İlginç bir seçmen profili ile yüz yüze bulunuyoruz. Bu seçmen profilinin yüz ifadesi ve tutumu kendisini çok çabuk ele veriyor. Dikkatli bir gözlem ve sezgiyle bu kolaylıkla anlaşılabiliniyor.
Seçmenin psikolojik dönemleri var. Bunlar, cumhurbaşkanlık seçimi öncesi, sonrası ve aday listelerinin benimsenmesinden sonraki seçmenin ruh hali. Bir ara sayın Başbakanın bir açıklaması olmuştu: Oy yüzdelerinin %24 lerde olduğu. Bu doğru bir tespitti. Hatta %20 ler civarında olduğu bile biliniyordu. Bütün kamuoyu yoklamaları parayla manipüle edilerek yükseltilmeye çalışılıyordu.
Bu gelişen zaman içinde seçmende genel anlamda büyük bir boşluk ve kararsızlık söz konusuydu. Milli Görüş ün en zorlandığı da bu dönem olmuştur. Kendi üsluplarını ve yöntemlerini bilen insanlarla yüzleşiyor.
Saadet Partisi nin 1. ila 2. "Hamle Programları" ciddi bir hareketlendirme getirmişti. Sadece bu değil, Milli Görüş ün öteden beri süregelen disiplinli çalışmaları, ev sohbetler ve azmi.
Onca redlerine, uygulamalarına ve hatta düşmanlık besleyen tutumlarına karşın Tayyip Erdoğan Milli Görüş geleneğinden gelen biri olarak görülüyordu. Geçmiş zamanda Milli Görüş e yapılan haksız saldırılarda ve karalamalarda, Milli Görüş tabanı göğsünü siper ederek ve büyük bir mücadele örneği vererek savuşturuyordu. Bu olumsuzlukları çok rahat bir biçimde ters yüz ediyordu. Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde Hürriyet ya da Sabah gazetelerinin saldırıları öylesine rahatlıkla püskürtülüyordu ki şaşılır. Hatta bu saldırılar yararlı bile oluyordu, çalışma azmini arttırıyordu. Bunlar bu kadar saldırıyorlarsa ne kadar doğru bir istikamet üzre olunduğu duygusu yayılıyordu. Bu gazetelerden birinin "Vay Tayyip Ağa vay" manşeti hala gözlerimizin önünde.
Bu yeni zamanda, Milli Görüş tabanından Akepeye göçmüş olan seçmen birkaç özellik taşıyor. Ayrıca bunlar çeşitli partilerden de devşirilmişti. Bilinçli ve samimi olan seçmenin bir bölümü Saadet Partisine dönmüş durumda.
Cumhurbaşkanlık seçimi süreci ve "Gece yarısı sanal darbesi" birden toplumun yüzünü, simasını ve psikolojisini alt üst etti. Seçim günü yaklaştıkça giderek tablolar netleşiyor ve değişiyor. Sürpriz sonuçları olan, kimsenin tahmin edemeyeceği bir süreç görünüyor. Egemen medya güçlerinin odaklanma çabasının altında bu psikoloji yatıyor. Cehepe ile Akepe arasında düşmanlık körüklüyor. Oysa her ikisinin birbirinden farkı yok. Akepeye doldurulmuş olan sosyal demokratlar, egemen sermayenin adamları ve hatta Doğan medya grubunun ve diğerlerinin Akepeye ciddi destek vermesi, seçmen üzerinde geçmişten gelen duyarlılığı da kırmış. Akepe tam bir çıkarcılar partisi konumunda.
Akepe parti olarak insanları kendisi gibi kaygan bir düzleme doğru hızla sürüklüyor.
Öncelikle çıkarcı grupların akepe egemenliği gözardı edilmemeli. Çıkarcıların ve nemalananların akepe savunması geçici.
Asıl direniş noktası Milli Görüş ten Akepe ye gidenlerde. Onlarda, geçmiş zamanda cami cemaati olup hiçbir zaman Milli Görüş e yüz vermeyenlerdekinin psikolojisi beliriyor. "Duvar" gibi direniyorlar. Bu durum hali vakti yerinde olanlarda daha çok belirginleşiyor. Bir de nemalanan ve küçük çıkar ilişkileri olanlarda daha çok öne çıkıyor. Akepe nin hiçbir olumsuzluğunu görmüyorlar. Ne Irak, ne Filistin, ne Orta Doğu daki vahşet onları ilgilendiriyor. Akepe nin rolünü bilmezlikten ve görmezlikten geliyor. AB konusunda tınmıyor. Müslümanların özgürlük alanlarını sınırlayan ceza yasalarının getirilmiş olması onları ırgalamıyor. Zina yasasının bile serbest bırakılmış olması onları hiç rahatsız etmiyor. Karşınıza bir duvar gibi dikiliyor. Nuh diyor peygamber demiyorlar. Bizzat tanık olduğumuz olaylar var. Zina yasasının çıkarılmış olmasına, AB uyum yasaları çerçevesindeki gelişmelere tınmıyorlar.
Akepe bu anlamda ciddi bir kırılma noktasıdır. Duyarlık kırılması, bilinç kırılması, çıkarcılığın egemenleşmesi. En tehlikeli olan yanı da İslâmi bilincin ve duyarlığın yok olması.
Akepe nin yüz ifadesi bir bakıma budur.