Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, partisinin grup toplantısında TBMM’ye sunulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı değerlendirerek anlaşmanın öngördüğü askerî yükümlülüklere ve Türkiye’nin üstleneceği sorumluluklara ilişkin sorular yöneltti. “Bir Müslüman ülkenin güvenliğini başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul edemeyiz” diyen Arıkan, “Bu bölgenin önceliği, birbirine karşı değil siyonizme karşı bir cephe oluşturmak olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“BU BİR İŞ BİRLİĞİ DEĞİL, YÜKÜMLÜLÜK ANLAŞMASI”
Konuşmasında TBMM’ye sunulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı değerlendiren Arıkan, İslam ülkelerinin her alanda bir araya gelmesinin Saadet Partisi’nin en önemli hedeflerinden biri olduğunu söyledi. İslam coğrafyasının Batı’nın yol haritalarıyla değil, kendi kaynakları ve dayanışmasıyla ayağa kalkması gerektiğini belirten Arıkan, ülkeler arasındaki iş birliğinin yeni ayrışmalara yol açmaması gerektiğini vurguladı. “İslam ülkelerinin bir araya gelmesi başka şeydir, İslam ülkelerinin birbirine karşı bir araya getirilmesi bambaşka bir şeydir” diyen Arıkan, İslam dünyasında yeni çatışma hatları ve cepheler oluşturacak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

COP31 VE RUM LİDERİNİN KATILIMINA TEPKİ
Antalya’da düzenlenecek COP31’e Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin davet edilmesini eleştiren Arıkan, Kıbrıs’ı kimin temsil edeceği üzerinden iktidara tepki göstererek, “Kıbrıs davası, kürsüde konuşulup protokol masasında unutulacak bir dava değildir” dedi.
“FAİZ BARONLARINI KORUYAN BİR BÜTÇE”
2027 yılı bütçe teklifindeki 3 trilyon 868 milyar liralık açığa ve yüzde 45 artışla 3 trilyon 975 milyar liraya ulaşan faiz ödeneğine dikkat çeken Arıkan, bütçenin faiz lobilerini koruduğunu belirterek, “Bütçe, bir iktidarın nasıl yönettiğini, kime yük taşıttığını, kimi koruduğunu, neyi öncelediğini gösteren tercih belgesidir” dedi. Arıkan, “Onlar tabloların ne kadar büyüdüğünü anlatırken biz milletimizin sofrasının neden küçüldüğünü soracağız” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin haftalık TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) hazırlıkları, Kıbrıs meselesi ve 2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İstanbul’daki sel felaketi, belediyelere yönelik rüşvet iddiaları, fon mağduriyeti ve şeker pancarı fiyatları gibi başlıklara da değinen Arıkan, iktidarın politikalarına yönelik eleştirilerini dile getirdi.
“BU BİR İŞ BİRLİĞİ DEĞİL, YÜKÜMLÜLÜK ANLAŞMASI”
Konuşmasında TBMM’ye sunulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı değerlendiren Arıkan, İslam ülkelerinin her alanda bir araya gelmesinin Saadet Partisi’nin en önemli hedeflerinden biri olduğunu söyledi. İslam coğrafyasının Batı’nın yol haritalarıyla değil, kendi kaynakları ve dayanışmasıyla ayağa kalkması gerektiğini belirten Arıkan, ülkeler arasındaki iş birliğinin yeni ayrışmalara yol açmaması gerektiğini vurguladı. “İslam ülkelerinin bir araya gelmesi başka şeydir, İslam ülkelerinin birbirine karşı bir araya getirilmesi bambaşka bir şeydir” diyen Arıkan, İslam dünyasında yeni çatışma hatları ve cepheler oluşturacak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.
Anlaşmanın kamuoyuna yansıyan 16 maddelik metnini incelediklerini belirten Arıkan, “Görüyoruz ki bu metin bir iş birliği anlaşması değil, bir yükümlülük anlaşmasıdır” ifadelerini kullandı.
“TBMM’DEN İZİN ALINACAK MIDIR?”
Anlaşmanın ikinci maddesinde, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılmasının öngörüldüğünü hatırlatan Arıkan, askeri yükümlülüklerin kapsamına ilişkin sorular yöneltti. “Altıncı madde kapsamındaki konuşlandırmalar için TBMM’den izin alınacak mıdır?” diye soran Arıkan, anlaşma yürürlüğe girmeden 5 Ekim tarihli Riyad kararının hukuki dayanağının ne olduğunu da gündeme getirdi. Anlaşmanın üçüncü ve dördüncü maddelerinde geçen “mutabık kalınan faaliyetler” ve “ortak değerlendirmeler” ifadelerinin hangi usulle karara bağlanacağını soran Arıkan, yılda iki kez toplanacak komitenin kriz anında karar mercii olup olamayacağını sorguladı.
“MEKKE’NİN ADI KARDEŞLİĞE GÖLGE DÜŞÜRMEMELİ”
Bölgesel gelişmelerin anlaşmaya ilişkin endişelerini artırdığını belirten Arıkan, “Bir Müslüman ülkenin güvenliğini başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul edemeyiz” dedi. Bölgenin önceliğinin Müslüman ülkelerin birbirlerine karşı değil, siyonizme karşı bir araya gelmesi olması gerektiğini kaydeden Arıkan, “Mekke’nin adını taşıyan bir anlaşma, Mekke’nin temsil ettiği kardeşliğe gölge düşürmemelidir” ifadelerini kullandı.
“300 DÖNÜM TARIM ARAZİSİNİ OTOPARK YAPTILAR”
Antalya’da 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31 hazırlıklarını eleştiren Arıkan, Aksu’da EXPO alanının karşısındaki 300 dönümlük tarım arazisinin dolgu ve asfalt çalışmasıyla otoparka dönüştürüldüğünü söyledi. İklim değişikliğiyle mücadele ve karbon emisyonlarını azaltma hedefleri dile getirilirken tarım arazilerinin asfaltla kaplanmasını eleştiren Arıkan, “Şaka gibi ama gerçek: 300 dönüm tarım arazisini otopark yaptılar” dedi. Arıkan, iklim zirvesine hazırlık kapsamında yapılan çalışmaları çelişkili bulduğunu belirterek, tarım arazilerinin korunması gerektiğini vurguladı.
“SÖMÜRÜYÜ YEŞİLE BOYAMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”
COP31’i kapitalist sömürü düzenine ilişkin eleştirileri çerçevesinde değerlendiren Arıkan, zirvenin iklim değişikliğiyle mücadele söylemi altında mevcut ekonomik düzenin devamına hizmet ettiğini söyledi. Geçtiğimiz aylarda Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne ilişkin eleştirilerini de hatırlatan Arıkan, COP31’in de küresel güçlerin ekonomik çıkarlarından bağımsız ele alınamayacağını dile getirdi. Fosil yakıtların sınırlandırılması, karbon vergisi ve temiz enerji gibi başlıkları yeterli bulmadığını belirten Arıkan, “Sömürüyü yeşile boyamaktan başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.
“KIBRIS DAVASI PROTOKOL MASASINDA UNUTULAMAZ”
COP31’e Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin katılacağının açıklanmasını da eleştiren Arıkan, davetin hangi sıfatla yapıldığını sordu. Avrupa Birliği’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni bütün adanın temsilcisi gibi tanıdığını belirten Arıkan, bu yaklaşımı kabul etmediklerini ve KKTC’nin tanınması gerektiğini ifade etti. “Rum liderini Antalya’ya hangi sıfatla davet ettiniz? Davetiyesinde ne yazıyor? Masasına hangi unvan konulacak?” sorularını yönelten Arıkan, Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğinin uluslararası toplantılarda göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC’yi yok saydığını belirten Arıkan, Rum liderine Antalya’da kırmızı halı serilmesinin hangi gerekçeyle açıklanacağını sordu.
“Kıbrıs davası, kürsüde konuşulup protokol masasında unutulacak bir dava değildir” diyen Arıkan, “Şehitlerimizin emaneti kırmızı halıların altında bırakılamaz” ifadelerini kullandı.

“BÜTÇE, BİR TERCİH BELGESİDİR”
2027 yılı bütçe görüşmelerini değerlendiren Arıkan, iktidarın açıklayacağı rakamların vatandaşın hayatına yansıyan sonuçlarının esas alınması gerektiğini söyledi. “Onlar tabloların ne kadar büyüdüğünü anlatırken biz milletimizin sofrasının neden küçüldüğünü soracağız” diyen Arıkan, bütçenin iktidarın yönetim anlayışını ve önceliklerini gösterdiğini belirtti. Arıkan, “Bütçe, bir iktidarın nasıl yönettiğini, kime yük taşıttığını, kimi koruduğunu, neyi öncelediğini gösteren tercih belgesidir” ifadelerini kullandı.
“FAİZ BARONLARINI KORUYAN BİR BÜTÇE”
2027 yılı bütçe teklifinde 3 trilyon 868 milyar liralık açık öngörüldüğünü belirten Arıkan, sürekli borçlanmaya dayalı ekonomi yönetimini eleştirdi. Her yıl gelirinden fazla harcayan ve açığını kapatmak için yeniden borçlanan bir işletme örneğini veren Arıkan, “Burada bir yönetimden bahsedemezsiniz. Burada ancak bir savruluştan bahsedebilirsiniz” dedi. 2027’de tahmini vergi gelirlerinin 2026’ya göre 6,5 trilyon lira artmasının beklendiğini, KDV ve ÖTV gelirlerinin toplamının yaklaşık 11 trilyon liraya ulaşacağını kaydeden Arıkan, vergi yükünün hangi gelir gruplarına yüklendiğinin incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Faiz ödeneğinin yüzde 45 artışla 3 trilyon 975 milyar liraya ulaşmasına dikkat çeken Arıkan, “Bu bütçe en büyük gider kalemiyle kimi koruyormuş? Tabii ki faiz baronlarını, tabii ki küresel lobileri” diye konuştu.
AİLE, GENÇLİK VE EĞİTİM PROGRAMLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Bütçede bazı sosyal programların paylarının azaldığını ifade eden Arıkan; kayıt dışı ekonomiyle mücadele, ailenin korunması, bağımlılıkla mücadele, çocukların korunması, gençlik, engellilerin toplumsal hayata katılımı, temel eğitim ve yükseköğretim alanlarındaki ödeneklere dikkat çekti. “Bu bütçe aileyi, gençleri, engellileri, eğitimi, sağlığı, toplumu öncelemiyor” diyen Arıkan, kamu kaynaklarının vatandaşın ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“İSTANBUL’DAKİ FELAKETİN TEK NEDENİ YAĞIŞ DEĞİL”
İstanbul’da geçen hafta yaşanan sel felaketini de değerlendiren Arıkan, vefat edenlere rahmet, zarar gören vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Felaketin yalnızca şiddetli yağışla açıklanmasına karşı çıkan Arıkan, “Yağışın şiddeti, yaşanan felaketin tek başına açıklaması değildir” dedi. Dere yataklarındaki yapılaşma, artan beton yoğunluğu ve yağmur suyunun toprağa sızabileceği alanların azalmasının felaketin boyutlarını artırdığını belirten Arıkan, “Dere yatağına AVM yaparsanız selden, fay hattına rezidans dikerseniz depremden şikâyet edemezsiniz” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un afetlere karşı dirençli hâle getirilmesi gerektiğini belirten Arıkan; geçirgen toprak alanlarının korunması, suyun doğal akışına imkân tanınması, kanalizasyon ile yağmur suyu hatlarının ayrılması ve erken uyarı sistemlerinin kurulması çağrısında bulundu.

“BELEDİYE BAŞKANININ ROZETİNİ DEĞİŞTİRMEKLE ALTYAPI DEĞİŞMEZ”
İstanbul’un yağışa, pandemiye ve olası bir büyük depreme hazırlık durumunu gündeme getiren Arıkan, afet riskleri karşısında siyasi hesapların öncelik kazanmasını eleştirdi. İktidarın gündeminde milletvekili transferleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni yeniden kazanma çabaları ve fon meselesinin üzerini kapatma girişimlerinin bulunduğunu söyleyen Arıkan, “İktidar sahipleri, İstanbul’da belediyeleri nasıl geri alırız konusuna harcadıkları enerjinin, mesainin yarısını ‘İstanbul’u afete nasıl hazırlarız?’ sorusuna harcasaydı Türkiye bugün bu felaketleri yaşamazdı” dedi. Arıkan, “Belediye başkanının rozetini değiştirmekle şehrin altyapısını değiştiremezsiniz” ifadelerini kullandı.
“ŞEHİRLERİ SEL, BELEDİYELERİ RÜŞVET BASMIŞ”
Yerel yönetimlerdeki rüşvet iddialarını değerlendiren Arıkan, farklı siyasi partilerden belediye başkanları, imar müdürleri ve belediye bürokratları hakkında gündeme gelen iddialara dikkat çekti. Geçmişte rüşvetin “çorba parası” olarak anıldığını belirten Arıkan, “Her kutudan bir daire, her kasadan bir yalı parası çıkıyor” dedi. Rüşvet paralarının saklanması için evlerin kiralandığı iddialarını da eleştiren Arıkan, vatandaşların barınma sorunu yaşadığı bir dönemde ortaya çıkan bu tabloya tepki gösterdi.
“Biz Allah’ın izniyle ayakkabı kutusundan ayakkabı, baklava kutusundan baklava çıkan bir Türkiye inşa edeceğiz” diye konuşan Arıkan, rüşvetle mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
“BATAKLIĞI KURUTMAK YERİNE SİNEK AVLANIYOR”
Fon mağduriyetlerine ilişkin kanun teklifini değerlendiren Arıkan, mağdurların zararlarının karşılanması için düzenleme yapılması gerektiğini ancak mevcut teklifin yeterli güvence sağlamadığını belirtti. “Yine bataklığı kurutmak yerine sinek avlanmaya çalışılıyor” diyen Arıkan, bir milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasının gündemde olduğunu hatırlattı. Bu ödemenin garanti olmadığını vurgulayan Arıkan, “Kaynak bulunursa ödenecek, o da en fazla bir milyon lira” ifadelerini kullandı.
Mağdurların kalan alacaklarını ne zaman ve hangi oranda tahsil edebileceğinin belirsiz olduğunu belirten Arıkan, ara ödemelerde enflasyon farkı bulunmamasının da birikimlerin değer kaybetmesine yol açacağını söyledi.
“SORUNUN KAYNAĞI OLANLAR SORUNU ÇÖZEMEZLER”
Fonların tasfiyesi, değerlemesi, satışı ve yatırımcılara yapılacak ödemeler konusunda Sermaye Piyasası Kurulu’na geniş yetkiler verilmesini eleştiren Arıkan, mevcut denetim mekanizmalarının sorgulanması gerektiğini belirtti. “Biz zaten bu noktaya SPK hiçbir şey yapmadığı veya siyasi baskılardan bir şey yapamadığı için gelmedik mi?” diye soran Arıkan, “Sorunun kaynağı olanlar, sorunu çözemezler” ifadelerini kullandı.
Fon krizinin yalnızca mağdurları etkilemediğini, borsanın, şirketlerin ve Türkiye ekonomisinin de zarar gördüğünü söyleyen Arıkan, uluslararası yatırımcıların güvence arayışına dikkat çekti.
“FON VURGUNUNUN SİYASİ AYAĞINI AÇIKLAYIN”
Fon krizi üzerinden muhalefetin ekonomiyi terörize etmekle suçlanmasını eleştiren Arıkan, sorumluların ve siyasi bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. “Ekonomiyi terörize edenleri arayanlar o meşhur listeye bakacaklar. Orada aradıklarını bulacaklardır” diyen Arıkan, listenin başına “Fon Terör Örgütü” yazılması gerektiğini ifade etti. Fon mağduriyetinde gazetecilerin, bürokratların, şirketlerin, kurumların ve mağdurların suçlandığını ileri süren Arıkan, “Ama iş siyasi ayağa gelince listeyi sümen altı ettiniz” dedi. Sorumluların yargılanmasının önünün açılmasını isteyen Arıkan, “Kontrol sizdeyse sorumluluk da sizdedir” ifadelerini kullandı.
“ASIL MESELE, İNSANI BOZAN DÜZENİN KENDİSİ”
Fon krizinin ülkedeki ekonomik, siyasi ve ahlaki sorunları bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Arıkan, sorunların yalnızca kişilerin değişmesiyle çözülemeyeceğini söyledi. “Tezgâh eğriyse o tezgâhtan düzgün ürün çıkmaz” diyen Arıkan, mevcut düzenin insanları da dönüştürdüğünü söyledi. Siyasetçi ve bürokratların kamu hakkına zarar veren uygulamalara karışmasını, gazetecilikte yaşanan sorunları ve gençlerin şiddete yönelmesini aynı sistem eleştirisi çerçevesinde değerlendirdi. “Görüldüğü gibi mesele yalnızca insanların bozulması değildir. Asıl mesele, insanı bozan düzenin kendisidir” ifadelerini kullanan Arıkan, adil bir düzenin gerekliliğini vurguladı.
“Düzen değişmeden hiçbir şey köklü biçimde değişmez” diyen Arıkan, yolsuzluğa, rüşvete ve torpile imkân vermeyecek güçlü denetim mekanizmalarının kurulması gerektiğini belirtti.
“NE ŞEKER PANCARININ TADI KALDI NE ÇİFTÇİNİN”
Şeker pancarının ton başına alım fiyatının 3 bin 720 lira olarak açıklanmasını eleştiren Arıkan, yüzde 20’lik artışın enflasyon oranının altında kaldığını söyledi. “Şimdi iktidara soruyorum: Siz bu ülkede çiftçinin mazotunu, gübresini, elektriğini, sulama maliyetini yüzde 20 mi artırdınız da pancara yüzde 20 artış verdiniz?” ifadelerini kullanan Arıkan, üreticilerin artan maliyetler karşısında zorlandığını belirtti. “Bugün pancar üreticisi bir kilo pancar satacak, bir sakız bile almayacak” diyen Arıkan, pancar fiyatının en az enflasyon oranında yeniden değerlendirilmesini istedi.
Tarımsal fiyatların ekimden önce maliyete dayalı bir formülle ilan edilmesini, stokların eritilmesini ve ihtiyaç olmadığı sürece şeker ithalatına izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Arıkan, “Bugün çiftçiye vermediğiniz parayı yarın ithalata vermek zorunda kalırsınız” ifadelerini kullandı.
“GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”
Konuşmasında basın özgürlüğüne de değinen Arıkan, gazetecilerin haberleri nedeniyle gözaltına alınmasını, ev hapsine mahkûm edilmesini, televizyon ekranlarının karartılmasını ve medya kuruluşlarına kayyım atanmasını eleştirdi. Arıkan, “Maalesef bugün ülkemizde gazetecilik yapmak bir kamu hizmeti değil, adeta bir cesaret testi hâline dönüşmüştür” diyerek, gazetecilerin çalışma koşullarının giderek ağırlaştığını söyledi. “Gazeteci soramazsa iktidar sahipleri hesap vermez” ifadelerini kullanan Arıkan, tek tip habercilik ve tek sesli medya düzeninin topluma zarar vereceğini belirtti. Arıkan, “Gazetecilik suç değildir” diyerek basın özgürlüğünün önemine dikkat çekti.
BABACAN: "FAİZİN BEDELİNİ VATANDAŞ ÖDEYECEK”
Toplantıda konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 2027 yılı bütçesinde faiz giderlerinin 3 trilyon 975 milyar liraya ulaşmasına tepki göstererek bütçenin önceliğinin üretim değil, faiz olduğunu söyledi. Faiz ödemelerinin vergilerle veya yeni borçlanmalarla karşılanacağını belirten Babacan, “Sonunda bu faizin bedelini emeklimiz ödeyecek, işçimiz ödeyecek, esnafımız ödeyecek, çiftçimiz ödeyecek” dedi. İktidarın seçim öncesinde faizlerin düşürüleceği yönünde verdiği sözleri hatırlatan Babacan, “Bunlar, Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizini ödeyen iktidarı olarak tarihe geçtiler” ifadelerini kullandı.





