600 kişilik parlamentoda iki kişi tozu dumana katıyor. Tarihte bunun örnekleri çoktur. Nice az olan samimi, ihlâslı, imanlı yürekler kendilerinden sayıca en az üç kat, beş kat çok olan topluluklara galip gelmişlerdir. Demek ki hakkı temsil ettiniz mi, karşı taraf sayısal olarak ne kadar çok olursa olsun siz galipsiniz. Çünkü Allah’ın vaadi böyle.

Bugünlerde Meclis’te yaşananlar bize 70’li yılları hatırlattı. O zamanki Milli Görüş’ü temsil eden Milli Selamet Partisi 24 milletvekili ile bakan düşürüyor ve Meclis’te istediği kanunları çıkarabiliyordu. Ne ile? İhlâsla, imanla ve samimiyetle... Şimdi de 2 milletvekili ile Milli Görüş, Türkiye’nin gündemini değiştiriyor. Bu da iktidar partisi mensuplarını çıldırtıyor. Ya 20 milletvekili olsaydı da grup kursaydı, o zaman haliniz nice olurdu? Sadece çıldırmakla da kalmazdınız. “Artık illallah” derdiniz. Hele de biri var ki, İstanbul Milletvekilimiz Nazır Cihangir İslam’a “densiz, kendini bilmez, haddini bilmez” gibi sözler sarf ediyor. Şimdi biz bu kişiye sormaz mıyız? “Siz, Milli Görüş’ten ayrılırken, Milli Görüş Lideri Erbakan Hocamıza sarf ettiğiniz sözler, tavırlar ne kadar seviyeliydi, ne kadar denliydi, ne kadar kendini bilen biriydiniz? ‘Harun gibi gelip, Karun gibi gitmeyeceğiz’ diyerek aşağıladığınız ve eleştirdiğiniz partiye gittiğinizde soran olmadı mı size? Harun’la Karun’un neresindesiniz? Siyasi istikbalinizi, devletin bekası olarak gören makam ve mevki düşkünü, zavallılardan birisiniz.”

Devletin gücünü arkanıza alarak, totaliter rejimlerin asabi kralları gibi yüksek perdeden tehditvari hakaretler yağdırmanız, imanlı, ihlâslı, samimi Müslüman portresi asla çizmiyor. Siz bu güç zehirlenmesiyle hareket etmeye devam ederseniz; unutmayın ki, Allah’ın adaleti tecelli ettiğinde kendine yazık edenlerden olmuş olacaksınız.

“Benim milletim, benim milletim” diyerek Siyonizm’in projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi’ne hizmet ediyor ve milleti de buna alet ediyorsunuz. Stratejik ortak, müttefik dediğiniz hiçbir zaman da vazgeçemediğiniz ABD ve İsrail’in değirmenine su taşımaya devam ediyorsunuz. Ekonomiyi bir türlü rayına oturtamıyor, milleti pahalılığın ve yüksek faizin altında inim inim inletiyorsunuz. Amerika’da Trump öksürse Türk Lirası değer kaybediyor. Sonra da kalkınmışlıktan, milli gelirin artışından, pişkin pişkin söz edebiliyorsunuz. Bütün bunlar bir yana TBMM’de 2 Milli Görüşçüye tahammül edemiyorsunuz. Çünkü bunlar 2 değil, özgül ağırlıkları iki bin, yirmi bin, belki milyonlar... Bunu gayet iyi biliyorsunuz.

“Milletim milletim” diyorsunuz ama milletin aleyhine ne varsa çekinmeden karar alıyor, kanun çıkarıyorsunuz. Emeklilikte yaşa takılan mağdurlar, asgari ücretin açlık sınırının altında kalması, KHK mağdurları, atanamayan öğretmenler, taşerondaki adaletsizlik, hatta engelli istihdamında yapılan partizanlık, engellilere verilen hakları yeniymiş gibi abarta abarta sunmak... Ya da Avrupa’dan ileri olduğumuzu da söylemek, ancak bu toplumun aklıyla alay etmek değil de nedir? Siz sorunu çözmede değil, üstünü örtmede mahirsiniz. Çünkü medyanın %95’i elinizde. Algı operasyonlarını başarıyla yürütüyorsunuz. Ama bu böyle gitmez. Gitmemelidir de... Kapitalist, liberalist faizci ekonomiyi uygulayan zihniyetlerin çare olmağını ve olmayacağını bu millet er geç anlayacak. İşte o zaman bu millet dışa bağımlılıktan, yoksulluğun kıskacından, kapitalizmin hegemonyasından kurtulacaktır. Allah milletimize şuuru en kısa zamanda nasip etsin. “Milli Görüş gelecek, hakça adil düzen sağlanacaktır” ümitleriyle herkesi hak yolda yürümeye davet ediyor ve Allah’a emanet ediyorum. Vesselam.