Tutkularımız, başka eller tarafından bastırılmış

amaçlarımız…

Sayısal bir fakülteyi bitirir bitirmez, eline kalemi alan

bir genç kızın isyankar satırlarıdır bunlar…

Evet, isyankar. Çünkü; isteği dışında bir bölümü okurken

yaşadığı pişmanlık ve bölümü bitirmeye çalışmanın telaşını yaşadı yüreğinde. Ve

bu amacının gerçekleşmesi rüyası beraberinde vazgeçmedi ve aldı eline kalemini.

Kalemi tek silahıydı çünkü. Büyük tepkilerini, küçük kalemiyle vermeye niyet

etmişti.

Şimdilerde tepkisi eğitim sistemineydi. Lise dönemlerinde

ders notları iyi diye, “sayısal zekası iyidir” kanısına varan hocalarınaydı.

Sayısal bölümün havası vardı lisede ne de olsa. Aileler benim çocuğum sayısalda

diye övüneceklerdi. Eşit ağırlık ya da sözel bölüm olan akraba çocukları

ezilecekti. Her misafirlik zehir olacaktı kuzenlere. Vel hasıl toplumun

geleneksel kanısı odaklı bir hayat yaşamak zorundaydı gençler. Vay biz

gençlerin haline…

Üniversite tercihleri de keza öyle. 24 tane tercihi yaparken

koca bir sülalenin isteği olurda, bölümü okuyacak şahsın olmazdı. Ve yerleşirdi

bir bölüme. Güzeldir aslında üniversiteli olmak. Otokontrolü himayene almak .

Fakat bir sorun vardır, bir eksiklik, bir noksanlık.

Okuduğu bölümde zorla geçtiği derslerin verdiği bir

hazımsızlık… Ne yazık ki son sınıfa doğru fark eder ilgi alanlarını. Bir iki,

bir şey yapar belki cedelleşir ilgi duyduğu ve zorunlu olduğu alanlar arasında…

Med cezirlerle geçmiş bir okul dönemi…

Hiçbir zaman bırakmamak lazım geldiğini farkedeli çok olmadı

. Hayatta ne olursa olsun, hangi olaylara maruz kalırsa kalsın, eğer yaşam

varsa, yaşanılacak çok şey vardı. Yaşanılacak çok şey… Bu kalemi eline alması

en büyük kanıtıydı…