Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı, Türkiye’de üniversitelerin akademik özgürlük durumunu V-Dem verileri üzerinden değerlendiren “Üniversiteler Ne Kadar Özgür?” başlıklı Sosyal Gündem Analiz Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, Türkiye’nin Akademik Özgürlük Endeksi’nde 2015’ten 2025’e kadar yaklaşık yüzde 68 oranında gerileme yaşadığı belirtilirken, araştırma ve öğretim özgürlüğü ile akademik ve kültürel ifade özgürlüğündeki düşüşlere dikkat çekildi.
ARAŞTIRMA VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE GERİLEME
Raporda yer alan verilere göre, üniversitelerdeki araştırma ve öğretim özgürlüğü 2012 yılında 0,49 seviyesindeyken 2025 yılında 0,14’e geriledi. Böylece söz konusu göstergede yaklaşık yüzde 71 oranında düşüş yaşandı. Akademik ve kültürel ifade özgürlüğü göstergesi ise aynı dönemde 0,37’den 0,10’a gerileyerek yaklaşık yüzde 73 oranında düştü. Türkiye’nin söz konusu göstergelerde Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ortalamalarının gerisinde kaldığı belirtilen raporda, Avrupa Birliği ortalamasıyla Türkiye arasındaki farkın da dikkat çekici boyutta olduğu ifade edildi. Buna göre Türkiye, araştırma özgürlüğünde AB ortalamasının yaklaşık beşte biri, ifade özgürlüğünde ise yaklaşık yedide biri seviyesinde bulunuyor.

“ÖZ SANSÜR” UYARISI
Raporda, akademik özgürlüğün önündeki sorunlardan birinin de akademisyenlerin soruşturma endişesiyle kendi kendilerine uyguladıkları “öz sansür” olduğu vurgulandı. Akademisyenlerin bilimsel çalışmalarını ve görüşlerini özgür biçimde ortaya koyabilmesinin üniversitelerin temel işlevlerinden biri olduğu belirtilirken, baskı ve soruşturma endişesinin akademik üretimi olumsuz etkileyebileceği değerlendirmesine yer verildi.
Akademisyenlerin YouTube gibi dijital platformlardan elde ettikleri gelirlerin, devlet memurlarına yönelik ticari faaliyet yasağı kapsamında değerlendirilmesinin de bilimsel bilginin toplumla buluşması açısından yeni sorunlara yol açabileceği ifade edildi. Raporda, bu uygulamanın akademisyenlerdeki öz sansür endişesini artırabileceği uyarısı yapıldı.
REKTÖR ATAMALARINDA LİYAKAT VURGUSU
Raporda ayrıca 2016 yılında değiştirilen rektör atama sistemine dikkat çekildi. Akademik topluluğun rektör belirleme sürecindeki etkisinin sınırlandırıldığı belirtilen raporda, mevcut yapının yerine liyakat, şeffaflık ve kurumsal özerkliği merkeze alan bir sistemin kurulması gerektiği kaydedildi.
TEKİN: “ÖZGÜR DÜŞÜNCENİN OLMADIĞI YERDE ÖZGÜN BİLİM ÜRETİLEMEZ”
Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin, üniversitelerin siyasi anlayışların arka bahçesi haline getirilmesini doğru bulmadıklarını belirterek, “Özgür düşüncenin olmadığı yerde özgün bilim üretilemez. Akademisyen hangi konuyu araştıracağına bilimsel ölçütlere göre karar verebilmeli, ulaştığı sonuçları özgürce paylaşabilmelidir. Üniversitelerde farklı düşünceler konuşulabilmeli; fikirlere baskıyla değil, fikirlerle cevap verilmelidir” dedi. Üniversitelerin kurumsal özerkliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, “Rektörlerin belirlenmesinde akademik camianın daha fazla söz sahibi olduğu; liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirliğin esas alındığı bir yapı oluşturulmalıdır. Bizim ‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ anlayışımız bilginin ahlâkla, hakkaniyetle ve insanlığın faydasıyla buluşmasını esas alır. Bizim hedefimiz; siyasetin gölgesinde kalan değil, bilimin ışığında yol alan; özgür, ahlâklı, liyakatli ve üretken üniversitelerdir” ifadelerini kullandı.



