Bundan bir müddet önce "Müslümanlara düşmanlık insanlığa düşmanlıktır" başlığı altında yazdığım yazımdan dolayı lehte ve itiraz yollu arayanlar oldu. İyi de oldu. Çünkü itiraz sahiplerine "niçin böyle " olduğu ile ilgili konuşmalar fırsatı oluştu, elhamdülillah...

Burada konuyu tekrar ele almamın sebebi "sol düşünce"ye sahip önemli bir profesörün yıllar önce kendisiyle yapılan bir röportajda bizimle aynı düşünceyi paylaştığını biliyoruz.

Bahse konu ettiğim zat Prof. Dr. Murat Belge... Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi. Aynı zamanda bir gazetede köşe yazarlığı da yapıyor.

Prof. Dr. Murat Belge ile deneyimli gazeteci Derya Sazak bir röportaj yapmış. Bu röportaj 18 Kasım 2002 tarihinde Milliyet Gazetesi nde yayımlandı. Şimdi, yapılan röportajdan bazı bölümleri konuşmanın muhteviyatını bozmadan aktaracağım. Sayın Prof. Dr. Murat Belge kendisine sorulan suallere cevaplar verirken diyor ki:

"... Bu toplum Müslüman. Gittikçe ılımlılaşan, modernleşen Müslüman bir toplum. Ama laik cenahın onca bağırıp çağırmasına karşın, kendileri hâlâ seküler (dünyevi/laik), etik (ahlâki) değerler sistemi koyabilmiş değiller.

Ekonomik krizlerin de etkisiyle son yıllarda zıvanadan çıkmış toplumda, tamamen değer erozyonuna uğramış bir toplumda adamlar sabah kalkıp düşmanını öldürmüyorsa, herkes gidip sokakta gördüğü kadının ırzına geçmiyorsa, mağazalara falan saldırmıyorsa bu Müslümanlıkla ilgili. Laiklerin bunu biraz düşünmesi lâzım. Bu toplum, onların kurduğu düzenle yetişmiş. Bu toplum bu gece yatıp, yarın ataist olarak uyanırsa 15 milyon adam sokakta boğazlanır.

... Hâlâ cehennem korkusu, göreneksel ahlâk, büyüklere saygı onlarla gidiyor. Yoksa sosyo ekonomik koşullara baktığımızda bu toplumun her türlü taşkınlığı yapması, isyan etmesi lâzım. (...)

Başörtüsü diye bir sorun var. İşte üniversiteye, Meclis e girince sorun oluyor ama toplumun içinde karşılmıyor. Takan takıyor. Öyle geziyorlar. Meselâ Üsküdar da bir aile, karısı otobüsle Ümraniye ye gidecek. Başını bağlamak falan bütün bu sosyal kargaşa içinde İslâmî ahlâka tutunmak, sonunda bu kalmış elinde... O kıyafetle beni rahatsız etmeyin diye korunuyor. Bunun arkasında illa siyasal bir düşünce aramayalım.

Bir taraf diyor ki, "Aaa, kadın başını bağlamış, şeriat istiyor!" Şeriat falan istemiyor, otobüste giderken poposunun çimdiklenmesini istemiyor. Öteki adam da oh oh, biri daha başını bağladı (örttü), Şeriatı getireceğiz" diye seviniyor. Hayır efendim! İkiniz de bu saplantıları bırakın. (...)

Üniversiteyi bu sorundan kurtarmak lâzım.

YÖK ten bize yazı geliyor. Fransa da da yasak diye. Yalan.

Özel üniversitelerdeki yasağı hiç anlamak mümkün değil. Bakkala girecek kadın, başıörtülü diye beyaz peynir vermiyorum denebilir mi Tam bir kepazelik.

Soldaki demokratlar, liberal demokratlar başörtüsü meselesini gündeme getirmeliyiz. Çünkü onlar söylediği zaman kıyamet koparılıyor.

(...) Onlar gelir, bizi kör testereyle keserler. Öte yandan bunlar câmilere adam doldurup, ateşe verirler. Buna benzer, birbirini tanımamak temeli üzerinden üretilmiş şüpheler, efsaneler, korkular artık son bulmalı. Merhaba deyince, ne demek istedin diye ters bakılan duvarlar var. Bu duvarlar kalkınca artık konuşarak, güler yüzle meslekleri halletme kültürüne doğru gidebiliriz.

(...) Refah Partisi 28 Şubat denilen tuhaf süreçte paldır küldür gitti. Medyamız falan da müthiş alkış tuttu. Bizde her zaman anti demokratik girişimler desteklenir de bu kadarı görülmemişti. (...)"

Hülâsa, aklın yolu bir. Prof. Dr. Murat Belge nin dediği gibi, laiklerin bunu biraz düşünmesi lazım.