Şairlik ne kadar basit, ne kadar ucuzmuş. Ne mesaj kaygısı, ne anlamlı söz, ne kalıp, ne düzen, ne bir tabu, ne estetik ne de etik bir tavır gerekir şair olmak için. Bunların hepsine birden bilinçli bir karşıtlık gerekir bugün şair’ olabilmek için.
Ey müteşair, özgürlüğü o küçük beyninde müstehcenlik ve küstahlık olarak kodlayan cüce, sence şair ahlâksız olmalıdır artık!.. Bırakın bir ideolojiye ya da felsefeye sahip olmayı, söylemek istediklerinin anlaşılabilmesi için gereken asgari derecede tutarlı ve belirli bir düşünce yapısından bile yoksun fikir fukaraları, tembel kelime cambazları bugün tüm değerlerin altını üstüne getiriyor. Toplum nasılsa edebiyatı da öyledir, edebiyat toplumun aynasıdır. Yüzlerce yıllık birikime sahip, gerçek şiir geleneğinin ardından yeni’ adı altında süflileşmiş bugünün sözde şiiri cehaletimizin aynası. Şiirimizi doğru dürüst okumadıkları, okusalar da hiçbir şey anlamadıkları, şiirin mahiyeti hakkında hiçbir fikir sahibi olamadıkları belli olan bugünün şairlik taslayan artistleri, tembelliklerini, kabiliyetsizliklerini, estetikten ve ahlâktan yoksun ölçüsüzlüklerini ve sanatsal beceriksizliklerini yenilik’ adı altında yutturma çabasında.
Doğru, iyi, güzel, estetik ve etik olan şey zordur. Anlamazsan, yapamazsan silinip gidersin. Bilmediğini, olmadığını kabul etmek her yiğidin harcı değil. Kemâl nedir bilmezsin! Öyleyse formül basit: Doğru ve zor olanı yıkacaksın, tüm kıymetleri bozacaksın. Standartları değiştireceksin. Yani ayakları baş yapacaksın. Ancak böylece seni bir şey sanmalarını sağlarsın. Zor olanı başarmaya çabalamaktansa gelişigüzel yazdığın saçmalıkları doğru, iyi ve güzel gibi sunacaksın. Klavyenin başına geçersin, deli saçması kelimeleri, hiç kullanılmayan kavramları, yarım kalmış heceleri artarda sıralar, bir şizofreni hastası gibi duygusal karmaşanı hastalıklı bir ruhun tedaviye muhtaç kıvranmaları gibi, affedersiniz kusar gibi bocalarsın. Sonra bu anlamsız cümleleri rasgele bölüp mısralara çevirirsin.
Bu büyük çöplüğün kokusu niyetine de Allah’a karşı küstahlık ve en adi müstehcenliği eklersin. Bu formülü ne kadar başarıyla pratiğe dökersen o kadar büyük şairsin. Hadi yolun açık olsun ahlâksız adam! Bundan sonrası en kolay olanı. Anlaşılmıyorsa büyük laf’ palavrasına inanan vasıfsız takipçilerin, iyiyle kötüyü ayırt edemeden herkesi alkışlayan bilgi, vicdan ve adaletten yoksun kurukafalar, yerleşmiş bütün değerlere muhalefet etmeyi hüner sayan anarşist isyankârlar seni çıkarırlar omuzlarına. Tıpkı senin gibi sahte, arkası düzensiz çöplük, önü süslü ve ışıltılı sahnelerde senin bile şaşıracağın şekilde anons ederler sıfatsız ismini. Yarın yoksun, sen de bilirsin ama anı yaşa’, affedersin carpe diem’ olmalı. Biraz da özentiyi eklemeyi unutma karaktersizliğine. Henüz gelişimini tamamlayamamış oluşum’ halindeki kalabalıklar çılgınca alkışlar seni merak etme. Korkma devam et sen, eleştirmeyi, kötüye kötü demeyi bilmeyiz biz, bize göre her müzik türü evrensel’dir, her şarkı güzeldir, kitabın değerini reklâm gideri ve etiket fiyatıyla ölçeriz, önüne gelene saygı duyarız, bütün renkler güzeldir ve her öleni iyi biliriz’ biz!
Bir daha şiir günleri’ne katılmayacağım sözümü kendi kendime çiğnedim geçtiğimiz günlerde ve İstanbulensis Şiir Festivali’ne katıldım. Daha önceki tecrübelerimden ötürü neyle karşılaşacağımı, nasıl bir rezalete şahit olacağımı az çok bile bile katıldım. Cemal Reşit Rey’de düzenlenen uluslararası kepazelikten geriye kalan büyük bir sinir ve baş ağrısıydı. Bugünün şiir dünyasına hâkim soytarılık, züppelik ve küstahlığı allayıp pullamışlar bir de işi uluslararası boyuta taşımışlar. Yurtdışından da benzeri kalitede müteşairler davet edilmiş. Yine körler sağırlar birbirini ağırladı anlayacağınız.
Sanata ve kültüre iyi niyetle katkıda bulunmaya çalışan belediyelere sözüm yok elbette. Maddi refahtan başka derdi olmayan bir toplumda ve bunu iyi okuyan statüko içerisinde kaldırım ve yol yapmaktan fırsat bulabilirlerse ellerinden geldiği kadar kültür-sanat faaliyetlerine yer ve zaman ayırmaya çabalayanları kutluyorum. Siyasilerin ülkenin geleceğini hâlâ ve ısrarla kültürle değil politika ile değiştirebileceklerine olan sarsılmaz’ inançlarına ve iktidar olsalar da bir türlü muktedir olamamalarına artık şaşırmıyoruz, alıştık elbette. Kıt anlayışları ve dünyaya tamamen zıt ve asosyal bakış açılarına rağmen yine de birkaç nispeten bilinçli şahsiyetin muhtemelen büyük zorluklarla düzenlenmesini sağladıkları kültür-sanat etkinliklerinde, hiç anlamadıkları konularda kimin ehil olup olmayacağını doğal olarak bilemedikleri için sahne soytarı ve züppelere kalıyor. Bizi öfkelendiren kötünün iyisine rıza gösterilmesi!
Şairliği, Allah-insan ilişkisini bile putperest mantığına indirgeyecek kadar küstah olmak zanneden, sanat-ahlâk ilişkisinden bihaber ahlâksız ve sanatçılığın tek şartını anormallik sayan, İsmet Özel sendromu yaşayan müteşairler, maskeniz sizi gizleyemiyor! Metaforu fikir meteoru zannedenler şiirimizi öldürüyor. ‘Gergedanla aşk’ yaşadığını söyleyen, çocuk doğurmayı ‘murdar olmak’ diye niteleyen, Allah’a ‘Tanrım dikkat et de gazoz içerken seni öldürmesinler’ diyecek kadar ahlâksızlaşan, cümleciklerinde saçmalıktan öteye gidemeyen bugünün müteşairleri dergilerin sayfalarını doldurmaya, o dergilerin çok sayın editörleri de bu soytarılara paye vererek edebiyatımıza ihanet etmeye devam etsinler. Birileri çalsın, birileri de oynasın bakalım. Verin cücelere şairliği! Ama bilin ki yarın bütün bu rezalet bittiğinde, on yirmi yıla yayılan büyük bir ihanetin, cinayetin sorumlusu olacaksınız hepiniz. Kemikleri sızlayan şairlerin elleri hepinizin yakasında olacak.
Şimdi bu yazıyı istediğiniz yerden kesip biçin cümle ve cümleciklere ayırın… Alın size yepyeni kokuşmuş şiirin formülü!