“Allah’ın Yardımı Yakındır”

Abone Ol

6 Şubat’ta gece yarısı ve gündüz vakti yaşadığımız depremlerden sonra evlere giremedik. Yapılan incelemelerden sonra, ilgililer, “Az hasarlı olan evlere girilebilir” deyince, komşularımızla birlikte on gün sonra evimize girdik. Doğalgaz da verilmeye başlandı. Üç gün sonra, 20 Şubat’ta akşam 20.05’te peş peşe depremlerle sarsılmaya başladık. Yatsı namazını kılmış, bilgisayarın başına oturmuştum. “Rabbimizi Tanıyalım” serisinin 3. kitabı üzerinde çalışıyordum. “Kâdir” ism-i şerifine gelmiştim. Sarsıntı durdu, baktık, evdeki çatlaklar bayağı artmış, doğalgaz da kesilmiş. Ev halkı da tedirgin, “Siz hazırlanın, sabahleyin inşallah yola çıkarız” dedim. Ben çalışmaya devam ettim. O gece uyumadık. Sabahleyin kuşluk namazını kıldıktan sonra küçük torun, elinde Kur’an-ı Kerim’le yanıma geldi, “Dede Kur’an’ımızı okuyalım” dedi. Yeni Kur’an’a geçmişti. Yarım sayfa gündüz, yarım sayfa gece okuyorduk. Kur’an-ı Kerim’i açtık. Deprem sabahı tam da okuyacağımız yer, Bakara Suresi’nin 214. ayeti idi. “Em hasibtüm en tedhulül cennete…” diye başlayan ayet-i kerime… Fesübhanallah. Rabbim bizi nasıl ikaz ediyor. Ayet-i kerimeye mealen bakalım:

“(Ey müminler!) Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hâli (sizin de) başınıza gelmeksizin (kolayca) cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle fakirlikler ve hastalıklar dokundu ve öyle (belalarla) sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberindeki iman edenler: ‘Allah’ın yardımı ne zaman!’ diyecek (hâle gelmişlerdi)! Dikkat edin, şüphe yok ki Allah’ın yardımı yakındır.”

Ayet-i kerimede geçen, “ve zülzilu” kelimesi dikkat çekiciydi. Zelzele, sarsıntı demekti. Tam da yaşadığımız hâdiseye tevafuk etmişti. Ayet-i kerimede buyrulduğu üzere, cennet ucuz değil. Öyle kolayca, imtihanlardan geçmeden girilmez. Geçmiş ümmetlerin başlarına gelenlere bakınız. Uhud ashabının başlarına gelenleri hatırlayınız. Hz. Yasir’in, Hz. Sümeyye’nin, Ammar b. Yasir’in, Bilal-i Habeşi’nin ve diğer sahabelerin başlarına gelenlere bakınız. Mekke’de müşriklerin ambargosu sırasında, ayakkabısının köselesini suda ıslatıp yiyenleri hatırlayınız. Bir de Peygamber Efendimize (A.S.M.) yapılanları düşününüz.

Depremde sarsıldık. Peygamber Efendimiz (A.S.M.) ve Hz. Ömer zamanında da deprem olmuştu. Hazret-i Peygamber (A.S.M.) ve Hz. Ömer, günah işlendiğini söylemiş ve herkesi tevbe etmeye davet etmişlerdi.

Ayet-i kerimenin sonunda Rabbimiz müjdeyi veriyor: “Dikkat edin, şüphesiz ki Allah’ın yardımı yakındır” buyruluyor. Allah-u Teâlâ’nın yanında zaman mefhumu yoktur. Biz “yardımın” çok yakın olmasını umarız. Şu an yapılması gereken; yaraların sarılmasında birbirimize yardımcı olmak, teselli vermektir. Bırakıp gitmek yok. Bu vatan bizim. Ağzının suyu akarak bölgeye ve vatanımıza bakanlara fırsat vermeyeceğiz. Dün Sevr’i nasıl yırtıp çöpe atmışsak, bugün de BOP’u, BİP’i yırtıp çöpe atarız, atacağız, inşallah…

Herkes yerinde kalmalı. Hatta daha önce gidenler de dönmeli. Daha da gayretle, kolları çemreyerek çalışacağız.

Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep hayli yaralı. Diğer yedi vilayetlerimiz de öyle. Köylerde hasar fazla. Devletin yapacağı öncelikli hizmet, barınma üzerine olmalı. Deprem bölgelerinde yatay mimariye geçilmeli. O sarsıntıları yaşayan insanlarımız bunu istiyor. Hazine arazileri bunun için tahsis edilmeli. Evleri yıkılmış, ağır hasarlı, hafif hasarlı vatandaşlara arsa tahsis edilmeli. Planı devlet vermeli, herkes o plan üzerine evini yaptırmalı. Evini satsın, yeni yere yaptırsın. Kiracı olanlar devletin yaptıracağı evlerde uygun kira ile otursun. Onların da uygun şartlarda ev sahibi olmalarının yolları araştırılsın.

Deprem bölgesinde yaptığı binalar sapasağlam olan müteahhitlere teşekkür ediliyor. TOKİ’ye de… İşini sağlam yapanlardan Allah razı olsun. Bir teşekkür de Refah Partili belediye olarak toplu konut yapan o devrin Şehitkâmil Belediyesi’ne ve Merveşehir, Safaşehir projesini gerçekleştiren ekibe… Tünel kalıp sistemiyle yapılan binalar, elhamdülillah sapasağlam. Çoğu kimseler depremlerde evlerinden ayrılmadı. Rabbim beterinden korusun. Bir daha göstermesin.