Gezi olaylarının maddi ve manevi kayıpları henüz
netleşmiş değil. Ancak, büyük bir sıkıntı yaşandığı, bundan sonrada yaşanacağı
ortada. Bu bakımdan olayların arkasındaki güç ve elleri ilgililerin doğru
tespit etmesi, eğer mümkünse bunun tedbirlerinin alınması gerekiyor. Çünkü
bazılarının söylediği gibi bir erken seçim günlerden beri yaşanan kalkışmanın
sebeplerini ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Olayların içinde yer alanların
kalkışma sebebini Gezi Parkı nı korumaya yönelik bir davranış olarak izah etmek
de gerçeğe uygun düşmüyor. Demokratik bir ülkede işlerin çıkmaza girdiği
dönemlerde akla ilk gelenin seçim olması doğaldır. Ancak, kalkışmacıların
hedefi eğer ülkeyi bir kaos ortamına sürüklemek değil de, demokratik bir
iktidar değişikliği ise seçimler çözüm olabilir. Ancak, eylemcilerin şahsen
demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdikleri kanaatinde değilim. Bu noktada
hemen bir açıklamada bulunmak istiyorum. Bunu söylerken eylemcilere karşı sert
uygulamaların sergilenmesini destekliyor değilim, olaylara doğru teşhis koymak
gerektiğine dikkat çekmeye çalışıyorum.
Bir ülkede azınlığın çoğunluğa karşı uyguladığı baskıcı
bir yönetim var ise ve buna karşı kalkışma söz konusuysa bu noktada seçimler
ülke için bir çözüm üretebilir. Ancak, Türkiye de olduğu gibi azınlık bir
grubun ülkeyi istedikleri gibi yönetmesinin giderek gündemden çıktığı görülüyor
ve tepkiler de azınlığın elindeki bu gücü ve imkânı yitirmekte olduğunu
görmenin öfke patlaması olarak sergileniyorsa bu noktada seçimlerin fazla bir
etkisi olmaz. Bu takdirde olayların içindeki ve arkasındakilerin hedefi sadece
iktidarı düşürmek değil, aynı zamanda düşen iktidarın yerine kendi yandaşlarını
getirme mücadelesidir. Böyle olunca da seçimlerden çıkacak sonuç bu
kalkışmacıları tatmin etmediği sürece -bu da en azından şimdilik mümkün
görünmüyor- ilk fırsatta yine bir bahane ile sokağa inilecektir. Her seferinde
kalkışmacılar dış destek bulabileceklerdir. Son olaylarda özellikle AB
ülkelerinin eylemcilerin yanında kesin yer almaları bunu gösteriyor. Bu arada
ABD den eylemlerle ilgili hoşumuza gitmeyen birbirini takip eden açıklamalar
yapılmış olsa da AB kadar sert bir üslup tercih edilmemiş olması, bölgeye
yönelik ABD çıkarları açısından, Türkiye nin istikrarını koruması çok önemli
olduğu için net tavır sergilenmedi. ABD ve AB nin Türkiye ye yönelik tavrını
çıkarları belirliyor. Böyle olunca da bunlara güvenerek plan yapmak yarı yolda
kalmak anlamına geliyor. ABD ya da AB ye güvenerek bölgesel bir takım planlar
yapmak bizden çok güvendiğimiz güçlerin işine yarayacaktır. Böyle olunca da dış
politikamızı yeniden gözden geçirme, başkalarının bölgemize yönelik çıkarlarına
hizmet etmekten kurtarmak gerekiyor.
Bunun sanıldığı kadar kolay olmadığını biliyorum. Ancak,
yıllardan beri Batı ya yönelik teslimiyetçi politikaların ülkemize zarardan
başka bir şey kazandırmadığını görmek durumundayız. Bu arada, demokratikleşme
yönünde atılacak adımların kendi insanımızı kazanmaya yönelik olması esastır.
Bunun içinde günlerdir süren, bundan sonra da süreceği anlaşılan bu son
kalkışmanın nedenlerinin artık net bir şekilde görülmesi ve tartışılması
gerekiyor. Sebep bilindiği halde gizleyerek bir yere varmak mümkün olmayacaktır.
Eylemciler nasıl kalkışmalarını Gezi Parkı ndan sökülen ağaçlarla izah ederken
gerçeği söylemiyorlarsa, yöneticiler de ellerinde bir takım belge ve bilgiler
var deyip bunu açıklamaktan kaçınarak sebepleri gizleme yoluna gidiyorlar.
Sebepleri tartışıp konuşamadan eylemcileri anlamak ve çözüm bulmak mümkün
değildir. Elbette, sokaklara dökülenler sorun kabul ettikleri konuda gerçekten
çözüm istiyorlarsa. İstemiyorlarsa zaten karşılıklı birbirini anlamak mümkün
olmayacaktır. Böyle olunca da erken seçim meseleye çözüm getirmeyecektir.