Bayram boyunca Suriye sınırımızın hemen ötesindeki Kobani’de çatışmalar devam etti ve ülke olarak tüm dikkatimiz buraya çevrildi. Suriye’de çatışmaların başlamasının ardından ülkemize sığınanların sayısı 1.5 milyonu geçmiş, ülkemizin her köşesine dağılmış iken özellikle Kobani çevresindeki çatışmaların ardından yeni bir göç dalgası başladı. Gelinen noktada ülkemize sığınan Suriyelilerin sayısının 2 milyona ulaştığı belirtiliyor. Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 200 bini geçtiği, Lübnan, Ürdün ve Irak birlikte düşünüldüğünde Suriyeli mültecilerin sayısı 5 milyona ulaşmış durumda. Kısacası, Suriye’de sadece Esat’ın çevresindeki bir avuç insan yerlerini koruyor, onların dışında her Suriyeli ölümle burun burana yaşamaya mahkum edilmiş vaziyette. Bu noktada ülkemizin göğüslemeye çalıştığı sorumluluk ABD ve yandaşlarını bugüne kadar hiç ilgilendirmediği gibi tüm bu gelişmelerin birinci dereceden sorumlusu olan Esat’a karşı hiçbir hareket söz konusu olmadı. Esat bombaladıkça onu alkışladılar. Ciddi olarak Esat’a karşı bir tavır ortaya konulabilmiş olsaydı katliam bunca yıl sürmez, çatışmalar son bulur, sadece Suriye’de değil Irak da yeni bir yapıya kavuşurdu. Ama, ABD ve yandaşları bunu istemediler. Onlar, Müslümanların birbirlerini katletmesini çıkarlarına uygun buldular.

Bir yandan Irak’ın eski yönetiminin mezhepçi yaklaşımı öbür yandan Esat askerlerinin katliamları sonucunda ciddi direniş odakları oluşmaya başlayıp, bunların içinden IŞİD örgütünün bir anda Irak’ta Musul’u ele geçirip Bağdat’a doğru ilerlemesi, arkasından Suriye’de bazı yerleşim merkezlerini ele geçirmesi üzerine birden bire ABD ve yandaşları Suriye ile ilgilenmeye başladılar. Hatta koalisyon oluşturarak IŞİD’e karşı ortak bir koalisyon oluşturdular. Ne var ki, ABD ve ortakları askerlerini kara harekâtından uzak tutuyor, sadece havadan bombalamayı tercih ediyorlar. Bu yolla IŞİD’in Irak ve Suriye’den sökülüp atılamayacağını bilmiyor olamazlar. Kara çatışmalarını bölgesel güçlere havale edip kendileri havadan atışları sürdürüyorlar. Bu arada çatışmalarla hiçbir ilgisi olmayan sivilleri de vuruyorlar. Buna karşılık Esat’a yönelik hiçbir hamle yok. Sanki IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyonun hedefi Esat’ı korumaya yönelik gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.

Başbakan Davutoğlu’nun, ”Eğer Esat gönderilecekse asker gönderebiliriz” sözleri ABD ve yandaşlarının planının farkında olunduğunu gösteriyor. Öte yandan farkında olmadan Türkiye’yi kara çatışmalarına çekmeyi planlayan ABD ve yandaşlarının oyunu dikkatten kaçıyormuş görüntüsü ortaya çıkıyor. Şahsen buna ihtimal vermek istemiyorum ama Irak ve Suriye’deki çatışmaların tüm sorumluluğunu IŞİD’e yıkmak sorunun gerçek sorumlularını görmezden gelindiği anlamına gelmez mi Kısacası, Suriye’de Esat iktidarını koruyacak, Irak’ta bütünleştirici bir yönetim oluşturulmayacak, parçalanmış hali korunacaksa çatışmalar sürüp gidecek demektir. Bundan da ABD ve yandaşlarının memnun olduklarını görmek durumundayız. Kaldı ki, IŞİD örgütü Suriye’de Esat muhalifleri ile çatışırken ABD ve yandaşlarının desteğini alırken hızla ilerleyerek Irak ve Suriye’de belirleyici bir konuma gelme ihtimali ortaya çıkınca dünün destekçileri birden bire karşı cepheye geçtiler. Belli ki IŞİD’e yönelik oluşturulan koalisyonun esas hedefi Esat iktidarını korumaktan ibaret.