Geçmişte bir düşünürün şu sözünü okumuştum: Küçük beyinler
şahısları, orta beyinler olayları, büyük beyinler fikirler ve sistemleri
konuşurlar.
Bugün, basın ve halkın neleri öne çıkarıp tartıştığına
dikkat ediyor musunuz Siyasi parti genel başkanlarının birbirine ahlaksız,
şerefsiz gibi sözlerle itham etmelerini, Başbakan’ın ana muhalefet partisi
genel başkanına “çöl bedevisi” deyip; onun da “kutup ayısı” şeklinde cevap
vermesini, son olarak ise, “Ben olsam da dağa çıkardım/çıkmazdın”
muhabbetlerini…
Şahıslar fani… Bugün var, yarın yoklar… Meselâ, şahısları
tartışmak yerine, onların icraat ve zihniyetleri ile ne derece ilgiliyiz
Meclis, 15 senedir, “AB müktesebatı” ve “AB uyum yasaları”
diyerek bir çok kanun çıkardı. Ayrıca, AKP’nin öncülüğünde çıkarılan kanunlar
var. Bunların içeriği ve toplumu hangi noktaya götüreceği konusuna kafa yoruyor
muyuz Yüzeysel bakış, kısır döngü ve günü kurtarma anlayışıyla nereye gidebiliriz
“İleri görüşlü olmak” sözü neyi ifade ediyor Bilelim ki, bir toplumun
geleceğini çıkarılan kanunlar şekillendirir. “Yasama” erkinin en başta yer
almasının sebebi budur.
İsterseniz sizinle, bugünkü bazı kanunların geleceğe
yansımasının nasıl olabileceği konusunu tahlil, müzakere ve tefekkür edelim.
Bugüne takılıp kalmadan, feraset ve basiretle mevcut gidişatın toplumu hangi
noktaya sürüklemekte olduğunu mütâlâ etmeye çalışalım.
BU GİDİŞ NEREYE
Çok konuşulup yazıldı. Hükümet, hangi gerekçe ile olduğunu
açıklamadan, 3. 5. 2012’de yabancılara toprak satışını 25 dönümden 300 dönüme
çıkardı. Bununla yetinmedi, bakanlar kuruluna bu oranın iki katına
çıkarılabilme yetkisini verdi. Basın, yalnız “Tarımsal İşbirliği ve Kalkınma
Projesi” kapsamında İsrail’e Konya’da 40 bin dönüm arazi almasının
sağlandığını” yazdı. (22. 11. 2012)
Türkiye’nin her yerinden, yabancılara toprak satışının hızla
devam ettiği haberleri gelirken; çılgın işbirlikçilerin Türkiye’yi hangi
noktaya sürüklemekte olduğunu düşünebiliyor musunuz Türkiye’nin adım adım
yabancılara teslim edilmekte olduğunu ne zaman fark edeceğiz
Özelleştirme bahanesine sarılarak ülkenin stratejik
kurumlarının, değerinden çok düşük fiatla yabancılara satılmasının sebebi
nedir Yine, son olarak, kamuoyunda “darphane” veya “altın yumurtlayan tavuk”
tabir edilen “Boğaz Köprüsü ve otoyollar” 5.7 milyar dolar karşılığında
satıldı. Araştırmacılar, bunların 25 yıllık gelirinin 20-25 milyar dolar
civarında seyredeceğini söylüyorlar. Bu ülkenin kurumlarını “batan geminin malları”
muamelesine tabi tutmaya hakkınız var mı Bugünlerde Türkiye, “Her yeri
böcekler istilâ etti” haberleri ile çalkalanıyor. Buna göre, dinleme cihazları
ile, Başbakan’ın çalışma ofisi de dahil, herkesin dinlenebildiği konuşuluyor.
Haberleşme ağını bile özelleştiren bir ülkenin her yerine böcek kaplamasından
daha tabiȋ
ne olabilir
AKP’nin 2004’te Ceza Kanunu’nda değişiklik yapıp zinayı suç
kapsamından çıkarması sonucu cinsel suçlarda patlama yaşandı. Fuhuş ve zina 4
kat arttı. 18. 12. 2012’de basın “82 yaşındaki yalnız yaşayan yaşlı bir kadının
evine girip tecavüz edilmek istendiği”ni; bir savcının da “cinsel suçlarda
yüzde 400 artış olduğu açıklamasını” yazdı. Bu çeşit kanunlarla, toplumun çürümeye terk edildiğini hesap edebiliyor
musunuz
DAHA NELER NELER!
Ya ekonomi! Tam bir serap görüntüsünde… Görünüşte her şey
sütliman. Biraz deşelerseniz, kazın ayağının hiç de öyle olmadığını görürsünüz.
Evet, memur ve işçilerimize maaş ve ücretleri ödeniyor, toplumun isyan
noktasına gelmiş bir sıkıntısı yok. Ama, bu ödemelerin özelleştirilme
gerekçesiyle satılan kurum, arazi gibi şeylerden takviye edildiğini biliyor
musunuz Türkiye’nin satılacak arazi ve kurumları sınırsız değil ki. Üretim ve
istihdam oluşturmak için ciddi bir çalışma yok. Başbakan’ın 11 senede bir tek
fabrika temeli attığını gören var mı Onun işi mevcutları satmak. Bir tarım
ülkesi olmamıza rağmen saman ithal eder duruma geldik. Yalnız bu olay bile
“kıyamet alameti” dedirtecek boyutta. Hükümet, çiftçinin ürettiklerine dış
pazar bulma politikasından yoksun. Onun için çiftçi bitirildi. Pek çok arazimiz
ekilmiyor. Çünkü, eken zarar ediyor.
Devlet borçlu, halk borçlu. Başbakan Türkiye’nin toplam
borcundan hiç söz etmiyor. Rakamları takla attırıp her şeyi güllük gülistanlık
gösteriyor. Mesela, ihracat patlamasından söz ederken, ithalattan kapak
kaldırmıyor. İkisi arasındaki uçurumu gizlemeye çalışıyor. Manevi yıkım zirve
yapmış. Tarihimiz yağmalanıp başka türlü gösterilmeye çalışıyor. Dinler arası
diyalog, ılımlı İslam gibi projelerle dinimize bile müdahale edilmekten geri
durmuyorlar. AB müktesebatı denilerek çıkarılan yasaları tek tek inceleyin.
Türkiye’nin nereye doğru sürüklenmekte olduğunu anlamakta zorlanmayacaksınız.
AKP yetkilileri ve milletvekillerini uyarıyorum. Bu böyle
gitmez. Nasıl ki, darbeler ve Ergenekon yapılanması seneler sonra
sorgulanmışsa, ülkeyi geri dönülmez zarara uğratanları da mutlaka sorgulayanlar
çıkar. Gün gelir, “milletin gazı alınarak” yapılan icraatların maskesi düşer.
Kendinizi ve ülkeyi daha fazla tehlikeye sokmadan “akıl tutulması”ndan bir an
önce kurtulun ve kendinize gelin!
Ne yapalım mı diyorsunuz Milli politikalar izleyin!
Milletimizin kalkınıp güçlenmesi için gerekli olan kanunlar yapın. AB’ye uyma
kanunları çıkarmaktan vazgeçin. Bu amaçla çıkarılan kanunları yeniden gözden
geçirin. Aslınıza dönün!