Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen,

hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz.

Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.

Allah, kâinat ve insan, İslam ve cehalet, iman ve

inkâr,  hak ve batıl, hayat ve ölüm,

ıslah ve ifsat, adalet ve zulüm, hayır ve şer, dünya ve ahiret, cennet ve

cehennem mefhumları ile kast edilen şeylerin mahiyetini mücerret akıl

anlayamaz. Allah nedir Sorunun cevabını mücerret akıl veremez. Yukarıda

zikrettiğimiz her bir mefhumu soru olarak soralım. Kâinat nedir İnsan nedir

İslam nedir Cehalet nedir İman nedir İnkâr nedir Hak nedir Batıl nedir

Hayat nedir Ölüm nedir Islah nedir İfsat nedir Adalet nedir Zulüm nedir

Hayır nedir Şer nedir Dünya nedir Ahiret nedir Cennet nedir Cehennem

nedir Bu soruların mükemmel cevaplarını mücerret akıl veremez. Akıl nedir

Sorusunun cevabını da mücerret akıl veremez. Mücerret akıl ile kast edilen şey,

batılıların ve inkârcıların aklıdır. Bu akıl, Allah ı, ilmini ve

peygamberlerini inkâr ettiği için cahil bir akıldır. Böyle bir akla itibar

edilmez. Bu soruların mükemmel cevapları ancak, vahyin ve peygamberlerin

rehberliğinde verilebilir. Akıl, eserden müessire varma kabiliyetidir. Akıl,

hakkı batıldan ayırmaya yarayan kalp içinde bir nurdur. Akıl, insanın kulluk

sorumluluğunu idrak etmektir. Akıl, bir işin sonunu görebilmektir.

ALLAH (c.c): Kâinatı ve bütün varlıkları yaratan,

koruyan, ibadet edilecek, kendisinden yardım istenecek, hak ve adalet ölçüsü

koyan ve varlığı zorunlu olan tek ilahtır. Tek en büyük varlık Allah tır. Allah

(c.c), kemal sıfatlara sahip, her türlü noksan sıfatlardan uzaktır. Rabbimiz

buyuruyor: Allah, O ndan başka ilah yoktur; O, Hayy dır, Kayyum dur. Kendisine

ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O nundur. İzni

olmadan O nun katında kim şefaat edebilir O, kullarının yaptıklarını ve

yapacaklarını bilir. (O na hiçbir şey gizli kalmaz.) O nun bildirdiklerinin

dışında insanlar O nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O nun

kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor

gelmez. O, yücedir, büyüktür. (Bakar: 255)

Hak ve batıl, iman ve küfür, ıslah ve ifsat, insanın

dünya ve ahiret saadetini belirleyen şeylerdir. Hak, iman ve ıslah saadettir.

Batıl, küfür ve ifsat helak olmak, azap görmektir. Rabbimiz buyuruyor: Ey

kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah ı

nasıl inkâr ediyorsunuz Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve

sonunda O na döndürüleceksiniz. (Bakara: 28) İnsanı yaratan ve hakkında karar

verecek olan sadece Allah tır. Allahtan başka ilah yoktur demek; hesabımı

vereceğim Allah tan başka ilah tanımıyor ve bilmiyorum demektir. Allah, insanı

kendisini bilsin tanısın, gösterdiği yolda yürüsün, yasak kıldığı şeylerden

kaçınsın diye yaratmıştır. Allah insana iki yol göstermiştir: Biz insana (

doğru ve eğri olarak ) iki yol gösterdik (Beled: 90) İnsan ın yaratıldığı

günden itibaren Allah ın gösterdiği tek hak ve doğru yol İslam dır. İslam dan

başka yollar batıldır. Allah ın batıl yollara rızası yoktur. Rabbimiz

buyuruyor: İnkâr edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların işlerini Allah boşa

çıkarmıştır. İman edip salih amel yapanların, Rableri tarafından hak olarak

Muhammed e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini

düzeltmiştir. Bunun sebebi, inkâr edenlerin batıla uymaları, inananların da

Rablerinden gelen hakka uymuş olmalarıdır (Muhammed: 1-3) İnsan ve cin

şeytanları İslam ı ortadan kaldırmak için çalışırlar. Kâfir olanlar ise,

hakkı batıla dayanarak ortadan kaldırmak için batıl yolla mücadele verirler.

Onlar ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya almışlardır. (Kehf: 56)

AB Projeleri

İnsan ve cin şeytanları, İslam a ve Müslümanlara karşı

yürüte geldikleri ifsat ve yok etme mücadelesini, inşa ettikleri kurum ve

kuruluşlar yoluyla yürütmektedirler. Küfür tek bir millettir esası gereği tek

bir merkezden idare edilen İslam düşmanı cephe, Irkçı Emperyalizmin

kontrolündedir. Avrupa Birliği Irkçı Emperyalizmin bir kuruluşudur. Varlık

sebebi ise ıslah değil ifsattır. Türkiye Osmanlının mirasçısı bir ülkedir ve

Lozan anlaşmasıyla İslam dan koparılmıştır. Siyaset, idare, hukuk, eğitim ve

iktisat bakımından İslam dan kopartılmış olan Türkiye, millet olarak ta

İslam dan koparılmak istenmektedir. Bu iş, Irkçı Emperyalizm tarafında AB ye

bir görev olarak verilmiştir. AB, bu görevini ağırlıklı olarak eğitim ve öğretim

faaliyetleri üzerinden yerine getirmeye çalışmaktadır. Milli Eğitim bakanlığı

ve bu dönemde kurulan AB Bakanlığı gözetiminde yürütülen bu projeler için,

önemli bütçeler ayrılmaktadır Socrates Programı için 1.850 milyon Euro,

Leonardo Mesleki Eğitim Programı için 1.150 milyon Euro ve Youth-Gençlik

Programı için 520 milyon Euro ayrılmıştır. Socrates Programı eğitimin tüm

alanlarını kapsamaktadır. 7 den 77 ye herkesin yararlanacağı bu programın

çeşitli faaliyet alanları vardır. Bunlar: 1- COMENİUS (OKUL EĞİTİMİ) PROGRAMI:

Okul öncesinden lise son sınıfa kadar olan genel eğitimi kapsar. Tüm

seviyelerdeki okullarımızın üye ve aday ülke okulları ile ortaklıklar kurup bu

programdan yararlanması, eğitimde kalite ortaklığına gitmesi ve öğretmen ve

öğrencilerimizin değişim projelerinde yer alması MEB tarafından teşvik

edilmektedir. Okullarda açılan AB Kulüpleri buna yöneliktir. 2- ERASMUS YÜKSEK

ÖĞRETİM PROGRAMI: Yüksek öğretimin tüm seviyelerini kapsamaktadır.

Üniversitelerimizin bir an önce kendi programlarına uygun üye ülke

üniversiteleri ile ortaklık anlaşmaları imzalamaları zorunlu tutulmaktadır. 3-

LEONARDO MESLEKİ EĞİTİM PROGRAMI: Mesleki eğitimin kalitesinin artırılması ve

güçlendirilmesini amaçlamaktadır.  4-

YOUTH-GENÇLİK PROGRAMI: 15-25 yaş arası gençlerin değişim ve gönüllülük

programıdır. Avrupalı gençlerin birbirlerini tanımaları ve gönüllü olarak

toplumsal faaliyetlere katılmaları amaçlanmaktadır. Ülkemiz gençlerinin

Avrupalı yaşıtları ile birlikte yürüteceği projeler, karşılıklı olarak

birbirlerini tanımalarını amaçlanmaktadır. Gençlerin bu programa katılmaları

teşvik edilmektedir. 5- GRUNDTVİG YETİŞKİN EĞİTİMİ PROGRAMI: Grundtvig, AB nin

yürüttüğü genel eğitim programı Socrates in faaliyet alanlarından birisidir.

Programın amacı; bilginin sürekli yenilenmesi neticesinde oluşan gereksinimleri

karşılamak ve yetişkin kişilere yaşamları boyunca bilgi ve niteliklerini

geliştirmek için imkânlar sunarak istihdam olanaklarını artırmak ve toplumda

meydana gelen değişikliklere uyum sağlamaktır.

Bu programların tamamı bilinsin bilinmesin, HAYIM

NAHUM un 1- Türkiye nin aç bırakılması, 2- İşsiz bırakılması, 3- Borca esir

edilmesi, 4- Halkın dininden ve inancından uzaklaştırılması, 5- Türkiye nin

bölünmesi, 6- Bölünüp parçalanıp yumuşak lokma yapılması, 7- Bu lokmaların

İsrail e vilayet yapılması doktrini kapsamında yürütülen ifsat ve yıkım

etkinlikleridir. Bu etkinliklerin 13 yıllık AKP iktidarında artarak devam

etmesi, sırf bu ifsat çalışmalarını yürütsün diye AB bakanlığının kurulmuş

olması, MEB nın da AB kıstaslarına uygun bir siyaset izlemesi anlamlıdır. AB

komisyonlarının ders programları ve müfredat üzerindeki etkisi, Talim Terbiye

Kurulundan fazladır. Bu durumdan milli düşünen bütün bakanlık çalışanları

rahatsızdır. Dershane kavgaları sonrasında AB komisyonlarının Türkiye

üzerindeki etkinliğini artırmış olması anlamlıdır.

SONUÇ

Bu projelerle elde edilmek istenen sonuç, toplumun ve

genç neslin İslam dan uzaklaştırılmasıdır. AB dediğimiz şey nedir Nasıl bir

medeniyettir. Müslümanlar olarak oradan alacağımız ne vardır Önce bir defa AB,

inanç yapısı itibarıyla teslise inandığı için müşriktir, üstün ırk inanışına

sahip olduğu için ırkçıdır, ilah tanımazlığı bakımından da inkârcıdır. Bu

özellikleri itibariyle de İslam düşmanıdır. Müslümanlar olarak böyle bir yapıdan

iman esasları ve düşünme biçimleri bakımından alacağımız hiçbir şey olamaz.

Çünkü biz Müslüman ız ve tevhide inanıyoruz, AB ahlak bakımından bitiktir. AB

ve bütün batıda aile diye bir şey yoktur. Önümüzde ahlak, namus, iffet, hayâ ve

edep esasları bakımından iflas etmiş bir batı vardır. Erkekle erkeğin nikâhını

kıyan bir yapıdan alacağımız hiçbir şey olamaz, olmamalıdır. Medeniyetler,

temizlik anlayışlarıyla ölçülür. Batıda taharet yoktur, gusül abdesti yoktur,

Erbakan hocamızın dediği gibi, tuvalete girdikleri gibi çıkarlar, istinca ve

istibra nedir bilmezler. Temizlik bakımından böle bir AB den ne alabilir ki

AB nin helal ve haram anlayışı yoktur. Yardımlaşma duygusu yoktur. Bireyci ve

çıkarcıdır. Orada görebileceğiniz bazı iyi şeyler onların değil, orada yaşayan

Müslümanların eseridir. Batıda kalkınma değiniz şey ise, sömürü ve zulmün

eseridir. Mazlum milletlerin mallarını ve servetlerini çalarak bir refah

oluşturmaya çalışmışlar. Bu kalkınmanın ne faydası olabilir ki Biz böyle bir

refahtan yana olabilir miyiz Elbette olamayız. İlim açısından AB görüneni

biliyor ve okuyor. Bu bakımdan materyalisttir, maddecidir ve bilgi hamalıdır,

taşıdıkları bilginin mahiyetini bilmezler. Bilgiyi de, ıslah için değil ifsat

için kullanırlar. Görülmeyeni, manayı, maneviyatı bilmezler, bilmedikleri için

de gerçekte cahildirler. Müslümanlar olarak cahil bir toplumdan ilim adına

alacak bir şey bulmamız imkânsızdır. Avrupa dan alacağımız tek ders, İslamsız

kalmış bir toplumun acıklı hali örneğidir. Bunun için AB projeleri birer ifsat

projeleri olduğu için, bizi İslam dan, manevi köklerimizden uzaklaştırdığı

için, nesillerimizi yozlaştırdığı için terk edilmelidir.

Bizim yolumuz bellidir. Bu yol İslam yoludur. Bu yol

bizim Milli Görüşümüzdür. Bunun için biz Milli Görüşümüzü terk edemeyiz.

Rabbimiz bizi uyarıyor ve ikaz ediyor: Ey iman edenler! Yahudileri ve

Hıristiyanları veli edinmeyin. Zira onlar birbirinin velileridirler (birbirinin

tarafını tutarlar). İçinizden onları veli tutanlar, onlardandır. Şüphesiz

Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez. (Maide: 51) Yapmamız gereken ise

şudur: (Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara:) Yahudi ya da Hıristiyan olun

ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanif olan İbrahim in

dinine uyarız. O, müşriklerden değildi. (Bakara:135) Bu esaslar bakımından

Milli Görüş milletimiz için mecburi istikamettir. Muradın en doğrusunu Allah

bilir vesselam.