Son günlerde kadına şiddet uygulanması gündemde yer almaya
başladı. Bunun iki nedeni bulunuyor. Birinci nedeni bir kısım kadınlar şiddet
görüyor, ikincisi de kadın hakları adına savunuculuk yapanların kadına şiddete
hayır eylemleri.
Aile içi şiddetin, başlıca üç başlık altında incelendiği
görülür: Sosyal, psikolojik ve biyolojik
Kadını evirip çevirip dövmek de nereden çıktının cevabını
bulmak için günümüz ailesini irdelemek gerekecektir. Kadına şiddet kullanmada
yersiz ama maalesef ki buna temel teşkil eden doğrudan veya dolaylı birçok
neden sıralanabilir.
Bir insan rahat değilse ve huzursuzluk günbe gün
artıyorsa bu durum bir yerde açığa çıkıp patlayacaktır. Öfkeyi yenememe durumu
insanı şiddete yöneltebilir. Ancak önemli olan öfke, tahammülsüzlük, kabalık,
hoşgörüsüzlük, birbirlerini anlayamama gibi durumların açığa çıkması ve
sinirlerin en küçük bir durumda gerilmesi çözüm yerine sorun ya da sorunları
oluşturur. Küreselleşmenin insanlar için birçok tehdit oluşturduğu açıkça
görülmektedir. Kendisine yetmeyen insanoğlu daima elindeki ile yetinmeyip daha fazlasını
arzulamaktadır. Ancak daha fazlasını arzulamak için de daha fazla gayret
göstermek ve çalışmak gerekir. Kıt imkânlarla büyük işler yapmak daima riskler
taşır. Bu nedenle başkalarına imrenmek veya olduğundan daha iyi, büyük ve
gösterişli olmak için zaman ve merhale insanlar için en iyi ilaçtır
diyebiliriz. Her insan kendi konumunu bilecek ve boyundan büyük işlere
kalkışmayacaktır. Aksi durumda büyük bir ihtimalle sorunlarla boğuşmak
durumunda kalacaktır. Ekonomik sebepler kadına şiddette etkili olur mu, olur.
Geçim derdi, iletişimsizlik, eşlerin birbirlerini anlamaması gibi nedenler; iyi
bir hayat standardında bulunamaması aile içi şiddeti besler.
Ekonomik güçlük çeken ailelerde aile içi şiddeti
gerçekleşmektedir. Fakirliğin sosyoekonomik sorunları nedeniyle; bireyin
tepkisini ailesine karşı gösterdiği görülmektedir. Bu nedenle de ailelerde
yokluğun verdiği eksiklik nedeniyle iç çatışmalar yaşanmaktadır.
Çeşitli nedenlerle okulunu bitiremeyen fertler bilinçsiz
ve cahil kalabilmekte ve bu durum da aile içinde sorunları ortaya
çıkarmaktadır. Araştırmalara göre aile içi şiddetin en çok eğitimden mahrum
aileler ve onlar tarafından yetiştirilmiş fertler tarafından sergilendiği
tespit edilmiştir.
Toplumda erkeklerin egemen olmasından; alışkanlıklarında
ve geleneklerinde kadınların mağdur duruma düştüğü ileri sürülmektedir. Eğer
kadınlar toplumda egemen olsa idi karşımıza nasıl bir tablo çıkardı Bu durumda
tartışılması gereken bir konu olabilir.
Aile içi şiddette alkol ve uyuşturucu faktörlerini de
unutmamak gerekir: Uluslararası araştırmalar doğrultusunda; alkolik ve
uyuşturucu bağımlısı olan bireylerin %25 e yakını aile içinde şiddet
uygulamaktadır. Bunlara kötü alışkanlıklardan kumar vs. eklemek gerekir. Bütün
bu saiklere karşılık kadına şiddetteki başlangıç ve tırmanışta eğitimin veya
kültürsüzlüğü de unutmamak gerekir.
Yapılan araştırmalarına göre (bu veriler ne kadar doğrudur bundan da emin
değiliz ama..): her 100 kadından 97 si, en az bir kez şiddet görüyor,
kadınların yüzde 20 si, silah ve bıçak gibi aletlerle şiddete uğruyor,
üniversite mezunu kadınların yüzde 23 ü fiziksel şiddete, yüzde 71 i de
ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalıyor. Yukarıdaki sebeplere bağlı olarak
maalesef önümüze böyle bir tablo çıkıyor.
Bir Müslüman dinin icaplarını yerine getirdiği takdirde
aile içi şiddet diye bir mefhumdan söz edilemez. Ancak şiddet her yerde vuku
bulmaktadır. Bu durumda haram-helâl çizgisini bilmek, kul hakkına girmemek,
başkalarına zarar vermemek gibi dinî-insanî değerler, suçun ve şiddetin önüne
geçer. İnsanın olgunlaşması aile içi şiddet konusunda mesafe kat edilmesine
vesile olmaktadır. Aklı, kalbi ve şuuru kuvvetli fertler öfke kontrolünde
başarılı olmakta, yeri geldiğinde öfkesini yenebilmektedir.
Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz, hayvanların dövülmesini
dahi yasaklamıştır. Peygamberimiz
(S.A.V) şöyle buyurmuştur: Erkeklerin en hayırlısı kadınlarına karşı en iyi
davranandır. Bir başka Hadis-i Şerifte de: Kocası kendinden memnun olduğu
halde ölen bir hanımefendi cennetlik olur.
Toplum olarak güzel ahlakı, ilim görmeyi ve ilme göre
yaşamayı, hayırlı işlerle yarışmaları unuttuğumuz için kadına değer vermede
maalesef geri kalmaya başladık.
İyi bir hayat için ailenin de sağlam temeller üzerine
kurulması gerekir. Kadınlar ve erkekler güzel ahlakın kalesi olmak
durumundadırlar. Şiddet ister kadın ister erkek kaynaklı olsun bu kaleyi
yıkmak, ailenin çok önemli ölçüde yara alması demektir. Aile içi şiddet manevi
güzelliklere ihanet yeri olmamalıdır; hayatın güzel ve onurlu yaşanması ancak
iyilik ve güzelliklerle daim olur.