Yazsanbir Genel Başkanı Hayrullah Eraslan 7 Haziran 2012 tarihinde kaybettiğimiz Halk Şiiri geleneğinden gelen Türk şiirinin son yıllardaki en güçlü şair ve yazarına bir vefa gösterdi ve Abdurrahim Karakoç kitabı yayımladı.
Kitap ismi bu kadar uzun olmalı mı sorusunu zihinlere nakşetse de bir anıt, bir kaynak kitap niteliğindeki bu kitap doğrusu; "Hak Yol İslam Yazacağız - Mihriban - Hasana Mektuplar Üçgen Piramidinin Zirvesindeki Cihan Şairi unvanı/unvanlarını hak ediyor.
Nar yayınlarından çıkan Karakoç kitabı 624 sayfa ve merhum şairle ilgili vefatından sonra derlenen ilk kitaptır.
Bu eserde bulunan bölümler: Abdurrahim Karakoç hakkında yazılanlar, Abdurrahim Karakoçla yapılan söyleşiler, Abdurrahim Karakoç için yazılan şiirler ve Abdurrahim Karakoç için ne dediler bölümlerinden oluşuyor. İlk bölümde 110, ikinci bölümde 8, üçüncü bölümde de 25 yazar ve şairin yazı, söyleşi ve şiirleri bu devasa eserde yer almış. Ayrıca iktidarı ve muhalefetiyle siyasilerin de Karakoçla ilgili kısa da olsa görüşlerine yer verilmiş.
Bir devrin eğilmez, bükülmez dev şairi olarak rahatlıkla niteleyebileceğimiz Karakoçla ilgili hayatından ve sanatından kesitlerin ve analizlerin yapıldığı bu kitapta Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinin yanı sıra üretken yazar ve şairlerin de mülahazaları hem okuyucuyu hem de şairini incelemek isteyen araştırmacılara ve akademisyenlere önemli derecede bu kitap kaynaklık edecektir, diye düşünüyoruz.
Eserin girişinde kardeşi Bahaettin Karakoç rahmetli için şu nitelemelerde bulunmuş; "Ailemizin medar-ı iftiharı, şiir severlerin Demirkazık yıldız, insanlığın yüz akı, onurlu kavgaların uç beyi, kutsal bar5ışların beyaz güvercini, şiir ve fikir dünyamızın nefes borusu, anavatan Türkiyenin ve Müslüman Türk dünyasının ünlü ama garip şairi"
Abdurrahim Karakoç gibi büyük şairler kolay yetişmez bu nedenle de topluma malolmuş güçlü şairlere hayatta iken sahip çıkılmalıdır. Bahaettin Karakoçta bu düşünceden sitayişle ve haklı olarak, "Milletin sevgilisi şair Abdurrahim Karakoç, yurt içinde de, yurt dışında da çok ünlüyken yanında - yakınında devletini ve devletlûlarını hiç görmemiştir. "Dünyaya garip gelmişim/ İçim gurbet dışım gurbet" demiştir. Düşmanın ölüsünü Türk bayrağına sararak yurt dışından getirtip askerlerin omzunda taşıttırarak törenle defneden sistem, sağlığında olsa bile Abdurrahim Karakoçun varlığından haberdar değildi. Şair Abdurrahim Karakoç garip geldi garip gitti" demektedir.
Kitabı hazırlayan Hayrullah Eraslanda kitabın önsözünde şu görüşlerini paylaşmaktadır; "Abdurrahim Karakoçun şiirlerini Dadaloğluna, Karacaoğlana bazıları da Fuzuliye benzettiler. Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni, Nefi, Seyrani ve Dertliden daha iyi olduğunu söyleyenler de oldu. Oysaki Abdurrahim Karakoç, sadece kendisi idi. Halk şiiriyle kendine has bir tarz ve köşe oluşturmayı başarmıştı. Hece ölçüsünü ustaca kullandı. En güzel aşk, tabiat ve yergi şiirlerini yazdı. Çok güçlü ironiye sahip ve imajları kendine hastı. Şiirleri daha yaşarken dilden dile dolaşıyordu. Tarihin altın sayfasına geçecek ölümsüz eserler verdi."
Abdurrahim Karakoç kitabında şahsıma ait iki yazım ve bir söyleşim bulunmaktadır. "Düzen Dışı bir şair Abdurrahim Karakoç" yazısı ile yapmış olduğum söyleşi Genç Kardelen Dergisinde yayınlanmıştı. İkinci yazım ise bu sütunlarda yer alan "Yılların şairi bir güzel insan Abdurrahim Karakoç" yazımdır.
Rahmetli Karakoç güzel insandı. Hap doğruları söyledi ve Hakk için söyledi. Kimsenin karşısında eğilmedi dik durdu, dik yaşadı. Şiilerinde Allah, din, ölüm, aşk, sevgi, gurbet,tabiat... düşüncelerini işledi. Halk şiirini ustaca kullandı ve halk şiirinde kendi yaşam tarzını oluşturdu. Sosyal içerikli şiirleri ülke içinde ve dışında ses getirdi.
ŞAİR VE YAZARLARA GÖRE KARAKOÇ
Bu eserde yazar ve şairlerin Karakoçu farklı yönleriyle ele aldıkları görülür. İşte o düşüncelerden bir demet:
Abdurrahman Dilipak: "Zalimlere yakın duran, zulmü alkışlayanlardan biri değildi Karakoç. Dik başlı değildi ama başı dik biri idi. "Serdengeçti" bir tip. Mütevazı. Müminleri kardeş bilen bir halk adamı."
Ahmet Doğan İlbey: "Serbest ve kapalı sanat şiirinin dışında geleneğe bağlı Türk şiirinin en usta şairidir."
Ahmet Hüdai: "Karakoç bir bakıma bizim ruh dünyamızın berrak aynası olmuştur."
Ahmet Kabaklı: "Halk şiirine derin düşünce ve davayı genişletmesine, derinlemesine sokan şair"
Ali Akbaş: "Şiirlerinin çoğu zor günlerde ve bir kavga ikliminde yazılmıştır."
Bestami Yazgan: "Abdurrahim Karakoç, şiirimizin kutup yıldızıydı."
D.Mehmet Doğan: "Karakoç, geleneğin tekrar değil, yenilenerek var olmakolduğunu şiirleriyle açık olarak ortaya koyar."
Hasan Celal Güzel: "Çok ince ruhlu ve şiirlerini mücevher gibi işleyen üstün kabiliyetli bir şairimizdi."
Hayrullah Eraslan: "Abdurrahim Karakoçun şiirleri hiç tenkit edilmedi. Her kesim sadece şiirleri karşısında şapka çıkardı."
İnci Okumuş: "Yalnız şiirleriyle değil, mütefekkir yüreğiyle de hakkı ödenmez hizmetlerde bulunmuştur."
Lütfi Şehsuvaroğlu: "Fedakârlık, vefakârlık, sadakat, merhamet, ehliyet, hürmet ve aşk dava adamlığının temellerindeki yapı taşları, binasının sütunları idi."
Mehmet Nuri Yardım: "O Türk dünyasının ve İslam âleminin de iç sızısıdır."
Taha Akyol: "Şiirleri Anadolu insanının ıstırabını, acılarını anlatmış, "büyükler"i, "kodaman"ları, "devletlü" takımını, bürokrasiyi ve cumhuriyet elitlerini hicvetmiştir."