Bismillâhirrahmânirrahîm;

GEÇTİĞİMİZ hafta Türkiye Cumhurbaşkanı, yanında kalabalık bir personelle ABD’de, BM Toplantısı’na katıldı. Farklı etkinlikler de oldu. Daha 18 Eylül günü, Cumhurbaşkanı’nın toplantıya giderken, önceden hiçbir yöneticiden duymadığımız sözleriyle şoke olduk: “Yeni küresel sistemde yer almak için üzerimize ne düşüyorsa yapmakta kararlıyız.”

Bu söz, ABD’ye bir mesaj mıydı? Ne anlama geliyordu? Daha Adil Bir Dünya Mümkün kitabının bir açılımı mıydı? Batı’ya, sizin temsilciniz, şubeniz olabiliriz mi, denilmek isteniyordu? Bu cümle, küresel sisteme teslim olmak, uşaklık etmek anlamını mı yükleniyordu? Bütün bu soru işaretlerinin giderilmesi gerektiğini düşünüyorum.

ABD’de 35 katlı bir Türkevi açılışı yapıldı. Cumhurbaşkanı bu ziyarete büyük bir konvoyla gitti. İki zırhlı aracın fiyatının 40’ar milyon dolar olduğu konuşuldu. Sadece konvoyda kullanılan araçların taşınmasına 270 bin dolar ödendiği söylendi. 291 milyar dolara (2.5 katrilyon lira) mal olan Türkevi’nin açılışı görkemli bir konvoy eşliğinde gerçekleşti.

Böyle bir icraat “öncelikli” miydi? Türkiye’de okullara başlayan öğrenciler evsizlikten bunalıyordu. Bazı insafsız ev sahipleri, ederinden 3-4 kat fazla kira parası istiyordu. Lise öğreniminin iki senesini İstanbul’da okuyan ÖSYM Türkiye 276’ıncısı İbrahim gencimiz Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni kazanmış; fakat iki hafta ev arayıp bulamayınca beni aradı. Bereket ki, AGD’nin gayretiyle bir yöntem bulduk da İbrahim’i yerleştirdik.  Yüz binlerce öğrenci benzeri durumu yaşadı.

LÜKSE DÜŞKÜNLÜK

SAADET Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, yöneticilerin lüks ve israfa düşkünlüğüne karşı; Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinden Almanya’yı örnek verdi. Merkel yıllardır iktidarda. Bugün, iktidardan ayrılmaya hazırlanırken, sadece kaldığı bir dairesi var. Pazar alışverişini kendisi yapıyor. Tarifeli uçaklarla toplantılara katılıyor. Lüks makam aracı yok. Fakat bizde, resmi yoldan yapılan lüks ve israfa karşılık; okullarına başlayan bazı öğrencilerimizin bilmediği şehirlerde evsiz kaldıklarının farkında mıyız?

Saadet Lideri bu tutarsızlığı şöyle değerlendirdi: “Almanya’nın millî geliri bizde yok. Ama biz saraylarda yaşıyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde bizdeki gibi araba saltanatı yok. Hepsi lüks arabalar! Ekonomiyi bu anlayışla nasıl düzelteceksiniz? İtibar kazanmak için israf yapacaksın, ama öğrenci imkân bulamadığı için parklarda yatmak zorunda kalacak. Allah’tan korkun!” (22.09.2021)

Saadet Partisi GİK Üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, ABD’de Türkevi açıp görkemli açılış yapma garabetini değerlendirdi: “Amerika, Ankara’da bina yapsa, görkemli açılış yapsa ne kadar komik olur.” (23.09.2021)

Bizim ABD’de büyükelçiliğimiz yok mu? Millî serveti orman yangınlarında yanmış; sel felâketiyle bazı ilçeleri hayalete dönmüş, pek çok can kaybına uğramış, öğrencisine yeterli kalacak mekân bulamamış, uzmanların ‘depremin kapıda olduğunu’ söylediği bir Türkiye’ye, bugünkü ortamda büyükelçiliğimiz yetmiyor mu? Borçla varlığını sürdüren bir ülkenin öngörüleri sağlam ve icraatta “öncelikleri” olmalı, değil mi?

GİZLİ SÖZLEŞME Mİ?

ABD ziyaretinde, Siyonist İsrail’le “gizli” bir Sözleşme yapıldığı konusunda, basında resimli, belgeli yazılar yayınlandı. Ne oluyoruz? DEVA Partisi kurucusu Metin Gürcan Twitter hesabından paylaştı: “Bugün imzalandı. Filistin davası sizlere ömür! Hele Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın şu gururla tuttuğu belgenin 4. veya 5. Madde’sini ben veya Sn. Ünal Çeviköz televizyonlarda konuşsak, sanırım bizi ‘yandaş medya’ çarmıha gererdi.” (22.09.2021)

Millî Gazete internet sitesi konuyu, “AKP Siyonist İsrail’le böyle anlaştı. Gizli Sözleşme deşifre oldu” başlığıyla okuyucusuna duyurdu. “Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi, Ortodoks Yahudi Ticaret Odası ile ortak deklarasyon yayınladı” diyerek mutabakata varılan 5 maddeyi açıkladı. (22.09.2021) Millî Gazete olayı, “Filistin’e İhanette Anlaştılar” manşetiyle verdi. Sözleşme’nin “Filistin dostu BDS hareketinin Türkiye’deki çalışmalarına engellemeyi amaçladığı” belirtildi.

ABD heyetinin Türkiye’ye döneceği günlerde bir “ Kürt Sorunu” tartışması başlatıldı. Yoksa bu olay yapılanları örtmek için gündem değiştirmeyi mi amaçlıyordu? Hükümet, bu yaşananlar konusunda kamuoyunu aydınlatmalı.

Sekiz aydır Türkiye hakkındaki tutumunu gördüğümüz ABD Başkanı için, “Dostum Biden” denilmesi ne kadar isabetli? Biden’ın İsrail, Ermeni ve Rumlar ile dostluğunu biliyoruz, ama Türkiye için aynı şeyi söyleyebilmek zor. AKP, halkın verdiği büyük destekle, tek başına 19 yıldır iktidarda olmasına rağmen, dış politika da dâhil; hukuk, eğitim, ekonomi gibi temel sorunları çözemeyişini ciddi olarak masaya yatırmak zorundadır!