Missouri bir kaz daha yanıyor! Yanan, sadece bir eyalet değil. Bütün değerleri, “değerlerin gücü” adına ayakları altına alarak hızlı bir şekilde yükselen ve dünyayı kan gölüne çeviren Amerikan emperyalizmi. Kölelerin kanı ve emekleri üzerine inşa edilmiş imparatorluk, bugünlerde onların torunlarının sistemin söylemleri üzerinden başlattıkları isyan ile çok zor durumda.

Missouri eyaletinde 18 yaşında silahsız, siyah bir genci vurarak öldüren polis hakkında jürinin dava açılmasına gerek olmadığına hükmetmesi bardağı taşırmış durumda. Bu öfkeyi, büyük ölçüde bu renkten olan Başkan Obama bile durduramıyor.

Çünkü devlete olan güven ciddi manada sarsılmış durumda. Dolayısıyla Ferguson olayları, aslında hızlı bir çöküş sürecine girmiş bulunan ve ciddi anlamda sorgulanmaya başlanan ABD adalet anlayışına duyulan derin öfkenin ta kendisi! Sistemde yapılan birtakım makyajlar ise sistemin kirliliğini kamufle etmeye yetmiyor!

***

Nitekim öldürülen çocuğun ailesi (Brown) bu kararı “büyük bir hayal kırıklığı” olarak nitelendiriyor. Brown ailesinin avukatı Crump’ın yaptığı açıklama bu açıdan dikkat çekici. Crump, adalet istediklerini belirterek, “Bu sistem her zaman polise, çocuklarımıza zarar vermeye ve öldürme izni veriyor. Bu dinamiği değiştirmek zorundayız” diyor.

Haksız da sayılmaz. Nitekim “Propublica” isimli araştırma kuruluşunun ABD’de 2010-2012 yılları arasında polis tarafından öldürülen kişiler üzerinde yaptığı araştırma çarpıcı bilgiler içeriyor. Buna göre, üç yıl içinde toplamda bin 217 kişi polis tarafından vurularak öldürülmüş. Bunların büyük çoğunluğunu siyahiler oluşturuyor ve bunların oranı, beyaz gençlerin sayısından 21 kat fazla. Yaşları ise 15-19 arasında değişiyor.

ABD’de siyahi genç olmanın bir beyaz gence göre 21 kat daha fazla hayati tehlike taşıdığı bir ortamda Ku Klux Klan’ın sokaklarda elini kolunu sallayarak dolaşması ise, sistem ve Amerikan toplumu adına çok daha büyük bir tehlikeye, “Amerikan Nazizmi”ne dikkatleri çekiyor.

***

Meseleyi sadece siyah-beyaz ve “diğer renkler” bağlamına indirgememek gerekiyor elbette! Çünkü ortaya çıkan kriz aslında daha derin bir sorunun yüzeye, en zayıf halkaya yansımış hali. Bunun temelinde de ABD’nin iktisadi olarak içine girdiği iktisadi bunalım yatıyor.

ABD ekonomisinde yaşanan krize paralel olarak toplumsal bazda yaşanan hızlı çözülme; ötekileştirme ve ırkçılık olarak bir kez daha sahneye dönmüş durumda.

Hedef kitlenin sadece ABD nüfusunun yaklaşık olarak yüzde onunu oluşturan siyahiler ile sınırlı kalmayacağı ortada. Bunu, yüzde yirmi oranında bir orana sahip İspanikler ile diğer göçmenlerin oluşturacağı da öngörülüyor. Bunun için çok uzaklara gitmeye gerek yok. ABD-Meksika sınırında yaşananlara bakmak fazlasıyla yeterli olacaktır. Kaçak geçişler, bu öfkeyi her geçen gün daha da artırıyor!

***

Bu bağlamda bir refah ve çıkarlar devleti olan ABD, denizin bitmesiyle birlikte kendi içinde bir hesaplaşma-çatışma sürecine doğru koşar adım gidiyor desek, pek de yanılmış olmayız. Bunun son bir yansıması da gündeme damgasını vuran bir istifa haberi.

Savunma Bakanı Hagel’in istifa etmek zorunda kalması, daha doğrusu görevden “kibarca” alınması ABD içinde dış politikada yaşanan derin çıkmazın ve bunun şimdilik Beyaz Saray-Pentagon arasında baş gösteren sistem çatışmasının (ya da en hafif ifadeyle “görüş ayrılıklarının”) bir sonucu olarak değerlendirilebilir.

ABD’yi imparatorluk statüsüne taşıyan ve onu yeryüzünde hâkim kılmaya çalışan dış politikası ciddi anlamda sistemin istikrarını ve geleceğini tehdit eder bir duruma gelmiş vaziyette. Dolayısıyla, ABD’nin buradaki bir diğer sorunu da dış politikası olarak karşımıza çıkıyor.

***

Sonuç olarak, son bir kaç gün içerisinde ABD’de yaşanan iki önemli gelişme, sistemin sosyo-iktisadi boyutu kadar, siyasi yönden de büyük bir zafiyet içerisine girdiğini ve çöküşü hızlandırdığını gösteriyor.

ABD’yi büyük güç yapan üç önemli hususta (adalet, ekonomi, dış politika) yaşanan inişe geçiş, Amerikan İmparatorluğu’nu hem içte hem de dışta daha agresif-saldırgan bir eğilim içine itmiş gözüküyor. Bu ise, tüm dünya adına daha büyük bir sorun demek!

Neoconların ve onların sistem içindeki uzantısı Cumhuriyetçilerin ABD halkından aldığı son destek ise, bunun toplumsal icazet boyutunu ve toplumsal fay hatlarında daha derin bir bölünmeyi resmetmesi açısından dikkat çekici. ABD halkı adeta savaş istiyor ya da savaş istemeye zorlanıyor. Dolayısıyla, çanlar bir kez daha tüm dünya için çalıyor!