Afganistan 5 Nisan da gerçekleştirdiği Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin ardından yavaş yavaş gelmeye başlayan ilk tur seçim sonuçları ile
birlikte ilk demokratik imtihanını veriyor. Gelen ilk sonuçlara göre Abdullah
Abdullah ın en yakın rakibi Eşref Gani ye göre önde olduğu ve Karzai nin
desteklediği Abdur Rab Resul Sayyaf ın ise oldukça gerilerde kaldığı
gözlemlenebiliyor. Ancak bu sonuçların henüz çok küçük bir oy sayımının
ardından açıklandığını unutmamak gerekiyor. Yani henüz hiçbir şey bitmiş değil
ve ilerleyen sayımlarda dengeler değişebilecektir.
Gerçekten de Afganistan da ABD nin 2001 işgali sonrası
ülkenin kendi kendini yönetmesiyle ilgili ilk demokratik seçimlerin yapılması,
gerek ülke içinde gerekse de uluslararası toplumda ülkenin geleceğiyle ilgili
olumlu bir havanın esmesine neden oldu. Karzai bugüne kadar Kabil den öteyi
yönetememişti. Şimdi ise ulusal bir seçim yapılarak tüm Afganistan halkı ilk
defa kendi Cumhurbaşkanı nı seçecekti. Her şey buraya kadar bakılınca gayet
tozpembe görünüyorken, ülkenin içerisinde bulunduğu mevcut kimlik, güvenlik ve
kurumsal krizlerin de gözden kaçırılmaması gerekiyor. Çünkü bu yapısal sorunlar
aşılamadığı takdirde beklenen demokrasinin hiçbir zaman gelmeyeceği
söylenebilir.
Afganistan daki Kimlik Krizi
Afganistan maalesef bugüne kadar hep büyük güçlerin
çatışma alanı oldu. Bu çatışmaların doğal sonuçlarından biri de hiç şüphesiz
ülkedeki ulusal bürokrasinin çökmesi olmuştur. Merkezi yönetimin zayıflığında
öyle ki bölgesel komutanlar çıkıp kendilerini bulundukları bölgenin patronu
ilan ederek büyük bir parçalanmışlığın tohumlarını ekmişlerdir. Sonuç ise
ülkede büyük bir etnik ve mezhebi bölünmüşlük ortaya çıkmış, bu da beraberinde
bir ulusal kimlik krizini getirmiştir. Bugün bir Afganistanlı kimdir diye bir
sorsanız, farklı farklı tanımlarla karşılaşabilirsiniz. Bölünmüş her bir farklı
grup, ortak bir ulusal ajandaları olmadığı gibi, bir şiddet siyasetini de
beraberlerinde getirmişlerdir. Farklı gruplar kendilerini yakın hissettikleri
dış güçlerden destek alarak buralara yaslanırlarken, ülkenin içerisine bu
şekilde etki etme fırsatı bulan aktörlerin her biri de farklı bir Afganistan
arzu ediyor olmalarından dolayı ülke bugüne kadar bir türlü istikrarsızlıktan
kurtulamadı.
Güvenlik Sorunları Eşliğinde Seçim
Kimlik kriziyle ilişkili ülkenin uğraştığı diğer bir
sorun da ülkenin içerisinde bulunduğu güvensiz ortamdır. 2001 den beri ülkenin
kanına işleyen ABD yi saymaya bile gerek yokken, ülkede diğer taraftan bir
Taliban sorunu var. Kimine göre İslam ı dava edinen, kimine göre ise Peştun
milliyetçiliğinden başka bir şey yapmayan Taliban, sonuçta ülkenin güneyine
tamamen hâkim olan ve ülkenin geri kalan bölgelerinde de kentlerin dışında
kırsal bölgelerde hâkimiyetini konuşturan bir aktör olarak dikkate alınması
gerektiğini her fırsatta ortaya koyuyor. İşte seçimleri boykot eden böyle bir
Taliban varlığı, siyasetin başına kim gelirse gelsin çözmek zorunda oldukları
en önemli sorunların başında geliyor. Bir gerçek var ki, Taliban ı entegre
etmeyen bir siyasetin Afganistan şartlarında başarılı olması çok zor
görünüyor. Adaylardan Gani ve Sayyaf ın
Taliban ile ilgili bir reform planı mevcutken; şu an önde görünen Abdullah ın
planının Taliban ı yok etmek olduğu düşünülürse, kazanması durumunda ülkede
istikrarsızlığın devam edeceğini öngörmek çok yanıltıcı olmayacaktır.
Başarısız Devletin Geleceği
Bugüne kadar ABD, Afganistan ve benzeri ülkeleri
Başarısız Devletler kategorisine koyarak, yani kendi bürokrasisiyle
merkezileşmesini sağlayamayan ülkeleri belli bir kategorilendirmeye tabi tutarak,
her zaman onlara müdahale etmenin meşruluğunu oluşturma derdinde olmuştur. Bu
açıdan bakılırsa Afganistan seçimleri, ülkenin merkezi hükümeti güçlendirerek
etnik kriz ve iç gerilimlere bir son mu vereceği yoksa Başarısız Devlet olarak
mı yoluna devam edeceği sorusunun cevabını içerisinde barındırmaktadır. Şu ana
kadar bizim gözlemlediğimiz, önde gelen tüm adayların hepsinin de kendilerini
diğer adaylardan daha Amerikancı göstermeye çalıştıklarıdır. Galiba
Afganistan da iktidara gelmek ve iktidarı korumak, ABD ve Taliban la iyi
geçinmek, ama diğer taraftan da halka ABD karşıtı olduğunu inandırmaktan
geçiyor. Bir zamanların Cihad Okulu olan Afganistan da siyasetin bu kadar
düşeceği pek aklımıza gelmezdi. Umarız seçimler bundan sonraki Afganistan siyasetinde
seçmenlerin bilinçlenmesiyle daha rasyonel davranmalarının ilk adımını
oluşturur.