Bugün de 30 Mart 2014 Mahalli İdareler seçim sonuçlarına
Saadet Partimiz açısından göz atalım.
Öncelikle şunu belirtelim ki; bir dava mensubu kamuya
açık alanlarda, gazete, tv, radyo ve sosyal mecralarda, davası ile ilgili
propaganda çalışması yapar, bu takdire şayan bir durumdur.
Ancak bunun dışında kalan eleştiri/tenkit gibi
meselelerin ulu orta yerlerde ifade edilmesi; dava adamlığı ve/ya iyi niyet
duygusuyla yorumlanamaz. Bu nedenle çalışmalarda görülen eksiklikler ilgili
kurullarda müzakere edilecektir/edilmelidir.
***
Aldığımız sonuca göz atarken, seçime hangi atmosferde
girildiği de önemlidir. Saadet Partimiz dış gelişmeler olarak
adlandırabileceğimiz üç açıdan zorlu bir maraton yaşadı.
Birincisi; Hazine yardımı. Siz telefon faturasını
ödeyemez durumda iken; rakibiniz 200 trilyonluk bütçeyle seçime girdi.
İkincisi; Basın Ambargosu. Devletin resmi haber kanalları
da dâhil olmak üzere tarihin en büyük ambargosuna maruz kaldı.
Üçüncüsü; Seçim dönemi yaşanan bazı olaylar.
17 Aralık la başlayan süreçle; içeriği halk tarafından
anlaşılamayan küresel yolsuzluk suçlamaları ve dış kaynaklı paralel devlet
tartışmaları. Boyutlar çok büyük olduğundan seçmen olayın içeriğini
kavrayamadı.
Bölgemizde hissedilen savaş. Seçime bir hafta kala, Suriye
uçağının düşürülmesini tesadüf olarak düşünmek saflık olur.
Milyonlarca borçlu bulunan ülkede, sözüm ona istikrarın
bozulma endişesi kitleleri korkuya sevk etti.
Tabi ki bunlar mazeret değil; ama adaletsiz bir ortamda
yapılan seçimle ilgili durum tespiti yapmak durumundayız. Deyim yerinde ise
bizi güreşte hakem yendi
***
Bu seçimde göz ardı ettiğimiz bir başka husus ta seçmen
profilinde yaşanan değişimdir.
Karşımızda aklıyla düşünmekten öte, medyanın çok ağır
manipülasyonu neticesinde gözüyle gördüğü, kulağıyla duyduğuna itibar etmeyen,
her şeyi iyi niyetle yorumlamaya gayret eden milyonların olduğu da
unutulmamalı.
Hamasi nutuklara aldanan milyonlar var bu ülkede.
Parmakları sallayınca Mısır daki zulümlerin biteceğine, salya sümük ağlayınca Arakan daki vahşetin
sona ereceğine, Defol Beşşar diye
bağırınca Suriye deki katliamın duracağına inanan bir topluluk var.
Hanedan imajıyla, Zafer Çağlayan ve Egemen Bağış gibi
varlıkları sahiplenme duygusuyla balkonda yer almalarına sessiz kalıp, Kampanya döneminde niye cesaret edip yanına
almadın da, seçim bitince alıyorsun diyemeyen bir kitle var.
***
Eleştirmek çok kolaydır. Başarıya katkı sunmayanların,
niye başarısız olundu diye sorgulama hakkı olmasa gerektir. Sözlerinin bir
değeri de yoktur.
Saadet az oy aldı diye zil takıp oynamadıkları kalanlara
ancak gülmek gerek.
Yüzde 2,8 oyu nasıl okumalı derseniz. Çeşitli hatalarımız
ve halka kendimizi iyi anlatamadığımız yönler olmuştur muhakkak.
Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki; 2,8 oy oranı özgül
ağırlığı itibariyle % 43 den daha fazla bir oydur. Öyle olmasaydı, bu kadar
oydan rahatsızlık duymazlardı.
***
Ortada zafer türküsü söylenecek bir sonuç yok. Ancak
sonucu başarısızlık diye takdim edenler de haksızlık yapıyor.
Her şeye rağmen dimdik ayakta olduğumuz tescillendi ve
varlığımız oyunları bozdu, kilit rol üstlendik.
Sezai Karakoç un meşhur Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız dizeleri sanki bizim için
söylenmiş.
Bundan sonraki dönem için çok iyi planlama yaparak
yeniden Bismillah demeliyiz.