Bir musibet, bin nasihattan yeğdir derler.
Ama ben yine de endişeliyim. Bakalım ABD Parlamentosu Temsilciler Meclisi nin, Dışilişkiler Komisyonu nda, Ermenilerin lehine aldığı ve bizi son derece rencide eden karar, bizim yöneticilerimizin uyanmasına ve milletimizin arzu ettiği iç açıcı, yeni bir politika izlenmesine kafi gelecek mi
Zira SayınBaşbakan, "Bırakınız, ABD ile ilişkilerimiz inceldiği yerden kopsun" diyecek derecede ciddi konuştu.
Acaba bu konuşma, Nancy Pelosi ve yandaşlarına karşı yapılmış olan bir blöf mü idi, yoksa iktidar, hak ve hürriyet aşığı olan milletimizin özlediği tarihi yörüngemize dönmemize karar mı vermişti Bunu zaman gösterecektir.
Bilindiği gibi, bundan önce, 18 Avrupa ülkesi, sözde soykırım yasası çıkartarak, ülkemizi küçük düşürmeye çalışmıştı, artık bu saygısızlıklara ABD de alınan son karar ise bardağı taşıran son damla olduğundan, milletimizin tahammülü kalmamıştır.
Batılı ülkeler, zahiren yüzümüze gülüyorlar, ama iç politikalarında önemsiz bir azınlığın oyunu alabilmek için, bizim millî haysiyetimizle oynamamaktan da adeta sadist bir zevk alıyorlar.
Artık maskeleri düşmüştür, bütün çirkinlikleriyle gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır. Hem milletimiz indinde ve hem de dünya kamuoyunda inandırıcılıkları kalmamıştır.
Onların indinde Yunanlılar kavmi neciptir, Siyonist Yahudiler kavmi neciptir, Ermeniler kavmi neciptir. Bu kavimlerin üstünlüğü ve olağanüstü dokunulmazlıkları vardır.
Fransızlar, Cezayir de bir buçuk milyon Müslümanı öldürdüler, bu katliam sayılmadı.
ABD askerleri Irak ta iki milyon Müslümanı katlettiler, bu da katliam sayılmadı.
İsrail in, Filistin de keyfî olarak devam ettiği cinayetler de katliam sayılmıyor.
Afganistan da, hedef gösterilmeden yine Müslüman fakir halk kurşunlanıyor, katliam sayılmıyor.
Ama, 95 sene önce, idari tedbir meyanında Osmanlı, bir tehcir işlemi yapıyor. Kan dökülmediği halde, Batı dünyası ayağa kalkıyor, 19 devlet kanun çıkartarak Türkiye yi ve milletimizi katliam yaptı diye utanmadan, sıkılmadan suçlamaya kalkışıyor. Hatta bize Sevr Muahedesi nin şartlarını dayatmaya çalışıyorlar.
Görülüyor ki bu Batılılar, biz ne kadar efendiliğimizi sergilesek, onlar o kadar üstümüze üstümüze geliyorlar, yılışıyorlar, şımarıyorlar.
Bu sebepten milletimizin bu haksızlıklar karşısında tahammülü kalmamıştır.Bir de bu olaylara ABDve İsrail in ve kukla Irak yönetiminin PKK yı üzerimize saldırtması, sinsice ve haince pusularla Mehmetçiklerimizi tuzağa düşürmeleri, pek tabii olarak milletimizin tahammül sınırlarını aşmıştır.
Bu sebepten Başbakan ın, "Bırakalım ABD ile ilişkiler, inceldiği yerden kopsun" sözü, yerde kalmamalıdır. Bu söz bir tarihi dönüm noktası sayılmalıdır. Zira hak ve hürriyet aşığı aziz milletimiz bu tavrımızın, kalıcı bir temel politika olmasını istiyor.
Asırlar boyunca üç kıt ada, yedi denizde şanlı bayrağımızı dalgalandıran, bu yolda şehid veren, gazi veren, ecdadımız da böyle istiyor. İçinde bulunduğumuz değişmez jeo-politik gerçekler bunu emrediyor. Tarihimizin, bölgemizin, ülkemizin şartları, dünya dengelerinin ancak bu şekilde tesis edilebileceğini gösteriyor.
Bu sebepten ilk iş olarak İncirlik Üssü nü emperyalist emellerle kullanan ABD ye kapatmalıyız.
İktidarda kalabilmek için bir azınlık olan Ermenilerin oy desteğine muhtaç olacak derecede zayıf düşmüş olanABD ye desteğimizi çekelim. Eminim ki bu çekişimiz ABD nin bütün dünyada itibarının düşmesine bir başlangıç olacaktır. Barış isteyen bütün ülkeler bizi alkışlayacak ve bu harekete katılacaktır.
Çünkü değişmez gerçektir. Zulüm ile abad olanın sonucu berbad olur. Bırakalım ABD ve yardımcıları işledikleri zulümlerin günahı altında ezilsinler.