Dünyanın neresinde bir karmaşa, çatışma, savaş söz konusu ise olay incelendiğinde işin içinde çoğunlukla ABD’nin bulunduğu görülüyor. Bu bakımdan da yazımın başlığını “ABD küresel fitneci” olarak belirledim. Öncelikli olarak yeryüzünde ağırlık koymaya başladığı zamandan itibaren içinde bulunduğu tüm uluslararası oluşumlarda dünya düzenini ABD merkez alarak oluşturmuşlar; bir bakıma dünya ABD ve yandaşlarının kontrolüne girmiş bulunuyor. Bu gelişmelerin başrolünde de ABD bulunduğu için küresel fitneci olarak nitelendirdim. Dikkat edilirse Birleşmiş Milletler’in yapısı, NATO’nun kuruluşundan bu yana devam eden yapısı hep belli ülke ve ülkelerin çıkarlarını koruma üzerine bina edilmiş durumda. Uluslararası örgütler hep bu mantık üzerine bina edilirken, dünyada sürekli olarak bu fitnecilerin hak; hukuk, demokrasi ve insan haklarını dillerinden düşürmeyişlerinin sağlıklı bir izahı olamaz. Olsa olsa dünyanın algı operasyonları ile uyutulması, dikkatin farklı noktalara çekilmesi olabilir. Bu arada AB’nin oluşumun da ABD, NATO’da olduğu gibi başrolde değildi ama bugün için ABD’nin de bir biçimde etkili olduğu ortada.
Hatta, sadece 60 yıldır Türkiye’yi kapıda bekletiliyor, bir türlü aralarına almıyor oluşları üzerinde durulduğunda AB’nin bir Haçlı ittifakı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu arada NATO’da belirleyici konumda olan ABD’nin Soğuk Savaş yıllarında her an ABD ile Rusya arasında üçüncü dünya savaşı çıktı çıkacak diye beklenen zamanlar olmasına rağmen Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından kısa zamanda Varşova Paktı içinde bulunan ülkelere NATO anında kucak açtı ve dünün Varşova Paktı ülkeleri birdenbire NATO’nun has üyeleri haline geldiler. Daha doğrusu, getirildiler. Sanki NATO geçmişte Varşova Paktı’nın yayılmacılığını engellemek için, Varşova Paktı da Sosyalist ülkeleri ABD yayılmacılığına karşı korumak için kurulmamış havası estirildi. Kısacası dünün düşman bilinen tarafları meğer dost imişler. Kısacası, geçmiş dikkatlice düşünüldüğünde uzun yıllardan beri yeryüzünde gerçekler değil, algılar hâkim. Varşova Paktı da ABD yayılmacılığını engellemek üzere kurulmamış gibi hareket ediliyor. Daha doğrusu, böyle bir görüntü oluşturuyorlar.
Olaylar sadece sözünü ettiğim ittifaklar etrafında oluşturulan gerçekleri yansıtmayan algılardan da ibaret değil. Bölgemizde yıllardan beri devam eden çatışmalar, işgallerin hepsinin ya arkasında ya da içinde ABD ve müttefiklerinin bulunduğu da bir gerçek. Bu arada bölge ülkelerinde oluşturulmuş terör örgütleri ve birtakım ulusal örgütler sürekli çatışma halindeler. Bu durum ise ister istemez bölge ülkelerini bir başka güçlü ülke ile ittifak kurmaya itiyor. Bölgemizde başrol oyuncusu ABD olduğuna göre genellikle bölgemizdeki terör örgütleri ve bu örgütlerle mücadele halinde olan ülkeleri ABD ya da Rusya’nın kanatları altına sığınmaya itiyor. Sonuç olarak sömürgeci ülkelerin çıkarlarına hizmet ediliyor.
Mesela çok eskiye gitmeden İran’da devrimin ardından çok geçmeden Saddam yönetimindeki Irak, İran’a savaş açtı. Savaş yıllarca sürdü. Savaş bittiğinde iki taraf da ağır yara almıştı. Kısacası, sömürgeciler ne niyetle ya da ne söyleyerek bir ülkeye geldiklerinde olan o ülkeye ve halkına oluyor. Bu bakımdan küresel fitnecilerden kendimizi koruyamadığımız sürece yaptıklarımız hep fitnecilerin defterine kâr olarak yazılıyor. Yine geçmişte Rusya, Afganistan’ı işgal etmişti. ABD hemen orada yerini aldı ve Rusya ile Afganistan’da nöbet devir teslimi yaptılar ve bu defa Afganistan, Rusya tarafından ABD’ye bırakıldı. ABD de sömürebildiği kadar sömürdü, çekildi ama ortada bir Afganistan milli ordusu falan kalmamıştı. Terör örgütleri iş başına geçtiler. Daha doğrusu, ABD desteğinde Afganistan’da kontrol terör örgütlerine geçti. Yıllardan beri fırsatını bulan Afganlılar ülkelerini terk ediyor, dünyanın başka köşelerinde kendilerine yer bulmaya çalışıyorlar. Kısaca, küresel fitnecilerin algı operasyonuna teslim olan ülkeler, bırakın özgürlüğü, ülkelerini bile kaybediyorlar.