Ya Türkiye!..

Avrupa Birliği kuruluşunun 50. yılını kutlarken yapılan değerlendirmeler dikkat çekicidir.. Bu değerlendirmelerin en sık tekrarlananı "AB Avrupa demek"tir şeklindeki nitlendirmedir. Aslında bu nitelendirme doğru bir değerlendirmedir. Bugün 27 üyeye ulaşmış olan AB Sırbistan, Makedonya, Hırvatistan, Bosna, Arnavutluku da bir şekilde içine aldığında Avrupa kıtasında birlik dışında İsveç, Norveç ve İzlanda kalmış olacak. Bu üç ülke de kendi istekleri ile Birliğe girmek istemediler. İsteseler hemen alınırlar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Bu noktada eğer "AB Avrupa demekse Türkiye bu işin neresinde " sorusunu kendi kendimize sorup cevap aramak durumundayız. Aramakla da kalmayıp bu sorunun cevabını doğru olarak vermeliyiz. Aksi halde gözü kapalı bir şekilde sürdürülen propagandaların rüzgarına kapılarak AB yandaşlığı yapmaktan kurtulamayız. Bir diğer ifade ile irademiz dışında oluşturulan ortama uyum sağlamış, kısacası bu konuda irademizi devre dışı bırakmış oluruz. Bu bir insan için çok ciddi bir eksikliktir. Bir de ABnin Avrupa demek olduğunu bilerek bu birlik içinde yer almak için çırpınanlar var. Bunlar işin bir medeniyet tercihi olduğunu, mensup oldukları medeniyeti beğenmeyip terk ederek Avrupa medeniyeti içinde erimeyi marifet sayanlardır.. Bunlara, aslını inkar eden haramzadeler de diyebiliriz.

Zaman zaman karşılaşırız anasını, babasını beğenmeyen tipler vardır.. Onlarla arkadaşlarının karşısına çıkmak istemezler, mecburen çıkacak olsalar bile ailelerini çok farklı bir şekilde takdim etmeye çalışırlar. Kısacası, bunlar kompleksli hasta tiplerdir.. Kendisini dünyaya getiren, onu besleyen, büyüten, hasta olduğunda başucunda sabahlayan insanları beğenmeyip üzerinde hiçbir hakları olmayanları kendi ailelerinden üstün görürler. Üzerinde hiçbir hakları olmaması bir yana onu sömürmek, şu ya da bu şekilde yararlanmakt isteyenleri kendisini karşılıksız sevenlere tercih etmenin sağlıklı bir ruh hali olduğunu söylemek mümkün müdür

AB, Avrupa demek olduğuna göre olayı bir medeniyet bütünü içinde algılamak durumundayız.. Avrupa medeniyeti ise bizim yüzyıllar boyu içinde geliştiğimiz, gıdalandığımız  medeniyet ile çok farklı olduğunu da kabul etmek durumundayız. Kısacası, ABye girmek istemenin bir medeniyet tercihi olduğunu bilmeye mecburuz .. "Ben bunu bilmiyordum. Böyle söylemediler. ABye girdiğimizde işsizimiz iş bulacak, bol para kazanacağız dediler ben de peşlerine takıldım gidiyorum" diyemeyiz. Böyle diyerek kendimizi sorumluluktan kurtaramayız.

Avrupanın kara sevdalısı, azat kabul etmez kölesi olmayan herkes görür ki şu ana kadar ABye kabul edilmiş 27 ülkenin hiçbirisi ile benzerliğimiz yoktur. Kapıda bekleyenler arasında Bosna halkının çoğunluğu ile din beraberliğimiz vardır. Ancak, bunlara da ABnin sergilediği tavır ve yaptığı muamele ortadadır. Bosnada Sırpların soykırım uyguladığını tüm dünya bildiği halde Avrupalılar soykırım olmuştur ama bunu yapan belli değildir demeye gelen bir karar açıklamışlar, böylece dindaşları Sırpların müslümanları katledişini gizlemeye, himaye etmeye çalışmışlardır.

Bu da göstermiştir ki AB bir medeniyet projesidir ve bu proje içinde Türkiyenin eşit üye olarak yeri yoktur. Olsa olsa kendi başına bırakılması halinde Avrupa için tehlike oluşturmasından korkulduğu için kapıda tutulması öngörülen bir ülkedir. Bir yandan milliyetçilik, millilik, ulusalcılık nutukları atıp öbür yandan da bu muameleyi içlerine sindirebilenlere dense dense midesizler denebilir.

Almanya Başbakanı Angela Merkel bir hafta içinde ikinci kez "Türkiyenin 50 yıl sonra bile AB üyesi olmayacağını" söylemesi bu gerçeği ortaya koyuyor, gözümüzün içine sokuyor ama, görmek istemeyenler hala AB yolunda ilerlemeyi sürdüreceklerini tekrarlayıp duruyorlar.