Küçüklüğünden beri bir türlü beden eğitimi derslerinde ne yaparsa yapsın hocasının gözüne giremeyen, ite kaka bu dersten geçebilen biri olmanın içte kalmış ukdeleriyle yazmıyorum...İnanın...
Yalnızca bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demek benimkisi...Olmayınca olmuyor mu nedir...
Siz bir ülke düşünün ki, gençlerinin bir spor bayramı var...
Her yıl kutlanan...
Futbol sahalarında her sene günlerce süren hazırlıklardan / hatta bu hazırlıklar bazen bir iki ayı bulurdu.../ bitap düşen gençlerin en klas gösteri olarak sona sakladıkları kule yapma ile, gençlerin birbiri üzerine tırmanarak yaptıkları kulelerle kendimizden geçtiğimiz bayram...
Müzik eşliğinde /müzik...belki tek yenilik bu bizim dönemlerimiz, yani fi tarihinden bu yana...tek yenilik/ritmik bir takım gösteriler, hizalı, el kol senkronlu hareketlerle kutlanan bayram...
Bildim bileli kutlarız da gençlik ve spor bayramı olarak...
Bir gıdım da mı ilerleme olmaz.İlaç için, kel başa merhem için bir zerre de mi fayda olmaz...
Yurt dışından sporcu ithal edip, onu vatandaşımız yapıp, kendimizi kandırıp, uluslararası yarışmalarda yine de sondan ikinci, üçüncülükten kurtulamayan...
Bir nebze de olsa varlık gösterebildiği güreşin de tedavülden kalkmasıyla karalar bağlayan...
Spor deyince yalnızca futbolu anlayıp, onu da yanlış anlayıp gençlerini kurban veren...
Sporda nal toplayan ama spor bayramı yapan bir ülkenin evladı olarak...
Bu gençlik ve spor bayramı ne tutmayan bir aşıdır...Ne olmamışlık hissidir diye bir sorasım geldi..
Bu bayramda hiç bitmeyen artık bir klasik halini almış her zamanki tartışmalaraysa girmedim daha...
O tartışmalar da neymiş diye sormayın...
Gücenirim vallahi...