Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste şeklindeki atasözümüzü hatırlamanın tam zamanıdır. Elbette, yaptıklarınız yanınıza kâr kalmaz. Tarih her şeyi fazlasıyla not ediyor, kötülükleri yazıyor, iyiliklerinize puan veriyor. Bu ülkenin tarihsel mirasına bıraktığınız her kara leke, bir şekilde zihinlerde ve belleklerde yer ediyor.

Hatırlar mısınız 28 Şubat sürecinin en alevli dönemleriydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin en başarılı ve yıldızı parlayan hükümeti, gerek ekonomide, gerek siyasi zeminde, gerekse kültürel formasyonlarda ülkenin bahtını açacak her türlü çalışmayı gerçekleştiriyordu. Bu ülkenin derin devleti, bürokratik oligarşi ve laiklik kavramının sahte sahipleri, uyduruk bir “İrtica” paranoyasını topluma dayatmaya çalıştılar. Fadime-Emire-Müslüm üçgeninde, ortaya konulan sanal senaryo insanların zihinsel dönüşümünün kara bir lekesi olarak beyinlerimize enjekte edilmeye çalışıldı. Militarist iradenin buyruklarına ve emirlerine boyun eğen medyacılar, hukukçular, aldıkları brifinglerle hangi işi, nasıl yapmaları gerektiği konusunda görev taksimi gerçekleştirdiler. Tüm televizyon kanalları, tüm gazeteler kendilerine biçilen figüran rolünü, çok çok başarılı biçimde oynarken, oyunculuğun zirve noktasını bulan ise Show TV ekranlarının anchourmani Reha Muhtar olmuştu. Reha Muhtar’ın o dönemde televizyon ekranlarında yaptığı sunumlar, bizce İletişim Fakültelerinde ders olarak okutulmalı… “Toplum nasıl biçimlenir Toplumun korkuları nasıl körüklenir Yoktan yere üretilen korku dehlizlerinde insanlar nasıl kaybedilir Haber spikerliği yerine militarist iradenin arzuları nasıl gerçekleştirilir

Elbette Türk halkının balık hafızalı olması dolayısıyla, 28 Şubat sürecinde etkin şekilde rol alan, kendilerine biçilen figüran rolünü başarıyla oynayan ve laiklik algısı üzerinden korku imparatorluğu kurmaya ve iktidarı alaşağı edecek süreci tetiklemeye çalışanlara hizmet edenler şu anda bir yerlerde köşelerine kurulmuş, keyif çatmakla meşguller.

Balık hafızalıyız ama tarihin hafızasından hiçbir şey kaçmıyor… İlahi adalet bir şekilde tecelli ediyor.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Çukurova Grubu’nun borçlarını ödememesi dolayısıyla hem Show TV’ye hem de BMC şirketine el koymuş. Haberi okur okumaz, aklımıza yukarda başlıkta yazdığımız atasözü geldi.

Toplumun genetik kodlarına müdahale etmeye çalışan, bürokratik oligarşinin ve sahibinin sesi gibi davranan, bu ülkenin sosyal ve siyasal zeminlerine müdahale edebilmek için var gücüyle çabalayanların bir zamanlar yuvası olan bir televizyon kanalının fonksiyonunun neredeyse bitirilme aşamasına gelmesini doğru analiz etmek gerekir.

Show TV, Reha Muhtar döneminde kirli magazincilik anlayışının, haberlerde de bu anlayışın en zirvede olduğu, maraz merakların gıdıklanarak reyting savaşının verildiği bir televizyon kanalı olarak öncü bir kimlik üstlenmişti.

Bu zihniyetin diğer kanallara da sirayet etmesiyle, magazincilik virüsü toplumun tüm manevi damarlarına bulaşmış, hayatları mantar tiplerin yaşantıları, nerde akşam orda sabah anlayışları ve gece hayatları gözümüzün içine sokularak, çok kötü bir algı oluşturulmuştu.

Son zamanlarda zaten Show Tv’nin devler liginde esamesi okunmuyordu…

Tüm ekran neredeyse Pis Yedili ve Bugün Ne Giysem ile doldurulmuştu…

Bundan sonra ne olacak Bekleyip göreceğiz!