Asgari Ücret Tespit Komisyonu, yapılan açıklamalara göre yarın ilk toplantısını yapacak. Belki ilk toplantıdan bir rakam çıkmaz ama en azından tarafların ne istedikleri görülebilir. Hükümet kanadından yapılan açıklamalara bakılırsa yeni asgari ücretin çalışanın enflasyondan ezilmesini önleyecek bir rakam olacak. Bu rakam net olarak telaffuz edilmiş değil. Ancak, asgari ücretin her ay bazı sendikaların yaptığı araştırmaların sonuçlarında buldukları rakam ile mukayese edildiğinde çalışanların büyük çoğunluğunun aldığı asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu görülüyor. Halbuki bir çalışanın açlık sınırı altında bir ücrete talim etmesinin anlaşılabilir bir yanı yoktur. Çünkü milyonlar açlık sınırı altında bir ücrete mahkum olurken bir avuç azınlığın milli gelirden büyük bir pay alıyor olması sanıyorum şu günlerde üzerinde en çok durulması gereken bir husus.
Netice itibarıyla asgari ücretin belirlenmesinde bir takım ekonomik gerekçeler ileri sürülerek insanların insanca yaşamasını engelleyen bir rakama kilitlenilmesinin izah edilir bir yanı yoktur. Yani, asgari ücretin belirlenmesinde zamanında ya da bir erken seçimin gündemde olmasının etkili olmaması gerekiyor. Çünkü seçim, toplumun bir takım zaaflarından faydalanma aracı değildir. Sistemin gayet tabi bir sonucudur. Böyle olunca da belirlenecek asgari ücret bir seçim malzemesi haline getirilmemeli, insanımızın kimseye muhtaç olmadan yaşayabileceği bir seviyede olması gerekiyor. Böyle olunca da önümüzdeki günlerde belirlenmesinde asgari ücretin insanımıza sadece bir seçmen olarak bakarak değil insan olarak bakıp, insanca yaşamayı hak ettiğinin unutulmaması gerekiyor. Çünkü imkan var da olsa önümüzdeki yıl seçim olmayacak, öyle ise ekonomide yaptığımız yanlışların faturasını önümüzdeki sene de vatandaşa yıkalım demek insanımıza zulümdür.
Tüm bunlardan sonra belirlenecek asgari ücretin önümüzdeki sene seçimin olup olmayacağına göre değerlendirilmesi doğru değildir. Ancak, yapılan yorumlara baktığımızda asgari ücretin seçimi hesaba katmadan yapılan açıklama ve değerlendirmelerde 4 bin lira civarında olacağı tahmin ediliyor. O zaman ülkenin içine yuvarlandığı ekonomik çıkmazın sorumlusu yönetenler değil de vatandaşlarımız mıdır sorusunun cevabının ciddi olarak düşünülmesi ve ona göre cevaplandırılması gerekiyor. Bu rakamın 4 binin üzerine çıkması 5 bin liraya varmasının ise bir erken seçim habercisi olacağı da medyaya yansıyan yorumlar arasında yer alıyor. Netice itibarıyla diyebiliriz ki, asgari ücretin belirlenmesinde bir takım parti hesaplarının değil, insanımızın içinde bulunduğu sıkıntılar ölçü olarak ele alınmalıdır. Çünkü eğer ekonomik bir dar boğaz yaşıyor ve bunun sonucu olarak önümüzdeki yıl da insanımız açlık sınırı altında bir rakama mahkum edilecekse, “Yaşanan ekonomik dar boğazın sorumlusu yönetenler değil de vatandaş mıdır” sorusunun cevabı iyi düşünülmelidir. Çünkü seçimler, verilen oylarla ülkenin yöneticilerinin seçildiği bir işlemdir. Milletten oy isteyenler ise seçim meydanlarında, “Biz sizi açlığa mahkum edeceğiz” diyerek oy istemediklerine göre seçim meydanlarında verdikleri sözleri unutmamaları gerekir. Elbette seçmen de verdiği oyun hesabını sormalıdır. Bir takım vaatlere kanarak iktidara getirdiklerinin kendisini hangi duruma mahkum ettiğini görmesi gerekiyor.
Netice itibarıyla asgari ücret tespit komisyonundaki tarafların da iktidarın bir takım seçim hesaplarına göre hareket etmek yerine insanımızı düşünmeleri gerekiyor. Çalışanların gelirlerinin artması da kesinlikle ekonomiyi çıkmaza sürüklemez. Aksine ekonomiyi canlandırır. Çünkü asgari ücretle geçinmek zorunda olanların ücretini ne kadar artırırsanız artırın insanlar bugüne kadar karşılayamadıkları ihtiyaçlarını almaya yönelecekler, bu da ekonomiyi canlandıracaktır. Sözün özü asgari ücrette hiç olmazsa bu sene insanımıza rahat nefes aldırmak öncelikli düşünce olsun.