Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) D. Mehmet Doğan Divanı’nda düzenlenen ve siyaset, edebiyat, düşünce ile akademiden pek çok ismi bir araya getiren anma programı, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından merhum Kelleci’nin ömrünü adadığı hizmetleri ve hayat mücadelesini konu alan kısa film gösterimi sunuldu.
BÜLENT ARINÇ: “MÜSTESNA VE MÜNHASIR BİR İNSANDI”
Programda konuşan TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç, Kemal Kelleci ile 1960’lı yılların sonunda Ankara’da tanıştıklarını belirterek hatıralarını paylaştı: “Kendisi klasik anlamda bir entelektüel değildi ama bu davaya canını, başını koymuş Necip Fazıl ekolünden hareketli ve müstesna bir insandı. Ankara’ya gelen gençlerin yurt, burs, kitap ihtiyacıyla birebir ilgilenir, konferanslara götürürdü. Yıllar sonra TBMM Başkanlığı görevini üstlendiğimde de ziyaretlerime gelirdi. Sohbetlerimiz olurdu. Allah rahmet etsin, makamı ali olsun. Bu vesileyle yeniden ailesine, sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

PROF. DR. MUHAMMET ENES KALA: “GÜLLERİ DOSTLARINA İKRAM ETTİ”
TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala ise Kelleci’nin karşılıksız hizmet anlayışına dikkat çekerek, “Gül yetiştiricisiydi; gülleri yetiştirdi, dikenlerini kendisine ayırıp gülleri dostlarına ikram etti. Hiçbir dünyevi menfaat ve beklenti gözetmeksizin, amasız ve fakatsız hayırlı işler yapılabileceğini yaşayarak bizlere gösterdi. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum,” ifadelerini kullandı.

ANADOLU’YA TEFSİR TAŞIYAN ADAM
Sivil toplum ve düşünce hayatında derin izler bırakan “Anadolu’nun Kur’an dervişi” ve “Anadolu’ya tefsir taşıyan adam” unvanlarıyla maruf Kelleci’nin mirası, Prof. Dr. Ramazan Yelken’in yönettiği panelde ele alındı.
Panelde konuşan Mehmet Ali Baltaşı, Mehmet Akif Ersin, Fatih Uğurlu ve Mehmet Vural; merhumun 1970'li ve 80'li yıllarda Seyyid Kutub’un Fî Zılâli’l-Kur’an tefsiri başta olmak üzere binlerce ciltlik tefsir, meal ve fikir kitabını hiçbir ticari gaye gütmeden, kendi imkânlarıyla Anadolu’nun en ücra köşelerine ulaştırdığını aktardılar. Konuşmacılar ayrıca; Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan ve Fethi Gemuhluoğlu gibi isimlerle yakın dostluğu bulunan Kelleci’nin, Anadolu’dan Ankara’ya gelen yoksul öğrencilere yurt, burs ve iş imkânı sağlayarak adeta “tek kişilik bir vakıf” gibi çalıştığını vurguladılar.

KIZI ZEYNEP KELLECİ GÖZCÜ’DEN DUYGUSAL ANLAR
Merhum Kemal Kelleci’nin oğlu Mehmet Ali Kelleci’nin gönderdiği mesajın da okunduğu programda babasını anlatan Zeynep Kelleci Gözcü, merhumun özellikle kız çocuklarının eğitimine büyük önem verdiğini altını çizerek duygusal anlar yaşadı: “Babam sosyal adalet duygusu yüksek, kendisine teslim edilen burs ve yardımları kuruşuna dokunmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştıran dürüst ve samimi bir dava insanıydı. Bu koşturmaca içinde eve az uğrardı. Bir gün kapı çaldığında annem ‘Kim o?’ diye sormuştu, ben de ‘Bir yabancı’ demiştim... Ama o gelen benim babamdı.”
KEMAL KELLECİ KİMDİR?
26 Mayıs 1934'te, Isparta'nın Yalvaç ilçesine bağlı Dedeçam köyünde doğdu. Fikir ve hareket adamı olarak tanınan Kemal Kelleci, 1970’li yıllardan itibaren çeşitli grupların sohbetlerine katılarak Kur’an tefsiri dersleri aldı ve öğrendiklerini öğrencilere, halktan kişilere bu ilgileri aktarmak için olağanüstü bir çaba gösterdi.
On üç yaşındayken 1948’de Ankara’da yaşamaya başladı, neredeyse 6 neslin Ankara’dan gelip geçtiğine şahit oldu. İlk gençlik yıllarında Osman Turan, Recep Doksat'la beraber Türk Ocakları’nda çalıştı. Konyalı felsefeci Hamdi Ragıp Atademir, Nurettin Topçu, Mustafa Yazgan, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi isimlerin konferans vermesine öncülük etti.
Yazar Kemal Kelleci, bir söyleşisinde, fikirlerini ve hareketini şöyle özetlemiştir:
“Bizim zamanımızda 32 farz, namaz hocası gibi kitaplar vardı. Biz 54 farzı bile bilmezdik. Konyalı Mehmed Vehbi Efendi’nin, Elmalılı Hamdi Yazır beyin tefsirlerinin dili de ağırdı, logaritma gibi kitaplardı bunlar. Bu açıdan Bekir Karlığa’nın çevirdiği Fizilalil Kur’an’ın Türkiye’de İslami bilginin ve bilincin gelişmesine katkıları büyük oldu. Hatice Babacan olayının ilk elden şahidiyim. Haşim Çağatay, Babacan’ın başörtüsünü çıkarmasını istemiş. Ben Fikir ve Aksiyon Birliği’nin temsilcisi olarak olaya müdahale ettim. Ben alim falan değilim ama Ankara Palas’ta 1975 yılında Kur’an anlaşılır diye tebliğe başladım. Ben uzun maraton koşucusuyum. Sezai beyler, Necip Fazıl üstad, Mustafa Yazgan gibi isimlerin o çalışmaları olmasaydı bugün Türkiye’de bu güzel neticeler hasıl olmazdı.”
Kelleci'nin, Öncü Kitap tarafından yayımlanmış 'Kapıdaki Yabancı' adında bir eseri bulunmaktadır.





