Türkiye-Rusya arasındaki ikili kriz çok hızlı bir

şekilde bölgesel-uluslararası bir bunalıma doğru kayıyor. Krizin mevcut seyrine

bakıldığında Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) coğrafyası ile büyük ölçüde örtüştüğü

görülüyor. Rusya nın İran ile birlikte Türkiye nin Suriye sonrası Irak ta da

önünü kesmeye yönelik yaptığı hamle bu anlamda oldukça dikkat çekici.

Rusya nın bir diğer hamlesinin adresini ise, yoğun gündem

içerisinde pek de ön plana çıkmayan Kafkasya-Hazar-Türkistan hattı

oluşturuyor. Burada da özellikle üç ülke ön plana çıkıyor: Kafkasya da

Azerbaycan, Batı Türkistan da (Orta Asya) Türkmenistan ve Güney Türkistan da

Afganistan.

Bu ülkelerin jeopolitik-stratejik konumlarına

bakıldığında Yeni Büyük Oyun un seyrini büyük ölçüde belirleyecek bir

pozisyona sahip oldukları hemen dikkatleri çekiyor. Bunlardan Afganistan zaten

2001 den bu yana Üçüncü Büyük Oyun a sahne oluyor. Azerbaycan ise bölgesel bir

savaşa yol açabilecek dondurulmuş krizi ile gündemdeki yerini koruyor.

Daimi Tarafsızlık Statüsü ile bugüne kadar bölgedeki

krizlerden uzak durmaya çalışan Türkmenistan ın durumu ise fazlasıyla belirsiz.

Bu belirsizliğin ardında ise, hiç kuşkusuz Rusya-İran ikilisinin bu ülkeye

yönelik tarihsel tutumları yatıyor. İran, Etrek Irmağı nın diğer yakasına

geçmek isterken, Rusya bu ülkeyi Avrasya Birliği nin bir parçası yapmaya

uğraşıyor. Dolayısıyla önümüzdeki süreç Türk Dünyası nın geleceği açısından

Hazar daki iki önemli sacayağına dikkatleri çekiyor: Azerbaycan ve Türkmenistan.

***

Nitekim, Başbakan Ahmet Davutoğlu nun Azerbaycan ziyareti

ve burada Azerbaycan-Hazar enerji kaynakları ve Azerbaycan ın toprak bütünlüğü

(başta Yukarı Karabağ olmak üzere) bağlamında ortaya çıkan destek-kararlılık

mesajları sonrası yaşanan üç gelişme, Rusya nın bölgede çok boyutlu-taraflı bir

savaşı göze aldığını gösteriyor.

Bu gelişmeler şu şekilde sıralanabilir: 1) Hazar

Denizi nde Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi nin (SOCAR) işlettiği petrol

platformunda çıkan faili meçhul yangın (ya da zamanlaması itibarıyla daha

yerinde bir tabir olarak sabotaj ); 2) Azerbaycan-Ermenistan arasında tırmanan

çatışmalar ve Rusya nın bunu gerekçe göstererek Ermenistan a yaptığı askeri

yığınak; 3) Aralık ayının ilk haftasında Hazar Denizi kıyısında Astrahan Bölgesi nde

Rus filosuna bağlı 50 den fazla geminin katıldığı ve S-400 füze savunma

sistemlerinin de test edildiği tatbikat.

Test edilen sadece S-400 ler değil elbette. Düşman

gemilerine saldırı ve savunma taktiklerinin yanı sıra bölgede terörle mücadele

tatbikatı da gerçekleştirmiş durumda. Nitekim, basında yer alan haberlere göre

deniz birliklerinin askeri bir kasabaya düzenlenen terör saldırısını püskürtme

ve askeri birimler arasında iletişim kurma provasını yaptıkları da görülüyor.

Her şey çok açık. Rusya resmen savaş hazırlığı içinde.

Türkiye-Azerbaycan-Hazar-Türkistan hattı üzerinde yoğunluk kazanması beklenen

güç mücadelesine yönelik olarak hazırım diyor. Başta Hazar Havzası ve Türkiye

olmak üzere ilgili tüm aktörlere bu kaba güç gösterisi üzerinden ayağınızı

denk alın mesajını veriyor.

***

Rusya nın verdiği mesajlar ve bu bağlamda yaşanan

gelişmeler elbette bunlarla sınırlı değil. Putin in IŞİD e yönelik nükleer

silah kullanımı tehdidi ve bir Rus denizaltısının Akdeniz e konuşlandırılması

nükleer bir savaşa işaret etmesi yönüyle elbette dikkatlerden kaçmıyor. Bu

tehdit, Putin gibi irrasyonel bir lider ile bire bir örtüştürüldüğünde açıkçası

dikkate alınmak zorunda kalınıyor.

Söz konusu Rostov-na-donu adlı Rus denizaltısının

cephanesinde, Hazar Denizi ndeki gemilerin IŞİD mevzilerine fırlattığı Kalibr

tipi kruz füzelerinin bulunması da akıllara Hazar Filosunun 7 Ekim de Rusya nın

Suriye de düzenlediği hava operasyonunu getiriyor. Hatırlanacağı üzere Filo,

Hazar dan yaptığı atışlarla Suriye deki hedefleri imha etmişti.

Bu atışların anlamı çok açık. Rusya bu savaşın sadece

Hazar Havzası ile sınırlı kalmayacağı mesajını veriyor. Başlangıç olarak Doğu

Akdeniz den Hazar a kadar uzanan, Karadeniz ve Basra yı da içine alan sınırlı

bir savaşı öngördüğünün altını çiziyor. Bu savaşta Rusya ile İran ın bir

müttefik olacağı ise artık sır değil. Zaten Türk dünyasını harekete geçiren de

bu iki tarihsel tehdidin bir kez daha açıktan yaptığı ittifak ve Ortadoğu

Türklerini/Türkmenleri hedef alarak geliştirdikleri işbirliği.

Hazar Havzası ağırlıklı bu son gelişmelerin Cumhurbaşkanı

Recep Tayyip Erdoğan ın Türkmenistan ziyareti öncesine denk gelmesi de elbette

tesadüf kavramı ile izah edilemez. En azından uluslararası ilişkilerin güç

merkezli doğasına aykırı olur. Gerek bu ziyaret kapsamında gerekse de

Azerbaycan ziyaretinde Türkiye nin verdiği mesajların yerini bulmakta

gecikmediği görülüyor. Nitekim Cumhurbaşkanı nın Türkmenistan ziyaretinde Rusya

ve İran hamleleri de bunu gösteriyor. Bu hamleleri ele almaya devam edeceğiz...