BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa da birlik arayışları
başladı. 1951 deki Paris Antlaşması Avrupa Kömür ve Çelik Birliği ni ortaya
çıkardı. 1957 deki Roma Antlaşmasıyla da Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)
kuruldu. AB ye dönüşmesi ise 1 Kasım 1993 te. Türkiye, 31. 7. 1959 da ortaklık
anlaşması için AET ye başvurdu.
AB maceramız 57 yıl önceye dayanıyor. Gümrük Birliği,
kriterler, zirveler, ev ödevleri, uyum yasaları, ilerleme raporları, vizesiz
Avrupa diyerek bunca yıldır kapısında beklediğimiz AB nin bir türlü içine
giremedik. AB, her geçen gün kan kaybediyor. Bazı üyeler, üyelik ve Euro dan
çıkmaya çalışırken; bizimkiler AB Bakanlığı kurarak sevdalarını pekiştiriyor.
Türkiye ye özgü orijinal proje ve program üretemeyen
yöneticilerimizin, tek taraflı AB sevdası tehlike sinyalleri veriyor. Gözü
kapalı dostluk (!) ilanları Batı yı cesaretlendiriyor. Terör örgütlerini
kullanarak Türkiye yi parçalamaya çalışıyorlar. Yaşadıklarımız hepimizi
endişelendiriyor.
Tarihten ders almıyor muyuz Sanki bir Çanakkale olayı
yaşamamışız gibi. Çanakkale öncesi Avrupa, medeniyetin kurucuları olarak
tanıtılıp insanlık hamisi olarak gösteriliyordu. Çanakkale de, mazlum
insanlara saldırarak Osmanlı ve İslam ı yok etmeye çalıştılar. Avrupa ve
dünyadaki bütün haçlı ordularıyla üzerimize geldiler. Allah ın yardımı ve
Mehmetçiğin imanı engeline takıldıkları için Çanakkale yi geçemediler.
Akif, manzarayı şöyle terennüm etti: Maske yırtılmasa
hala bize afetti o yüz, / Medeniyyet denilen kahpe, hakikat yüzsüz!
İŞTE AVRUPA BU!
ÇANAKKALE DE Batı nın gerçek yüzü ortaya çıktı. Bu kadar
toprak kaybına uğramış ve bir cihan devletimiz yıkılmışken; hala bunları
yapanlara karşı tedbirli olmayacak mıyız Onlar, geçmişte bizim işgalcilerimiz!
Her Müslüman bir barış elçisidir. Hiç bir ülkeye karşı
düşmanlığımız olamaz. Sulh içinde yaşamak esastır. Ama kimse ülkemizi
parçalayacak gelişmelere karşı da seyirci kalmamızı beklemesin!
Yöneticilerimiz taviz veriyor; Avrupa da adım adım
ilerliyor. Büyükşehir Yasası nda değişiklik yapılarak yasadaki cami kavramına
mabet şemsiyesi geçirildi. Apartman kiliseler arttı, misyonerlik faaliyetleri
hız kazandı.
AB uyum yasaları diyerek aile yapımızda düzenleme
yapıldı; zina suç kapsamından çıkarıldı. AB Bakanlığı kuruldu; ortaokul ve
liselerde AB yi tanıtan yarışmalar açıldı. Din dersi kitapları bile AB yi
rahatsız etmeyecek şekilde düzenlendi.
Dinler bahçesi diyerek bazı yörelerimizde 3 dinin
sembolleri bir araya getirildi. Bu, diğer dinlerin yaşandığı ülkelerde
görülmeyen tek taraflı bir uygulamaydı.
90 lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu da 4 binden fazla köy
boşaltılmıştı. Şimdi de otel ve iş yeri yapılacağı gerekçesiyle sur içi
İstanbul unun boşaltılması hazırlığı var. Gerek Doğu daki köy ve ilçeler,
gerekse sur içi İstanbul u kimin için boşaltılıyor, dersiniz
Fener - Rum Patriği Bartholomeus un evrensel patrik
ünvanını alarak sur içi İstanbul unu Ekümeniklik merkezi yapma üslubu
kullanması düşündürücü! Mutlaka itiyatlı olmalıyız.
VİZESİZ AVRUPA
TAVİZİ
YÖNETİCİLERİMİZİN AB sevdası bitmek bilmiyor! Hassas
dönemde bu kadar problem dururken, tavizler vererek vizesiz Avrupa seyahati yapacak olmanın sevincini
yaşıyorlar. (!)
AB bu! Yaş yere yatar mı Bir verip bin kazanmak ister.
Sen taviz veriyorsun ama, o işini sağlama alıyor. Vize serbestliğine 72 şartı
var. Mesela Türkiye nin, Müslümanların yaşadığı 79 ülkeye vize uygulamasını
istiyor. Bu kriter, Eğer, AB ile olacaksan İslam dünyasına sırt döneceksin
anlamında.
Şartlar arasında Dicle ve Fırat nehirlerinin uluslararası
bir komisyonun denetimine verilmesi de var. Vize serbestliği için böylesine
ağır kriterler getirmek Türkiye yi kıskaca almaktan başka hangi anlama gelir
Mesut Yılmaz, başbakanlığı döneminde Yavuz Donat ın AB
bizden ne istiyor sorusuna, Hıristiyan olmamızı istiyor cevabını vermişti.
AB, üyeleri arasında güçlü bir Türkiye istemiyor.
Parçalanmış, hatta büyük çoğunluğu Hıristiyan olmuş bir Türkiye görmek istiyor.
İlerleme raporları ve liderlerinin sözlerinden bunu hâlâ anlayamadık mı
İslam dünyası daha fazla bölünmeden, bölgenin en güçlü
merkez ülkesi Türkiye, tarihi misyonunu hatırlamalı; milli, yerli, orijinal
proje ve programlar üzerinde çalışmalıdır. Elde D-8 ler gibi orijinal bir
program dururken öğretilmiş çaresizliğe mahkûm olmamalıyız!
AB, Türkiye yi 57 yıldır oyaladı. Hem Türkiye nin İslam
dünyasının içine itilmesini önledi, hem de zaman kazanarak Türkiye yi istediği
kıvama getirmeye çalıştı.
Unutmayın ki, Türkiye den, 40 sene AB nin Hıristiyan
Kulübü olduğunu söyleyen; ABD nin ambargolarına, Bana ne Amerika dan! diyerek
işine bakan bir Erbakan geçti. Hâlâ uyanmayacak mıyız