Allah Teâlâ’nın isimlerinden olan vedûd, O’nun kullarını çok
sevdiğini iifade eder. Ayrıca:
“... Allah onları sever, onlar da ALLAH Teâlâ’yı
severler...”(1) ayet-i kerimesi Allah
ile kullar arasındaki karşılıklı sevgiyi vurgulamaktadır.
ALLAH Teâlâ’nın kulunu sevmesinden maksat onun hidayetini
murat etmesi, ondan razı olması, itaat ve ibadetlerine bolca sevap vermesi, onu
övmesi ve hayırlı işlerde başarılı kılmasıdır. ALLAH Teâlâ’nın sevgisine mazhar
olan kimseler, O’nun yardımına, dolayısıyla başarıya ve kurtu¬luşa
namzettirler. Çalışma, ilerleme ve başarma hususunda ALLAH Teâlâ’nın yardımı
daima onlarla beraberdir.
Allah sevgisi, O’nun yüceliğini ve nimetlerini dü¬şünme
neticesinde kişinin kalbinde meydana gelen bir duygudur. Bu duyguya sa¬hip
olanlar ALLAH Teâlâ’ya karşı saygılıdırlar, O’nun emirlerini yerine getirip
yasakların¬dan sakınırlar. Allah yolunda ve din uğrunda gayret göstermekten,
mallarını ve canlarını feda etmekten kaçınmazlar. Kur’ân-ı Kerîm’in insanlığı
ulaştırmak istediği hedeflerin başında onu ALLAH Teâlâ’nın birliği inancına ve
ALLAH Teâlâ’yı her şeyden daha çok sevme duygusuna ulaştırmaktır.
Nitekim “İman edenler ise en çok ALLAH Teâlâ’yı severler.”
(2) Ayet-i kerimesinde bu hedefe işaret
edilmektedir, İnsanla yaratıcısı arasındaki en yüksek ilişki, sevgi düzeyine
ulaşan ilişkidir. ALLAH Teâlâ’yı her şeyden çok seven insan bütün ilişkilerini
bu sevgiye, dolayısıyla ALLAH Teâlâ’nın iradesine göre düzenleyeceğinden onun
bütün ilişkileri bilinçli ve iradeli olacaktır.
İslâm düşüncesinde hakiki sevgi Allah sevgisidir. Çünkü
kişinin asıl varlığının sebebi, mazhar olduğu iyilik ve ikramların, maddî ve
manevî nimetle¬rin aslı O’dur. En iyi, en güzel olan O’dur. Bütün iyilikler,
güzellikler O’ndan ge¬lir, bu sebeple sevilmeye en çok lâyık olan O’dur
İnsan için en büyük mutluluk, Allah sevgisine ulaşmaktır.
Kur’ân-ı Kerîm’deki âyet-i kerimelerde sevginin hem ALLAH
Teâlâ’ya hem insana nisbet edildiği görülür. ALLAH Teâlâ’ya nisbet edilen
yerlerde O’nun takva sahiplerini, tevbe edenleri, iyilik severleri, maddî ve
manevî temizliğe önem verenleri, tevekkül ehlini, sabırlı davrananları,
adaletli olanları, kahramanları, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimize uyanları
sevdiği; kâfirleri, zalimleri, fesatçıları, israfçıları, haddi aşanları,
kibirlenip böbürlenenleri, övünenleri, günahlarda ısrar edenleri, büyüklük
taslayıp gerçeklere karşı çıkanları, nankörleri, hainleri, aşırılığa sapanları,
şımarıkları sevmediği bildirilir.
Sevginin insana nisbet edildiği âyet-i kerimelerde Allah
sevgisi, iman sevgisi, müminler arasındaki sevgi gibi sevgi türlerinden övgüyle
söz edilmekte, buna karşılık insanın dünyaya, mala mülke, geçici nazlara aşırı
düşkünlüğü, hak etmediği halde övülmeyi ve çirkin olan şeyleri ifşa etmeyi
sevmesi eleştirilmektedir.
Diğer bazı âyet-i kerimelerde Allah sevgisinin bütün
sevgilerden daha güçlü olması gerektiği, ALLAH Teâlâ’yı sevmenin başlıca
alâmetinin Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimize bağlılık ve onun yolunu izlemek
olduğu bildirilmekte ve ALLAH Teâlâ’yı seven, ALLAH Teâlâ’nın da kendilerini
sevdiği kulların müminler karşısında alçak gönüllülüklerinden, inkarcılar
karşısında onurlu duruşlarından övgüyle bahsedilmektedir.
(1) Maide süresi: 54
(2) Bakara sûresi: 165