BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Bize “Müslümanlar” adını veren Allah’tır. Müslümanlık, Allah’ın kuluna bildirdiği saadet yoludur. Müslümanlık, Allah’ın rızasıdır ve emir şudur. Hac 78: “Ve tam hakkını vererek, Allah yolunda cihat edin. O’nun size bahşettiği bilgi, beceri ve yetenekleri sonuna kadar kullanarak, Kur’an’ın telkin ettiği adil hayat düzenini hâkim kılmak amacıyla, hem insanı yoldan çıkaran azgın ihtiraslara, hem de yeryüzünde fesat çıkaran zalimlere karşı mücadele edin. Unutmayın ki, O sizi insanlar arasından seçip bu yüce makama yükseltti ve din konusunda size taşıyamayacağınız bir zorluk yüklemedi. Aksine, bütün Peygamberler gibi, atanız İbrahim’in de izlemiş olduğu o mükemmel inanç sistemini size bahşetti. Önceki ilahi kitaplarda da, bu Kur’an’da da size, yalnızca Allah’ın emir ve yasaklarından ibaret hükümlerine teslim olmuş kimseler olmanız anlamında ‘Müslümanlar’ adını verdi ki, peygamber, size karşı şahit ve örnek olsun ve sizler de tüm insanlığa karşı şahitler ve örnekler olasınız. Öyleyse, kulluğunuzun göstergesi olarak namazı kılın, zekâtı verin ve tüm benliğinizle Allah’a yani İslam yoluna bağlanın. Sizin gerçek efendiniz O’dur. O, ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır.” Rabbimiz Allah, bizden müstakim bir Müslümanlık istiyor. Bunun için her kulun Müslümanlık konusunda, ciddi olarak düşünmesi gerekir. Bilinmelidir ki Müslümanlık; akide; yani zihniyet, fıkıh; yani düzen, lügat; yani ilim olarak İslam’a teslim olmaktır. Böyle bir teslimiyet içinde olan bir Müslüman’ın, ben solcuyum, sağcıyım, muhafazakâr demokratım, liberalim, batıcıyım, kapitalistim şeklinde kendisini tanımlaması yanlış olur. Müslüman’dan kendisini; “Biz, hanif olan İbrahim’in dinine ve düzenine tabiyiz” şeklinde tanımlaması istenmiştir. Günümüzde “ben Milli Görüşçüyüm” demek bu anlamdadır. Nisa 125: “Bütün benliğini Allah’a (yoluna) teslim eden, daima iyilik yapan ve her türlü batıldan yüz çeviren, İbrahim’in inanç sistemine içtenlikle uyan kimseden, daha iyi iman sahibi kim vardır? Allah İbrahim’i kendisine dost edinmiştir.” Müslümanlık taraf olmaktır, Adil Düzen’den taraf olmak, Müslüman’ın Müslümanlığındandır.
OKUMAK
Müslüman’ın okuyacağı ve ahkâmını idrak edeceği tek kitap, Kur’an’dır. Kur’an’ı mücerret, yani gayesiz olarak okumanın bir faydası olmaz. Müslümanlar, Kur’an-ı, ahkâmına uymak ve yaşamak için okurlar. İnkârcılar, müşrikler, münafıklar ise, Kur’an nizamı ile mücadele etmek için okurlar. Rabbimiz oku demiyor; “yaratan Rabbinin adıyla oku” diyor. Şüphesiz ki Kur’an, insanı en doğru yola iletir. İnsan; hayrı, adil düzeni istediği kadar şerri, faizci kapitalist düzeni de isteyebilir. Gece ve gündüz birer ayettir. Her insanın ameli, bir deftere yazılır ve boynuna asılır. Ona, hesap günü “kitabını oku” denir. Kim,“adil düzene” değil de “faizci kapitalizme” saparsa, kendi zararına sapmış olur. Türkiye’nin çöküyor olmasının temel sebebi, adil düzenin değil, faizci kapitalizmin tercih edilmesidir. Allah, faizci kapitalizmi tercih eden toplumları, zamanı geldiğinde darmadağın eder. Allah, faiz ve düzeninden ve bütün kötülüklerden yüz çevirenleri sever. Kur’an’a tabi olan bir Müslüman; cimri olmayacağı gibi savurgan ve israfçı da olmaz. Geçim endişesi ile çocuk sahibi olmaktan kaçınmaz ve onu öldürmez. Zinaya yaklaşmaz. Kumar oynamaz, içki içmez, domuz ve ölü eti yemez. Hırsızlık yapmaz. Haksız yere adam öldürmez, yetimin malına el uzatmaz, sözünü yerine getirir. Ölçtüğü zaman tam ölçer ve doğru terazi ile tartar. Yalanın, batılın ve zalimlerin ardına düşmez. Yeryüzünde kibirle dolaşmaz. Sözün en güzeline uyar, şeytanın hileli sözüne aldanmaz. Şeytan, insanı harama ve şer olan yola çağırır ve insanlara, aldatmadan başka bir şey vaat etmez. İnsanoğlunu şan ve şeref sahibi kılan, karada ve denizde taşıyan, rızık veren, sadece Allah’tır. Allah hesap gününde; her siyasi, fikri, iktisadi ve manevi topluluğu, peşinden gittikleri önderleri ile birlikte çağırır. Bu dünyada Kur’an nizamına kör ve sağır olanlar, ahirette de kör ve sağır olacaklardır. Hak gelince batıl yıkılıp gider. Nankörlük, bir Müslümanlık karakteri olamaz. Herkes, kendi mizaç, meşrep ve karakterine göre iş yapar. Kimin, adil bir düzenden yana bir yol tuttuğunu Allah bilir. Kur’an’ı idrak ederek okuyanlara mesajı şudur; Allah’a eş koşmayın, haksız yere adam öldürmeyin, zina etmeyin, faiz yemeyin, büyü yapmayın, israf etmeyin, namuslu kadınlara iftira atmayın, cihattan kaçmayın.
ÖFKE
Devlet başkanları ve idareciler çoğunlukla kibirli olurlar. Kibir, tedavi edilmediği zaman sahibini öfkeli kılar. Bu öfke, kin ve nefrete dönüşür, ya bendensin, ya da düşmanımsın inancını doğurur ve düşman gördüğü taraftan intikam almaya sevk eder. Öfke aklın afetidir. Öfke siyasetini benimseyen bütün devlet başkanları, yönettikleri ülkeler için büyük bir felaket ve bela olurlar. Bunlar yönettikleri ülkeleri, kendi çıkarları için ateşe atmaktan çekinmezler. ABD Başkanı Donald Trump böyle bir liderdir ve bütün dünya insanlığı için büyük bir felaket ve bela olmuştur. Biz, ülkemizi yöneten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a böyle bir liderlikten ve başkanlıktan uzak olmasını talep ederiz. Güçlü liderlik, rakipler karşısında üstün gelmekle değil, öfkelendiğinde, bu öfkeyi merhamete çevirmekle olur. Peygamberimizin şu beyanı her lider için çok önemlidir: “Üç şey vardır ki, onlar kimde bulunursa onun imanı olgunlaşmış demektir: Kızgınlık anında öfkesini yenmek, hoşnutluk hâlinde ve kızgınlık hâlinde adaletli olmak, gücü yettiği hâlde affetmek.” Müslüman bir lider için bu üç vasıf çok önemlidir. Bu, Saadet Partisi’ni diğerlerinden ayıran manadır. Haydin saadete. Selam hidayete tabi olanlara…