Bismillâhirrahmânirahîm;
NE kadar yüzeysel ve hamasî düşünen bir toplum olduğumuzun farkında mısınız? Bu yüzden, aradan 4 sene geçmesine rağmen 15 Temmuz’un ciddi bir analizi yapılabilmiş değil. Bazı sorumlular, iç yüzleri anlaşılacak diye, olayın bütüncül arka planının araştırılmasını önlemeye çalışıyorlar. Spor karşılaşmalarında fanatik taraftarlar maçların yalnız sonuçlarına yoğunlaşırlar. 15 Temmuz’un daha çok sonuçları ile ilgiliyiz.
Sağlıklı analiz, sonucu hazırlayan sebepleri de araştırmakla yapılır. 15 Temmuz’un sorumluları, destekçileri, teşvik edicileri kılı kırk yararcasına araştırılmalı. Darbe girişiminin siyasi ve dış politika ayakları ortaya çıkarılmalı.
1960’lı yıllarda, Dünya Kiliseler Birliği, Hıristiyanlığı Asya ülkelerine yayma projesi başlattı. Türkiye gibi Müslüman ülkelerde light (ılımlı) İslâm projesi uygulamayı kararlaştırdılar. Figüran olarak da Gülen’i geleceğe hazırladılar. Gülen, 1966’da gençlik ve halkı organize etme çalışması başlattı. 20 sene kadro yetiştirme ve devlet kurumlarına sızma çalışması yaptı. Son 30 yıl içinde de kademeli olarak devleti ele geçirmeye girişti.
FETÖ hareketi 28 Şubat’ta çok önemli görevler üstlendi. Türkiye’de milletimizin özüne, aslına, kimliğine bağlı; millî ve manevî değerleri önceleyen Refah-Yol Hükümeti iş başındaydı. Başbakan Erbakan, Türkiye’yi ayrık otu gibi saran yabancı unsurlardan, üzerimize attıkları prangalardan kurtarmak azmindeydi. Daha ilk aylarda Cumhuriyet döneminin en başarılı hükümeti olduğunu hissettirdi. Halkta büyük bir rahatlama oluştu. Huzur ve iç barış sağlandı.
ŞER ODAKLAR DEVREDE
ERBAKAN Hoca’nın “denk bütçe” uygulaması Türkiye’nin imkânlarını çıkarları için kullanmaya alışmış rantiyecileri; D-8 ufku ise, Türkiye’ye dilediği gibi müdahale eden sömürgeci güçleri korkuttu. Türkiye’nin imkânları, Türkiye insanına dönmeye başladı.
Şer güçler Erbakan Hükümeti’ni düşürmek için planlar yaptılar. Türkiye’deki işbirlikçilerini seferber ettiler. Dünyadaki masonlar, Refah-Yol Hükümeti’ni yıkmak için harekete geçtiler. Fransa Yüce Konseyi, 14 Şubat 1997’de Türkiye Büyük Mason Locası Üstadı Necip Arıduru’ya gizli bir mektupla, “Refah-Yol Hükümeti’nden duydukları rahatsızlığı anlattı; yeni ve ılımlı bir hükümetin kurulmasının bir zorunluluk olduğunu” belirtti.
Dünyayı hain amaçları yönünde yönetmek isteyen Siyonistler harekete geçti. Türkiye’deki sivil güçleri hükümet aleyhinde kışkırttılar. Kamuoyunun “5’li Çete” ismini verdiği TÜRK-İŞ, DİSK, TOBB, TİSK, Türkiye Esnaf Konfederasyonları şer cephesinin öncüleri oldu. TSK’da bir komutan Genelkurmay Başkanı gibi davranıyor; “Batı Çalışma Grubu” oluşturuyor, Sincan’da tank yürütmeye girişiyordu. Yargıyı da emelleri uğrunda kullandılar.
Dış kaynaklı postmodern darbenin en önde gelen savunucusu Gülen oldu. Hükümete müdahaleleri, “Beceremediniz, artık bırakın” (Hürriyet); “Gülen de uyardı” (Milliyet) şeklinde manşetlere çekildi. Aynı tepkiyi Kanal D’de yapılan özel röportajında da dile getirdi.
Erbakan Hoca, oynanan oyunu siyasi parti genel başkanlarına anlatsa da, onlar da yaşanan psikolojik savaşın etkisindeydiler. Sivil ve resmi kuruluşların çoğu düşürüldükleri tuzağı ancak darbeden sonra anlayabildiler.
28 ŞUBAT’IN DEVAMI!..
VAİZ statüsündeki Gülen’e, 28 Şubat’ta devlet başkanlarından daha büyük yetki ve görev verildi. İtibarlı hale getirildi. Bunu kimler, hangi sebeple yaptı, dersiniz? Bazıları 15 Temmuz’un siyasi ve dış politika ayağını araştırmaktan niçin kaçınıyorlar?
15 Temmuz 28 Şubat’ın devamıdır. Lütfen, tiyatro gösterisini bırakalım da, işin perde arkasını araştıralım. ABD hesabına çalışan bir darbeciyi yarım asır kucağında taşıyan Türkiye’yi bu ayıptan kurtaralım!
Düşünebiliyor musunuz? Darbeci zihniyet devletin sinir uçlarına kadar sızmıştı. Cumhurbaşkanı’nın başyaveri ile diğer 4 yaverinin darbeci çıkması her şeyi anlatmaya yetmiyor mu? Bu ülkede istihbarat kuruluşları ne iş yapar? Darbe girişimindeki istihbarat boşluğu o kadar sırıttı ki!.. Ciddi bir istihbarat olsaydı, Cumhurbaşkanı darbe günü Marmaris’te tatilde olur muydu? Darbeyi yakın çevresinden mi öğrenirdi?
Darbe günü, yöneticilerin durumu ortada iken, Allah’ın lütfu sonucu, Türkiye halkının darbecilere karşı kükreyişini kimse siyasi ranta dönüştürmeye kalkışmasın! Bir görev yapacaklarsa, 15 Temmuz’u aydınlatsınlar ki, Türkiye önünü görsün!
Gülen, her dönemde iktidarlara yakın oldu. El üstünde tutuldu. Darbe sonrası Gülencilere, “Ne istediniz de alamadınız?” diyen yetkilinin devlet imkânlarını tek gruba sunma yetkisi var mıydı?
Yöneticiliğin gerektirdiği; dirayetli, ferasetli, basiretli olmanın hakkını vererek FETÖ’cülüğe geçit vermeyen Erbakan Hoca’ya minnettarız. Millî Görüş ve millî şuura sahip olmayan yöneticilerin, ne zaman devlet gemisini karaya toslatacağı hiç belli değildir.
