İsrail söz konusu olduğunda ABD nin İsrail den farklı bir
politika izlemediğine/ izleyemediğine bu köşede sıkça dikkat çekerim. Bunun
sebeplerini de çeşitli kereler izaha çalıştım. Obama-Erdoğan görüşmesinin
ardından yapılan açıklamalara dikkat çekerken Obama nın Suriye konusunda dişe
dokunur bir şey söylemediğini, iki yıldan beri akan bunca kana rağmen, gelinen
noktada konunun çözümünü diplomatlara havale ittiğini belirtmiştim. Yazım için
masanın başına geçmeden önce günlük gazetelere göz atarım. Dün de aynısını
yaptım. Aslında yazacağım konuyu da belirlemiştim. Buna rağmen bir haber
öylesine dikkatimi çekti ki, sanki aylardan, hatta yıllardan beri yeri geldikçe
tekrarladığım düşüncelerimi bu haber tasdik ediyordu. Hemen belirteyim ki
düşüncelerimin doğruluğunun bir takım haberlerle desteklenmesi gibi bir
beklentim yok. Ancak, İsrail: Suriye de tercihimiz Esad başlıklı haber Suriye de
olaylar karşısında özellikle ABD nin niçin sessiz kaldığını gösteriyordu. Bir
diğer ifadeyle Suriye de iki yılı aşkın bir süreden beri kan akarken, yerleşim
birimleri yerle bir olup, bir milyonu aşkın Suriyeli ülkesini, en az iki
milyonunun da oturdukları şehirleri terk etmek zorunda kaldığı halde ABD ve
yandaşlarının izlediği tutumu bu haber çok açık bir şekilde izah ediyordu. Bu
arada haber aynı zamanda ABD nin Siyonist lobinin ne ölçüde güdümünde olduğunu
da gösteriyordu. Gerçi haber ismi açıklanmayan bir İsrailli yetkiliye atfen
yapılmıştı ama içeriğe baktığımız ve Siyonistlerin mantığı da düşünüldüğünde
yüzde yüz örtüşüyordu.
İngiltere de yayınlanan The Times Gazetesi nden aktarılan
haberde ismi açıklanmayan İsrailli yetkilinin şu cümlelerine yer veriliyordu:
Eğer Arap
dünyasından aşırı dinciler orada güçlenecek ve Suriye kaosa düşecekse
bildiğimiz şeytanı, bilmediğimize tercin ederiz. Yerinde duran ama güçsüz olan
Esad rejimi bizim açımızdan daha iyi olur .
Haberde ayrıca İsrail in en büyük endişesinin aşırı
muhafazakar silahlı direnişçilerin Suriye de iktidarı ele geçirmek olduğuna
işaret ediliyor.
Sanıyorum haberi açmaya hiç gerek yok. Gerçi çelişkilerle
dolu olduğu görülüyor ama İsrail in bölgemize yönelik düşüncelerini ortaya
koyuyor. Söz gelimi iki yıldır devam eden iç savaşa rağmen Esad ın hakim olduğu
bir Suriye yi kaos içinde görmüyor da, direnişçilerin hakim olmasını tehlike
olarak algılıyor. Elbette, tehlike olarak görünen husus Esad ın gitmesi ya da
kalması değil İsrail göre. Müslümanların Suriye de Esad sonrası iktidar
olması. Bu husus açıkça ifade ediliyor.
Bu arada Obama-Erdoğan görüşmesinin arkasından iki
liderin Suriye konusunda mutabık oldukları yönündeki açıklamalarının
Türkiye nin istediği sonuç olmadığı, mutabakatın sadece Esad ın gitmesi
noktasında olduğu biliniyor. Ancak, Esad sonrası ne olacağı ise İsrail e bağlı.
Görünen o ki, İsrail i sıkıntıya sokmayan bir çözüm ABD nin gündemindedir.
Hatta, İngiltere Başbakanı nın, Rusya ve ABD yle hedefimiz bir açıklaması
dikkate alındığında görünün o ki, İngiltere, ABD ve Rusya İsrail i rahatsız
edecek bir çözüme yaklaşmayacaklar. Esad ın gitmesinde birleşseler bile Esad
sonrası oluşacak Suriye yi İsrail in çıkarlarını dikkate alarak belirlemeye
çalışacaklar.
Böyle bir sonuçtan Türkiye nin çıkarı ne olacak
Aslında Türkiye yi düşünen yok. Özellikle ABD için önemli
olan İsrail ve geleceği. Nasıl olsa Türkiye bir şekilde ikna edilebilir!.. Söz
gelimi Başbakanımıza özel bir karşılama yapılarak, Kuzey Irak ile petrol
anlaşması yapmamıza yönelik Irak rejiminin itirazı önlenerek halledilebilir.
Böyle olunca da İslam Birliği nin sağlanması da engellenmiş olur. Diyebiliriz
ki, İslam Birliğine karşı Siyonistler ile Haçlılar aynı cephede yerlerini
almışlardır.