahiptir. Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere her türlü yer altı ve yer üstü zenginliği bünyesinde barındırmaktadır. Ama tüm bunların hepsinden önemlisi ise insan kaynağıdır. D-8 ülkeleri 1 milyarı aşan nüfusu, 4 trilyon dolara yaklaşan ekonomisi, 7,5 milyon metrekareyi aşan coğrafyası ile muhteşem bir güce sahiptir.” diyerek işaret ettiği konuşmasında D-8’lerin hâlâ önemini taşıdığının altını çizdi. Konuşmada anladığımız pazar olmanın vurgusu. Çünkü pazarlara hâkim olan dünyaya hâkim olur.

Günümüz dünyasında gerçekleşen Müslümanların ve tüm insanlığın aleyhine gerçekleşen olaylara rağmen Karamollaoğlu, “Tüm olumsuzluklara rağmen asla karamsar değiliz. Biz hiç umudumuzu kaybetmedik ve hiçbir zaman da kaybetmeyeceğiz! Erbakan Hocamız, bundan 25 yıl önce bu salonda, hangi inanç ve kararlılıkla D-8’lerin kuruluşuna öncülük ettiyse; bizler de aynı inanç ve kararlılıkla umudumuzu zinde tutuyoruz. Çünkü çare bellidir, reçete bellidir.” ifadelerini kullanarak çözümün Millî Görüş kadrolarında olduğunun altını çizmiş oldu.

Bilge Başkan “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” diyerek mazlum ülkelerin, Müslümanların birlikteliklerine sahip çıkma sorumluluğu taşıdığının vurgusunu yaptı.

Dünyada yaşayan Müslümanlar ve hakları gasbedilen halklar olarak D-8’lere sahip çıkmamız gerektiğini, yaşadığımız her küresel krizde bir kez daha acı bir şekilde yaşıyoruz. D-8 umdelerinin hayata geçirilmesi için ülkedeki siyasilerden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkes üzerine düşeni yapmalı, ekonomiden eğitime, teknoloji alışverişinden kültürel faaliyetlere birlikteliği artıracak faaliyetleri gerçekleştirmeliyiz. Herkesin bu birlikteliği güçlendirmek için bireysel de olsa yapabileceği işler muhakkak vardır.