Hiç olmazsa yeni anayasa yapılması bir takım siyasi hesap ve entrikalara alet edilmeseydi de milletin isteğine tamamen olmasa bile kısman cevap verilebilseydi.Ama olmadı,olmayacak gibi. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda 4 parti tarafından mutabakata varılarak hazırlanan 60 maddenin TBMM Genel Kurulu’na getirilmesi teklifi başlangıçta sanki CHP ve BDP tarafından sıcak karşılanmış gibi bir görüntü verildi. MHP ise baştan anayasa hazırlanacaksa bir bütün olarak 4 partinin uzlaşması ile hazırlanmasını, parça parça Meclis’e getirilmesine karşı olduklarını çıkladı. Sonuçta CHP ile AK Parti üzerinde uzlaşılan 60 maddeyi Genel Kurula getirerek geçirecekleri görüntüsü vermişlerdi ama, sonunda o görüntünün sadece bir siyasi atraksiyondan ibaret olduğu ortaya çıktı.

Yeni anayasa hazırlanması gündeme geldiği günden itibaren yeni anayasanın hazırlanması hususunda tüm maddelerin 4 partinin uzlaşması ile çıkmasını istemek ve beklemenin gerçekçi olmadığına vurgu yapıyorum. Dörtlü bir uzlaşmanın Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin yaklaşımlarına uymadığını, bunun için tüm maddeler üzerinde 4 partinin uzlaşmasını istemenin yeni anayasa hazırlanmamasını istememekle eş anlamlı olduğuna vurgu yapıyorum. Sonuçta yanılmayı çok isteme rağmen uzlaşılmış maddeler konusunda bile uzlaşılamadığı ortaya çıktı.

Bu noktada insan sormadan edemiyor; Komisyonda uzlaşılmış maddelerin Meclis’e getirilerek görüşülüp kabul edilmesinin ne sakıncası var Komisyonda uzlaşırken gerçekten niyetler uzlaşmak değil de uzlaşmış gibi görünmek miydi Çünkü ortaya böyle bir görüntü çıkıyor. Daha doğrusu partilerin bazılarının yeni anayasa yapmak konusunda samimi olmadıkları görülüyor. İnsanımıza yıllarda beri darbe anayasaları ile çok görülen hak ve özgürlüklerin Meclis’te temsil edilen bazı partilerince de çok görüldüğünü gösteriyor. Bu ise milletten oy alarak varlıklarını sürdürmek durumunda olan partilerin varlık sebebine aykırı düşüyor.İster istemez siyasette samimiyet sorununun sorgulanmasını gündeme getiriyor.

Elbette komisyonda uzlaşılan 60 maddenin Genel Kurula getirilmesine karşı çıkan partilerin kendilerine göre gerekçeleri var. Daha doğrusu her parti bir takım gerekçeler ileri sürüyor. Ancak bu gerekçeler bırakın yeni bir anayasa hazırlanmasını, üzerinde mutabakata varılmış maddelerin bile hayata geçmesini engelliyorsa gerekçeler bin anlam ifade eder mi Anlam ifade etse bile milletin beklentisine cevap verebilir mi

Siyasi partilerin toplumun beğenisini kazanmak, oylarını artırmak için bir takım taktikler ve stratejiler uygulamasını anlamak mümkün ama, parti çıkarı uğruna yıllardan beri milletimizin beklediği yeni anayasa düzenlenmesinin çıkmaza sokulmasını anlamak mümkün değil. Böyle bir sonuc halkı darbecilerin yaptığı anayasa ve uygulamalara mahkum etmek anlamına gelmez mi Bir taraftan darbe anayasalarından şikayet edeceksiniz öbür yandan yeni bir sivil anayasa yapılması şu yada bu bahane ile sonuç alamayacaksınız, bunun mantığı olabilir mi Aslında yeni anayasanın hazırlanmasını engellemenin partilerin çıkarına değil aleyhine olması, millet nazarında yeni anayasa hazırlanmasını engelleyenlerin mahkum edilmesi sonucunu doğurması gerekmez mi

Sanıyorum bu noktada toplumun önemli bir kesiminin ne olması gerektiği üzerinde kafa yormak yerine parti yöneticilerinin ne dediği ile yetinmeleri üzerinde durmak gerekiyor.

Bunun içindir ki,Meclis’te temsil edilen partiler bir yandan yeni anayasa yapılmasından yana görüntü vermeye çalışırken öbür yandan da bunun nasıl engelleneceğine kafa yoruyorlar. Böylece halkı kandırdıklarını düşünüyorlar.