Mustafa Hasan Öz, Milli Gazete için kaleme aldığı yazıda, Filistin davasının öncelikle Türkiye’nin tarihî sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, Filistin özgürlüğüne kavuşana kadar Türkiye’den başlayıp tüm dünyaya yayılan güçlü bir dayanışma çağrısında bulundu.

7 Ekim 2023 tarihinde dünya 76 yıldır işgal altında tutulan bir halkın feryadına, isyanına ve büyük direnişine tanık olarak çok başka bir güne uyandı.

Yıllardır çekilen sefaletin yanında 17 yıldır da dünyanın gözü önünde Gazze kuşatma altında tutuluyordu. Gazze’nin çok acı çeken bebeklerinin, annelerinin, yaşlılarının yardım çağrılarına ise dünya sessiz kalıyordu.

Gazze’de Filistinliler Hamas’ın 7 Ekim büyük hamlesi ile sonunda dünyanın kendilerini fark etmesini sağladı.

Cani, rezil, işgalci ve korkak İsrail ordusu ise Filistinli direnişçilere karşı savaşma cesaretine sahip olmadığından tüm batı dünyasının desteğini arkasına alıp, tüm dünyanın gözü önünde yaşadıkları bu utancın hırsını çocuklardan, kadınlardan, sivillerden; evlerden, okullardan, hastanelerden ve barınma kamplarından insanlık ve savaş suçları işleyerek hınçla çıkarmaya çalışıyor.

İstanbul’da Filistin Davası destekçileri, Gazze’de ve Batı Şeria’da İsrail’in soykırım ve işgal faaliyetlerine karşı Filistin Direniş Hareketi liderleri ile yoğun temas ve çalışmalar sürdürürken yardım faaliyetlerine de ağırlık verdi.

Başta Hamas Lideri Şehit İsmail Haniye olmak üzere Filistin Direniş Hareketinin liderleri ile İstanbul’da sık sık bir araya gelindi, ilk elden bilgiler alındı ve zaman zaman kamuoyu ile paylaşılarak gerçek bilgiler halka duyuruldu.

Ayrıca bir Gazze Çalıştayı ve Filistin Sempozyumuna da katılarak ilgililer, ilim adamları, mücadele insanları ile bir araya gelindi, fikirlerimiz belirtildi, görüşlerimiz, tekliflerimiz sunuldu, kamuoyuna gerçeklerin aktarılmasında aracı olundu.

Bendeniz de bu toplantıların 25’ine katıldım tam üç yıldır.

Katıldığım toplantılarda bilgi veren ve istiareler yaptığımız önemli şahıslar şunlar idi:

İsmail Haniye,

Hamas Türkiye Resmi Temsilcisi Dr. Musa Akkari,

İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Birimi üyesi ve hareketin Kudüs dosyası sorumlusu Harun Nasruddin,

Kudüs Dernekleri Sorumlusu İsa Ahmet,

Hamas Hareketinin Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı, İslam Ülkeleri (Bilad-ı Şam) sorumlusu, siyasi ofis kurucu liderlerinden Usame Hamdan,

Hamas Genel Sekreteri Kemal Ebu Avn, Filistin Direniş Hareketi HAMAS siyasi ofis üyesi, Kudüs Şefi Harun Nasruddin,

Hamas Resmi Sözcüsü Fevzi Berhum,

İsrail’in esir aldığı ve hapishanelerde 20 yıl yatan Hamas Batı Şeria Başkan Yardımcısı Abu Huzaifa Abdulkarim Huneyni,

Hamas Batı Şeria Dış İlişkiler Sorumlusu Jaser Albargouthi,

Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Dış İlişkiler Sorumlusu Casir El Bergusi,

Hamas Dış ilişkiler Başkan Yardımcısı Musa Ebu Merzuk

Hamas Siyasi Ofis liderlerinden Muhammed Harun

Gazze Şeridi Belediyeler Birliği Başkanı, Vilayet Acil Durum Komitesi Başkanı olan Hanyunus Belediye Başkanı Alâeddin El-Batteh

Gazze Şeridini Yöneten Parti HAMAS (İslami Direniş Hareketi) Milletvekili, Dünya Âlimler Birliği Kudüs Komisyonu Başkanı Mervan Ebu Ras,

Hamas silahlı kuvvetleri Kassam Tugaylarının komutanlarından Ebu Halil

Kassam Tugayı Komutanlarından genç ve yiğit asker Mustafa Kerem

Gazze’de tüm hayatı boyunca direnişin önde gelen isimlerinden Gazze Şeridi Filistin Sağlık Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Enver Ataullah

Filistin Temsilcisi Sadık Ebu Amr

Ve daha bir çok asker, komutan, esir, mücahitler…

TOPLANTI VE GÖRÜŞMELERDE ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER

Toplantılarda ortaya çıkan gerçekler özetle şu şekilde izah edilebilir:

İsrail uluslararası emperyalist sistemin çocuğudur.

Hamas Aksa Tufanı ile İsrail’in mit’ini yıktı.

İslam ülkelerinde yönetimler halkı temsil etmiyor ve iradeleri yok.

Gazze’de savaşan mücahitler dünyaya Müslüman’ın gerçek şahsiyetini gösterdiler ve dünyada milyonlarca insanın Müslüman olmasına vesile oldular.

Batı’nın da İslam’ın da gerçek yönlerinin açığa çıkmasına vesile oldular.

İsrail’in ve destekleyen batı ülkelerinin insanlık suçu işledikleri, savaş suçu işledikleri, uluslararası tüm anlaşmalara aykırı olarak ikiyüzlü davrandıkları tam manası ile ortaya çıktı.

Filistin’de topraklar işgal edildi, tüm şehirler yıkıldı; insanlar, göç etti, bir yudum suya ve bir dilim ekmeğe muhtaç bırakıldı. Ancak direniş ruhu asla sönmediği gibi artarak devam etti.

Bu bir avuç insanın dünyaya kafa tutan imanı, mücadelesi, sabrı, tebliği, insanlığı tüm dünyayı etkiledi, ilgisini çekti, davalarının haklılığını gösterdi, bu vesile ile de dünya halkları yönetimlerine rağmen ayaklandı.

Gelişmeler çok daha fazla sıkıntılar yanında dünyada büyük değişimlere sebep olmaya devam ediyor.

Bu değişim sancılı olmakla beraber güzellikler, uyanış ve insanlara yaradılış gayelerini anlamalarını sağlayacaktır.

Bu yüzden gerçek bilgileri güvenilir kanallardan takip etmek, olanlara asla kayıtsız kalmamak ve direnişi büyük gayret ve fedakârlıkla desteklemek gerekmektedir.

Görüşmeler dışında çalıştay ve sempozyumlarla ilgili ise de şu özet değerlendirmeler yapılabilir:

Bağımsız Filistin Yolunda Tüm Yönleriyle Gazze Çalıştayı:

Milletlerarası İlişkiler ve Diplomasi Merkezi ile Filistin Diyalog Grubu’nun ortaklaşa düzenlediği çalıştaya, İslam ülkelerinden, Filistin’den, Türkiye’den ilim adamları, akademisyenler, siyasetçiler, fikir adamları, gazeteciler, aktivistler, İslami hareketlerin temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları mensupları katıldı.

Programda Filistin’in, Gazze’nin son durumu, Birleşik Filistin Devleti, İsrail’in işlediği savaş, insanlık ve soykırım suçları, Batı ülkelerinin haksız saldırıya desteği, İslam ülkelerinin zavallılığı ve dünya halklarının Filistin gündemi ile İsrail’i protesto ve Filistin konuşuldu.

ESAM İstanbul Şubesi olarak da Filistin Sempozyumu:

Sempozyumda gerçekler bilinsin, doğru hareket edilsin, batıl peşinde koşanlar çok çalışıyor, hakkı tutanlar daha çok çalışmalıdır mesajı verildi.

Sempozyumda Filistin Davası tüm yönleri ile ortaya konurken, batıl peşinde koşan batı ve Siyonistlerin çok çalıştığı, Hakkı üstün tutan Müslümanların ise halinin iyi olmadığı, daha çok çalışması gerekenlerin Müslümanlar olması gerektiği mesajı verildi.

YAHUDİ BASKINI SIRADAN BİR OLAY DEĞİLDİR, 2000 KİŞİDEN FAZLA İSRAİLLİ SİYASİLERLE BİRLİKTE İŞGALE KATILDI! CILIZ PROTESTOLAR YETERLİ DEĞİLDİR

Son katıldığım Aksa Tufanı’nın üçüncü yıl dönümünde yapılan toplantımızda, Hamas Temsilcilerinin verdiği bilgiler de şu olmuştur:

“Kudüs’ün içler acısı halini bütün dünya izledi. Yahudi baskını sıradan bir olay değildir, öyle algılanmamalıdır. İşgalci İsrail bu olayı bir zafer gibi göstermek için yollar arıyor. Buna müsaade etmemeliyiz.

Netenyahu’nun Birleşmiş Milletler kürsüsündeki durumunu gördük. Bu gibi gelişmeleri biz daima gündemde tutmalıyız.

Mescid-i Aksa baskınları iyi değerlendirilmelidir. Onlar, Süleyman Mabedi yolunda sinsi çalışmaları ısrarla sürdürüyorlar ve Müslümanların tepkilerini takip ediyorlar. Bu baskınlarda Müslümanlardan tepkiler az geliyor maalesef artık. İsrail halkına ve dünyaya daha şiddetli tepkilerle cevap verilmelidir. Tüm bu girişimleri Kudüs’ün tamamen işgal edilmesi çabası olarak bilmek lazımdır.

2000 kişiden fazla İsrail halkı ile birlikte siyasiler de işgale katıldı. Bu haksız ve ahlaksız girişimlerine meşruiyet kazanma yolunda çabalıyorlar.

Bu baskınların ve iğrenç girişimlerin Cuma namazı çıkışlarında protesto edilmesi yeterli değildir. Sıradan bir olay gibi algılanmamalıdır. Tüm dünya halkları ayağa kalkmalıdır.”

İSRAİL BOĞUCU SİYASET UYGULUYOR. OLAYLARIN İSRAİL’DEKİ SEÇİMLERLE İLGİSİ YOKTUR!

“İşgalci İsrail yönetimi boğucu bir siyaset uygulamaktadır. Kudüs Davası ümmetin davasıdır. İsrail’de seçim yaklaşıyor. Baskınlar ve saldırıların seçime yönelik girişimler olarak yansıtılmamasına çalışıyorlar. Bu doğru değildir. Siyonizm Kudüs ve Filistin işgali hedefine ulaşmak için her fırsatı değerlendiriyor.

Birleşmiş Milletler toplantısında, 190 devletten 150’sinin temsilcileri Netenyahu konuşmaya başlayınca salondan ayrıldı ve protesto etti.

Ancak sonrasında, Netenyahu’nun müsteşarları Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret etmesini teklif ettiler. O da kabul etti ve ziyaret gerçekleştirdi. Sonra gördük ki, BAE’nde 10’dan fazla ülke yöneticileri ile Netenyahu bir araya geldi diye haberler yapıldı.”

KAÇIRILAN UÇAK HADİSESİ ÖNEMLİ, İSRAİL İLE İLGİLİ DÜNYADA GÜVENİLİR ALAN KALMIYOR ARTIK.

“Birleşik Arap Emirliklerinden İsrail’e giden yolcu uçağının kaçırılması haberi önemlidir. Uçağı kaçırmaya kalkan Ummanlı pilot ümmet derdi olan biridir. BAE’de çalışmaktadır. Uçakta çok sayıda İsrail güvenlik kuvvetlerine ait insanlar bulunmaktadır. Ayrıca Netenyahu ’ya yakın isimler de bulunmaktadır. Haber alınır alınmaz İsrail uçakları havalandı ve söz konusu uçağa ulaştılar. Uçak Tebük havaalanına kadar takip edildi ve indirildi. Uçaktakiler alındı ve İsrail’e nakledildi. Sonra uçak ortadan kayboldu. Pilot uçağı kaçırmayı başaramadı ama, eylem önemli idi. Bundan sonra artık dünyanın hiçbir yerinde İsrail ile ilgili güvenli bir ortam kalmamaktadır. “

İSRAİL HALKI VE YÖNETİCİLERİ KORKAKTIR. ONLAR ALEYHİNE YAPILACAK GÖSTERİ VE EYLEMLER ETKİLİ OLABİLİR AMA…

“Kudüs’te İsrail’in önemli 13 adamı var. Bunlar aleyhine gösteriler ve eylemler yapılabilir, meydanlarda kuklaları yakılabilir ve tehdit edilebilir. Böyle eylemler ve tepkilerden İsrail halkı ve yöneticileri çok korkarlar. Ama nedense böyle şeyler yapılamıyor. İslam dünyasında Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırılar karşısında yeterli tepkiyi gösteremiyor.”

GAZZE BÜYÜK BİR BEDEL ÖDEDİ, DÜNYA SALDIRILAR KARŞISINDA YETERLİ TEPKİYİ GÖSTEREMİYOR

“Gazze çok büyük bir bedel ödedi. Netenyahu bu savaşı devam ettirmek istiyor. O yüzden hala zulüm, saldırı, katliam devam ediyor.

Yahudi aklı aslında Müslümanların aleyhine olduğu gibi Hristiyanların da aleyhine düşmanlık beslemektedir ve faaliyetleri bu yöndedir. Görünüyor ki dünya Gazze’nin ödediği bu bedel ile ilgili, Yahudilerin Aksa’ya saldırıları ile ilgili yeterli tepkiyi gösteremiyor.”

GAZZE DİRENİŞİ HALEN AYAKTA İSE SEBEBİ TÜRK HALKININ VERDİĞİ DESTEKLERDİR

“Yıllardır tüm ödenen bedellere rağmen GAZZE DİRENİŞİ halen ayaktadır ve devam etmektedir. Bu direniş asla bitmeyecek ve her şeye rağmen devam edecektir. Bu direnişte destek her şeyden önemlidir. Türk halkının ve özellikle hassasiyetle üç yıldır ara vermeden sizlerin devam ettirdiği destek direnişimizin ayakta durmasına en büyük katkıyı sağlamıştır. Direniş hala ayakta ise bunun sebebi Türk Milletinin verdiği desteklerdir. Bundan dolayı sizlere çok büyük şükran borçluyuz. Çok teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Türk halkına selamlarımızı, sevgilerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz.”

En son Filistin Temsilcisi Sadık Ebu Amr şu açıklamayı yaptı:

Filistin’in ilk kimliği Osmanlı kimliğidir. Hilafet kaldırıldığı zaman, Osmanlı parçalandığı zaman, ayrılan ve başka devletler kuran halkların kendi kimlikleri vardı ve o kimlikleri ile devletler kurdular. Biz Filistinlilerin kimliği ise Osmanlı kimliğidir.

BİZLER GAZZE’DEKİ MÜCAHİTLER KADAR İNANSAYDIK FİLİSTİN ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞACAKTI.

FİLİSTİN BU DURUMDA İKEN HİÇBİR MÜSLÜMAN, HİÇBİR İNSAN RAHAT BİR HAYAT YAŞAYAMAMALI

Bendeniz de son bilgilendirme toplantısında şunları ifade ettim:

“Üç yıldır, Aksa Tufanı operasyonundan bugüne kadar tüm hadiseleri bugün olduğu gibi cephede savaşan Filistinli kardeşlerimizden, Gazze Şeridinde görülmemiş bir direniş gösteren Hamas’ın mücahitlerinden, Kassam Tugaylarının komutanlarından, esirlerden, savaşı yönetenlerden dinledik. En doğru bilgileri böylece asıl kaynağından alarak hep gerçekleri öğrendik. Ayrıca en büyük desteği de bu toplantılara katılan insanlar verdiler. Allah razı olsun.

Bilmemiz gerekir ki Filistin Davası öncelikle Türk Milletinin davasıdır. Çünkü orası Osmanlı toprağıdır ve Türklerin toprağı iken işgal edilmiştir. Filistin’in özgürlüğü her milletten önce bizi ilgilendirir sonra da tüm İslam dünyasını yani ümmeti ilgilendirir. Bu konuda da ümmete yol gösterecek, İslam alemini bu konuda yönlendirecek ve yönetecek olan Türkiye olmalıdır. Dünyaya da bu vahşeti en iyi tanıtacak, anlatacak, dikkatini çekecek, vahşeti durdurmaya çağıracak Türkiye olmalıdır.”

ÖNCE TÜRKİYEYİ, PEŞİNDEN İSLAM ÜLKELERİNİ, SONRA DÜNYAYI AYAĞA KALDIRMALIYIZ

“Bizim için, İslam Ülkeleri için, Ümmet için, inancımız için en önemli bu Filistin Davası yolunda çalışmalar, destekler aslında yeterli değildir. Üç yıl oldu, vahşet bitmedi, insanlık ve savaş suçları sona ermedi, insanlık üzerine düşeni tam manası ile yerine getiremedi ve sonunda durum sıradan hal almaya başladı.

Gazze Şeridinde durum üç yıldır yaşanan tüm sıkıntılardan daha vahim hal aldı.

Orada, Gazze’de yaşanan dehşet bütün kabusların üzerindedir ve bütün kâbusları aşmaktadır.

Bu yüzden artık bu vahim durumu dünyayı sarsarak tüm insanlığa iyice anlatabilmeliyiz, sessiz kalan insanlara ulaşmalıyız, yapılabilecek tüm eylemleri, etkinlikleri, ayaklanmaları, şuurlandırmaları, uyandırmaları, gerekirse bedeller ödeyerek organize etmeliyiz.”

FİLİSTİN TAM ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞUNCAYA KADAR

“Önce bir defa Türkiye’de artık hiçbir gün durmayan eylemler zinciri başlamalı ve İslam aleminin, dünyanın dikkati çekilmelidir. Gerekirse Müslüman halkların bulunduğu bütün ülkelere tesir edilmeli ve oralarda da her gün eylemler sürdürülebilmelidir. Peşinden tüm dünya ülkelerinde de eylemler organize edilmeli ve bu dünya çapındaki girişimler ancak Filistin tam özgürlüğüne kavuşunca sona ermelidir. Yoksa bu vebal Müslümanların hesap veremeyeceği bir hal alacaktır.

Bizler Gazze’deki mücahit halk kadar inansaydık çoktan Filistin özgürlüğüne kavuşacaktı.

Filistin bu durumda iken hiçbir Müslüman, hiçbir insan rahat bir hayat yaşamamalı vesselam.”

Muhabir: Cihat Yunus İzmirli