Günümüz insanının bir bütün olarak savrulduğu, yer ve konumunun iyice kayganlaştığı bir zamanda bilinçli bir insan topluluğunun, özellikle de gençliğin büyük düşüncemiz ve idealimiz etrafında bütünleşmesi önem arz ediyor. Gençliği bekleyen büyük tuzakların varlığı ve kuşatmışlığında gençliğin İslâm düşüncesine bağlı kalması zorunlu. Hatta önemlinin de ötesinde. Müslümanların giderek savrulduğu, birçok şeye teslim olduğu şu günlerde gençliğin idealini yitirmeden, samimi, sâdık ve içtenlikle düşüncesine, özüne ve ruhuna sahip çıkması Anadolu Gençliği mensuplarının sorumluluğunda ve onlara büyük bir iş düşüyor.

Bu yakın zamanda Anadolu’nun birçok yerine gittik. Anadolu Gençliğin daveti üzerine gittiklerimin dışında başka vesilelerle gitme durumunda kaldığımda Genel Merkezi arıyorum, haber veriyorum. “Filan ilde programım var şubenizi bilgilendirin, onlarla birlikte olabiliriz diye.” Bunu sevgili dostum Muammer Bilgiç ile birlikte yapıyoruz. Onu bilgilendiriyorum. Yakın zamanda gittiğim her ilde gençliğin durumu beni biraz daha umutlandırıyor ve heyecanlandırıyor. Adana, Bingöl, Malatya, Aksaray, Sakarya yakın zamanda gittiklerim. İstanbul’da Marmara Hukuk ile İstanbul Anadolu Gençlik programları ise yakın zamanda birlikte olduklarım veya olacaklarım.

Her şeyden önce bu tertemiz gençlik beni giderek heyecanlandırıyor. Bu sene gördüklerim umudumu arttırdı. Sağlık sorunlarıma rağmen, onların davetlerine hayır diyemiyorum. Önümüzdeki günlerde Eskişehir, Gaziantep, Kilis, Muş ve Edirne programlarına sözüm var.

Teknoloji ve medyaya insanlık yenik düştü. Özellikle gençliğin bütün dünyasını kapladı. Ülkemizde ve İslâm coğrafyasında büyük bir düşünce boşluğu var. Mevcut düşünürlerinden, yazarlarından ve şairlerinden habersiz. Haberli olsa bile okunmuyor. Bunun elbette birçok nedeni var. Başta insanlığın idealini, yolunu ve hedefini yitirmiş olması. Okuma bir gereksinim olmaktan çıkmış. Bir genç öncelikle son dönem teknolojinin araçlarına sahip olmak için büyük bir çaba içinde. Örneğin bir telefon bin lira dolayında ise bir de onun getireceği aylık giderler eklenince, gençlik harçlığından kitaba, dergiye ve gazeteye ayıramıyor. Okulun zorunlu giderleri de eklenince artık bunun altından kalkamıyor. Gençliğin ruhen ve kalben beslenmesi için çok çok okuması gerekiyor. İnsanın ufkunu, zihin dünyasını açan, bilincini oluşturan ve birikimini sağlayan kitabı bilgidir. Gençlik eğer roman, öykü, şiir, deneme ve bilimsel eserleri okumuyorsa okul bilgileriyle nereye kadar gidebilir Gençlik otomat bir halde kurgulanmış gibi oradan oraya koşturuluyor. Başıboş bir gençliğe ve hatta tamamen ilgisiz sıradanlığa dönüşüyor. Bu da büyük yığınların özellikle medya üzerinden yürütülen savruluşlara kapılıyor. Son zamanlarda medya üzerinde yürütülen sonunu nereye vardığı ve varacağı bilinmeyenlere götürüyor. Küçücük bir olay birden bir kasırgaya, boraya dönüyor yıkıp geçiyor.

Geçmiş zamanda Üstat Necip Fazıl’ın Anadolu konferansları, sonraları Akif İnan’ın konferansları oldukça etkiliydi. Üstat Sezai Karakoç’un her bir eseri bizlerin dünyasını doldurmaya ve beslemeye yetiyordu. Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera, Yönelişler gibi düşünce ve edebiyat dergileri; siyasal ve düşünsel anlamda Erbakan Hoca’nın bilinç yüklü konuşmaları, Milli Gazete ile Yeni Devir gazetelerinin etkileri unutulamaz. MTTB, Akıncılar, Milli Gençlik gibi gençlik toplulukları sahip bulundukları imkânları şöyle ya da böyle iyi değerlendiriyorlardı. Okuma tutkusu vardı. O dönmeden hem iyi bir entelektüel kadro, hem de siyasal birikim olarak iyi bir kuşak oluştu. Oluştu ama savruluşlar o büyük birikimi ne yazık ki dağıttı. Siyasal yükseliş, iktidar tutkusu, çıkar duygusu baskın hale gelince büyük bir savruluş yaşandı. İnsanlar köreldi, sadece en tepede bulunan siyasi figürün iki dudağı arasında çıkan sloganlarla yetiniyor. Günümüzün büyük açmazı.

Anadolu Gençlik bu anlamda önemli bir işleve sahip. Onların daha çok okumaya, düşünmeye ve bilinç edinmeye büyük gereksinimleri var.