Kuyumcu tezgahlarında ve piyasalarda gözler her gün değişen fiyat etiketlerine çevrilmiş durumda. Vatandaşın "Alalım mı, satalım mı?" karmaşası sürerken, dev fonların radarı bambaşka bir yönü gösteriyor. Yüksek faiz ortamına rağmen küresel piyasalarda esen yapay zeka fırtınası, altının beklenen o büyük şahlanışını ertelemeye devam ediyor.

Beklenen Tarih 2027
Gigant Swiss Yatırım Danışma Kurulu Üyesi Aysun Karaytuğ, altının rotasına dair ezber bozan bir tablo çizdi. Küresel Piyasalar programında piyasanın tansiyonunu ölçen Karaytuğ, altında asıl yukarı yönlü kopuşun 2027 yılında yaşanacağına dair beklentilerini koruduklarını kaydetti.

Yakın vadede faiz indirimlerinden söz etmenin çok erken olduğuna dikkat çeken uzman isim, "Altın bir noktada elbet dönüşünü yapacaktır. Ancak şu an altını yukarı itebilecek elimizde tek bir gerekçe yok" ifadelerini kullandı. Merkez bankalarının geleneksel altın alımlarının sürdüğü, ancak bu hamlelerin bireysel yatırımcının yönünü tayin etmeye yetmediği vurgulandı. Ülke riskleri ve taşıma maliyetleri de hesaba katıldığında, değerli metalin üzerindeki aşağı yönlü baskının giderek ağırlaştığı ifade edildi.

Yapay Zeka Çılgınlığı Altının Önünü Kesti
Peki altın neden bir türlü zincirlerini kıramıyor? Yanıt, teknoloji hisselerindeki "fırsatı kaçırma" (FOMO) psikolojisinde gizli.
ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5,5 seviyelerine dayanmasının normal şartlarda borsalarda sert satışlar yaratması gerektiğini hatırlatan Karaytuğ, yatırımcı davranışlarındaki keskin kırılmaya vurgu yaptı. Kâr büyümesini kaçırmak istemeyen küresel fonların körü körüne yapay zeka şirketlerine aktığına işaret edildi. Karaytuğ, piyasadaki hakim düşünceyi "Eğer yapay zeka tarafında bir baskı oluşursa portföyümü şimdiden tahsis edeyim ki faizler aşağı geldiğinde hazır olayım" şeklinde özetledi.

"Yatırımcı Ürkmüyorsa Altın Almaz"
ABD borsalarındaki değerlemelerin tehlike sınırını çoktan aştığını gösteren rakamlar da masadaydı. S&P 500 endeksinde makul değer çarpanının 17-21 aralığında olması gerekirken, oranın yüzde 22,4 seviyelerine kadar tırmandığı kaydedildi.
Bu ürkütücü tabloya rağmen sıcak paranın hisse senetlerine akmaya devam etmesi, altının en büyük handikapı olarak görülüyor. Altının "kriz ve risk" ortamından beslendiğinin altı çizilirken, Karaytuğ "Yatırımcı burayı bir risk olarak algılamıyorsa altın almaz" diyerek piyasanın mevcut ruh halini deşifre etti. Rüzgarın bir süre daha altının karşısından eseceğine dikkat çekilirken, yatırımcının önümüzdeki dönemde gümüş, bakır ve alüminyum gibi sanayi metallerine yönelerek sürpriz rotalar çizebileceği belirtildi.





