ABD nin İsrail in isteklerini Ortadoğu barışı adı altında
dile getirmesi pek çok kişiyi yanıltıyor diye düşünüyorum. Çünkü, ABD nin
Ortadoğu da barış istediği kanaatinde değilim. Bölgemizi karıştıran, bugün
içinden çıkılmaz hale getiren ABD ve yandaşları değil mi Barış ve özgürlük
getirmek iddiasıyla bölgemizde ABD ve yandaşları nereye el atmış iseler orada
şimdilerde tam bir karmaşa hâkim. Çünkü; bölgemiz üzerinde hesapları olan
ülkeler için barış değil çatışma gerekli. Çatışmalar devam edecek, kan akacak ki
Denize düşen yılana sarılır misali ABD nin barışseverliğine (!) sığınmak
zorunda kalınacak. Bu bakımdan bölge ülkeleri ABD ye Gölge etme başka ihsan
istemem demek durumundalar. Hem de bunun geç kalınmadan yapılması, gerekirse
bölgeye yönelik ABD elinin kırılması için bedel ödemeye razı olmak gerekiyor.
Çünkü, ABD nin barış adı altında bölgede yaptıkları bölge ülkelerine çok ağır
bedel ödetiyor. Sadece Suriye deki çatışmalarda iki yılda hayatını
kaybedenlerin sayısının resmi rakamlara göre 72 bin, resmi olmayan rakamlara
göre ise 100 bini geçtiği belirtiliyor. Irak ta da işgal sırasında ölenlerin
sayısı da yüz binlerle ifade ediliyor: Kaldı ki, işgal ile birlikte Irak ta tam
bir karmaşa hakim olmuş. Irak resmen ikiye bölünmüş, görünmeyen şekliyle de bir
başka bölünme daha gerçekleşme yolunda. Afganistan da NATO şemsiyesi altındaki
ABD saldırıları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı bilinemez durumda. Ancak,
hemen her gün NATO tarafından sivillerin yanlışlıkla (!) vurulduğu açıklanıyor.
Uzaydan yerdeki karıncanın hareketini takip edecek teknolojiye sahip
olduklarını söyleyenlerin nasıl oluyor da her gün yanlışlıkla Afganlı ve
Pakistanlı sivilleri vurduğunu da birlerinin izah etmesi gerekiyor. İslam
coğrafyasında benzer yaşananları çoğaltmak mümkün. Yani ABD nereye barış,
özgürlük ve insan hakları adı altında elini uzatmış ise orada canlı
bırakmamanın adımının atıldığını düşünmek gerekiyor.
Bu bakımdan ister ABD Başkanı Obama, ister Dışişleri
Bakanı Kerry, ister bir başka ABD li yetkili Ortadoğu Barış dediğinde anlamamız
gereken İsrail in hedeflerine yönelik çalışmalardan söz ediliyordur. Kerry nin
son Türkiye ziyareti sırasında gerçekleştirilen görüşmeler de konunun
İsrail-Filistin sorunu ve Ortadoğu barışı adı altında ayrıştırılmasının gerçeği
yansıtmadığını, ABD nin bölgemizde barışın sağlanmasının değil İsrail in
geleceğini teminat altına almanın çabası içinde olduğunun utulmaması gerekir.
Medyamızda pek çok yorumda Ortadoğu Barış süreci yaklaşımı ile İsrail-Filistin
anlaşmasının iki farklı konu olarak takdim ediliyor olması, eğer bilgi
eksikliğinden değilse; bilinmelidir ki İsrail çizgisinde bilerek yapılan
yorumlardır. Çünkü, ABD li yetkililer Hamas ın silah bırakmasını, İsrail i
tanıyarak masaya oturmasını isterlerken Hamas ın bir şart koşmadan masaya oturmasını
özellikle istiyorlar. İsrail i tanımış bir Hamas ın masada işgalcilerin 1967
sınırlarına çekilmesini istemesi söz konusu olabilir mi Bırakın İsrail in 1967
sınırlarına çekilmesini Filistin e yönelik ablukayı bile kaldırmasının gerekli
olduğu Amerikalıların aklına nedense hiç gelmiyor. Halbuki gerçekten bir
anlaşma sağlanmak isteniyorsa sadece bir tarafın istekleri kabul etmesi ile
barış olur mu Böyle bir anlaşma sağlansa bile buna barış değil, teslim olmak
denir: Kısacası Ortadoğu Barışı sözünün her edilişinde Filistinlilerin İsrail e
şartsız teslim olmasının istendiğini artık herkesin görmesi gerekiyor. Böyle
bir barış anlaşmasında Türkiye nin arabulucu olarak deveye girmesinin mantıki
hiçbir izahı olamaz. Bu olsa olsa ABD aracılığı ile İsrail isteklerinin hayata
geçirilmesine çalışmak olur.