Ülkemizin zorlu günlerden geçtiği aşikâr, peki bu gidişatın sorumlusu kim? Ekonomik krizin, fiyat artışlarının, refah düzeyinin her geçen gün düşmesinin günahı kimin boynuna?

Halkımızın bir kısmı bu durumun sebebi olarak esnafı, ev sahibini görüyor ve onları suçluyor. Her ne kadar doğruluk payı olsa da onlar da bu durumdan hoşnut değil, ekonomik durumun kendilerini de etkilediğini ve kendi durumlarının da pek farklı olmadığını ifade ediyorlar.

Şu bir gerçektir ki her geçen gün yenilenen zamlar her kesimi olumsuz etkiliyor ve halkımız günden güne daha da fakirleşiyor.

Güzel ülkemizde öyle  bir döneme girdik ki oyundan başka derdi olmaması gereken çocuklarımız bile ekonomik dururumun vahametini konuşur oldu. 7'den 70'e hissedilen mali buhranın sorumluluğunu iktidar ne zaman üstlenecek ve gerekli adımları atar hale gelecek. Diğer taraftan  iktidar yandaşları bir an önce  gerçekleri görerek kötü gidişatın mümessili olarak diğer kesimleri suçlamaya son vermelidir. İktidara toz kondurmamak için yapılan bu suçlamaların ekonomiyi düzeltmediği aksine daha da kötüleştirdiği idrak edilmeli ve iktidar bunun arkasına sığınmaktan artık vazgeçmelidir. İktidar baştan beri yapması gerekenleri yaparak durumu düzeltmek için etkin maliye araçlarını kullanmalıdır.

Ne yazık ki bunun yerine engellilere verilen sosyal hakları dolaylı yollardan kısma cihetine gidiyor, doğrudan kaldıramıyor çünkü siyasi riski göze alamıyor ancak morfinleyerek, uyuşturarak peyderpey azar azar raporlarla oynayarak, evde bakım hizmetinin kriterlerini daraltarak, ÖTV uygulamasına sınır koyarak  verilen engelli haklarını nerdeyse ortadan kaldırıyor. Bununla ekonomi düzelecekse varsın düzelsin ama fakirin fukaranın, yoksulun, engellinin hakkını nerede ne zaman vereceksiniz onu da hakkın adaletinin tecelli ettiğinde göreceğiz buna da hiç şüphe yoktur vesselam.