Göz göre göre 21. yüzyılda savaş suçu işleniyor. Aklınıza gelebilecek her türlü katliam yapılıyor. Bütün dünyanın gözünün içine baka baka çoluk çocuk, genç yaşlı, hasta özürlü demeden insanları katlediyorlar. Ne akan kan ne de gözyaşı umurlarında bile değil. Avrupa ülkeleri, Amerika birbiri ardına destek açıklamaları yapıyor. İsrail’e destek veren insanların sayısı da azımsanacak kadar değil. Eğer kıyametin kopma anı elimizde olsa, işte bugün, şu an “kopsun kıyamet Ya Rab” diye haykıracak milyonların olduğuna yemin edebilirim.
Katil, acımasız, insanlıktan zerre nasibini almamış bir toplumla karşı karşıyayız. Dünya tarihi belki de hiçbir döneminde böylesi cani bir toplumla karşılaşmamıştır. İsrail bu katliamları aşkla, şevkle, inançlarının gereği olarak yapıyor. Kutsal zannettikleri kitaplarındaki metinlere uygun olarak çoluk çocuk, genç yaşlı demeden insanları ekin tarlaları gibi kırıp geçiriyorlar. Acımız tarifsiz, derdimiz dağları aşmış durumda, acizliğimizden, elimizin kolumuzun bağlı olmasından dolayı binlerce tövbeler olsun.
Türkiye ve İslâm ülkelerinden güçlü bir ses yükselsin, yaptırımlar sıralansın, tüm İslâm ülkeleri ayağa kalksın, bir olsun, birlik olsun gereken ne varsa yapsın diye beklentilerimiz artık ancak hayallerimizden başka bir yer bulamıyor. Sivil toplum kuruluşları ellerinden geleni yapmaya çalışsa da elden bir şey gelmiyor. Olmuyor, bitmiyor, durmuyor ve İsrail katliamlarına devam ediyor. Tıpkı Irak’taki gibi, Afganistan’da, Keşmir’deki, Arakan’daki, Mısır’daki, Doğu Türkistan’daki, Suriye’deki, Bosna’daki gibi. Büyük bir tiyatro sahnesi kurulmuş, herkes rolünü en güzel şekilde oynamaya çalışırken batıl zihniyet asıyor, kesiyor, yakıyor, yıkıyor, bombalıyor, vuruyor, eziyor. Müslümanlar konuşurken, bağırırken, toplantılar, basın açıklamaları yaparken, sloganlar atarken katiller durmuyor ve katliamlarına devam ediyor. Bizler, düşünce, hayal ve söylem dünyasında boğulmuşken onlar eylem dünyasının ana aktörleri olarak acımadan kardeşlerimizi yok etmeye, inançları ve idealleri doğrultusunda hayallerini gerçekleştirmeye devam ediyor.
Bir tweet atmaya, iki cümle yazmaya utanır hale gelmedik mi? Sıcacık evlerimizde otururken beddualar etmek artık canımızı acıtmıyor mu? Meydanlarda batıl devletlere heyheylenenlerin bugünkü acizliği yüreğinizi dağlamıyor mu? Başa getirdiğimiz insanlardan beklentilerimizin gerçekleşmemesi hiç mi kanımıza dokunmuyor? Merhum Şeyh Ahmed Yasin’in feryadı kulaklarımızda çınlamıyor mu? Merhum Erbakan Hoca’nın yaptıklarını, D-8 ile alakalı çalışmalarını anlayıp zamanında gerekli desteği vermediğimizden dolayı pişmanlık duymuyor muyuz? Yarından da yakın olan kıyamet günü gelip çattığında, mahşer yerinde karşımıza çıkacak Gazze’nin minicik yavrularının yüzüne nasıl bakacağız diye hiç mi düşünmüyoruz? 21. yüzyıl dünyasında insanlar Ay’a turlar düzenlemeye başlamışken, bizler, Filistinli kardeşlerimizi sapanlarla mücadeleye nasıl mahkûm ettik diye dizimizi dövmemiz gerekmiyor mu?
Allah’ım, şu zor günlerde elleri kolları bağlı duran İslâm ülkelerinin yöneticilerini sana havale ediyoruz. Allah’ım, İslâm coğrafyasının göbeğinde akıl almaz katliamları engellemek için bir şey yapamayan güç sahiplerini sana havale ediyoruz. Allah’ım, sen bize şah damarımızdan daha yakınsın, sen kalplerimizi bilensin, bu kahredici günlerde kardeşlerimizin acısını popülizme meze yapanları da sana havale ediyoruz. Allah’ım bizleri de affet. Allah’ım bizleri de affet. Allah’ım bizleri de affet…