İçinde bulunduğumuz bugünler, güney sınırımızdaki komşularımızın iç savaş hali, bütün dünya gündemini olduğu gibi daha fazlasıyla bizim gündemimizi de olabildiğince meşgul etmektedir. Bu da olağan bir durumdur. Yalnız, ülkemizin gündemi büyük ağırlıkla bu olsa da, iç politikadaki gelişmeler ve buna bağlı gündemi göz ardı etmek mümkün değildir.

İç politikamızdaki gerek Fetö gündemi ve gerekse başkanlık sistemine geçme gibi gündemler, ulusça dikkatle ve ferasetle tahlil ve takip etmemiz gereken çok önemli hususlardır.

Yüz binlerce insanın mağdur olduğu ve birçoğunun da kurunun yerine yaş olarak yandığı fetö belasının sıkıntılarını toplumun her kesimi yaşamaktadır. Benim gibi görme engelli bir grubun risale-i nur okuduğunu daha önceleri de başka vesilelerle konu etmiştik. Yine bu görme engelli topluluğu söz konusu risaleyi okurken, geçtiğimiz hafta bana göre önemli bir açıklama yaptı. Okuyan arkadaşların biri, “Kardeşler, biz bir meşveret toplantısı yaptık ve bir karar aldık.” dedi. Biz de merakla bekledik ki, bu karar nedir acaba!? Derken açıklama yapıldı; “Kardeşler! denildi. “Fetöcü veya Fetöye sempati duyan hiç kimseyi sohbetlerimize katmayacağız.” dediler. Ben de bıyık altı gülümsedim. Gülümsedim çünkü bunların hemen hemen tamamı söz konusu o yapıyı yıllar önce överken, biz yine hayır diyorduk. Ve bugünde aynı çizgideyiz. Çünkü biz Milli Görüşçüyüz.

İşte bir kez daha Milli Görüş’ün farkını fark ettiniz mi? Demek ki karşı dağın arkasını görmek sadece okumakla, ibadetle olmaz. Davasına sadık olmayı gerektirir. Çünkü Milli Görüş evrensel bir görüştür. Marjinal değildir. Önce ülkemizin, sonra ümmetin, sonra da bütün insanlığın refahı, saadeti ve mutluluğu için çalışır. Aynı zamanda başkalarına hidayet kaynağı olarak rehberlik yapar, yol gösterir. Ülkenin kalkınması için yerli sanayi, milli kalkınma vb projeler için kafa yorar ve bütün gücü ile çalışır.

Bugünlerde başkanlık sistemi hususunda parlamentoda bulunun bazı siyasi partilerin genel başkanları koltuklarını kurtarma uğruna, geçmişte şiddetle karşı çıktıkları ve kırmızı çizgi saydıkları ilkelerinden, prensiplerinden vazgeçerek, şimdi ise, “Başkanlık teklifinizi Meclis’e getirin.” diyecek kadar ideal yoksunu durumuna gelmişlerdir. Demek ki Milli Görüş zihniyeti ile hemhal olmayan siyasetçilerin mevki ve makamı ne olursa olsun, ülke menfaatini gözetmekten uzak, kendi şahsi istikballerini koruma adına bu çelişkiyi yaşayabilmektedirler.

Millet olarak ulusal menfaatlerimizi bir yana iterek, koltuk kurtarma uğruna bir takım siyasetçilerin, gerek dış politikada ve gerekse iç politikada atacakları her yanlış adım, ülkemiz insanının geleceğini karartabilecektir.

Öyleyse iş millete düşüyor.

Ey millet! Uyan! Ayıl! Kendine gel! Ülkenin içine düştüğü bu buhrandan çıkmanın çaresi yegâne olarak sensin. Çünkü senin iradenle vereceğin karar bu milletin makûs talihini ya yenecek, ya da Allah korusun! Daha kötü bir duruma götürecektir. 19.10.2016

Gafil gafletten ayıl. Ayıl adamdan sayıl. İslam’da ölçü varken, sen kime oldun mail?