Karanlık, hem de koyu karanlık bir geceydi…

Tam da, “YâRâb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?/ Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!” dedirten bir gece…

* O gece… O gece Türksat ele geçirilseydi, ülke genelindeki yerel ve ulusal televizyon yayınlarının uydu üzerinden yayınlarının gerçekleştirildiği Gölbaşı’ndaki Türksat tesislerine yönelik darbecilerin yaptığı baskında, darbeciler başarılı olsalardı belki bambaşka bir Türkiye ile karşılaşacaktık. Hakyol Vakfı öğrenci evinde beraber kaldığımız şehit Ahmet Özsoy ağabeyin çabaları nereye sığar ki! Türksat’ta şehit olan iki Türksat görevlisinin gösterdiği çaba ve gayret ve de kahramanlık, Ömer Halisdemir’in şehadeti kadar önemliydi. Zira, darbeciler yayınların aktarılmasını sağlayan yanlış çanak anteni vurdu. Hatırlayınız lütfen; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbecilere karşı yaptığı çağrı, ulusal kanallarda yayınlandı. Şehit Ahmet Özsoy ve arkadaşlarının kahramanlıklarını bir kez daha minnetle, saygıyla anıyorum…

* O gece Ankara’da iki tane olay var. Birincisi Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı Paşa’nın ele geçirilmeye çalışılması. Gazi Orduevi’ndeyken iki arabayla takip ediliyor ve yakalanmaya çalışılıyor. Bu sıkıştırma ve ele geçirme operasyonundan kurtuluyor. Bu arada Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda (ÖKK) bir tuğgeneral (Semih Terzi) 20 kişi ile birlikte Gölbaşı’ndaki karargâhı ele geçirmeye çalışıyor.

* O gece… ÖKK Karargâhı’nda Zekai Paşa’nın iki tane emir astsubayı vardır. Biri karargâhta kalır, diğeri onunla birlikte hareket eder. Cuntacı Semih Terzi, karargâhta kalan astsubayın yanına gidiyor ve kendisine, “Bundan sonra komutan benim, bütün emirleri ben vereceğim, birliklerin komutasını da ben aldım” diyor. Bu astsubayımız komutanından daha önce aldığı emirler doğrultusunda hiç düşünmeden silahını çekiyor ve bu cuntacı generali yanındaki 20 kişinin yanında alnından vuruyor. Bu astsubayımız Ömer Halisdemir’dir ve diğer cuntacıların saldırmasıyla şehit ediliyor.

* O gece… Arkasından Özel Kuvvetler Komutanı güvendiği ve inandığı kişilerle beraber, birçoğu subay ve astsubayla beraber, birliklerden bulabildikleri Kalaşnikoflar, av tüfekleri de dâhil olmak üzere birliğe sızıp bu 20 kişiyle çatışmaya giriyorlar. Bu 20 kişiyi etkisiz hale getirip tekrar emir-komutayı ele alıyorlar ve daha sonra yapılacak bütün operasyonları planlıyorlar.

* O gece… Bu arada, ÖKK Komutanı Zekai Paşa’yı darbeciler dışarıda yakalamaya çalışıyorlar ve eşi de yanında. Eşi de yaralanıyor. O gece o astsubayın (Ömer Halisdemir) hayatını feda ederek yaptığı kahramanlık, Ankara’da her şeyi, tüm planları değiştiriyor. Ömer Halisdemir’in alnının ortasından vurduğu o cuntacı ile birlikte Ankara’da o gece cuntacıların tüm karanlık hesapları sil baştan değişti... Çünkü Özel Kuvvetler Komutanlığı çok kritik noktalardan biriydi…

* O gece… O gece cuntacıların hava etkinliğini kırmak amacıyla Eskişehir’den kalkan ‘dost birlikler’e ait uçakların Ankara’da darbenin diğer önemli üssü olan Akıncı’ya yaptığı hava müdahalesi de kritik müdahalelerden biriydi… Darbenin başarısız olmasını sağlayan önemli bir etken oldu, bu. Eskişehir’den havalanarak Ankara’ya ulaşan uçaklar, öncelikle Akıncı’nın pistini kullanılamaz hale getirdi. Kahramankazanlılar da Akıncı Üssü’nün çevresinde ne kadar ot, lastik varsa yaktılar ve darbecilerin uçaklarının havalanmasını engellediler. Böylelikle, darbecilerin hava desteği büyük ölçüde etkisiz hale getirildi. Bu da darbenin kırılma noktalarından birini teşkil etti.

* O gece… O gece Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, kendi karargâhına ‘Hava Harekât Merkezi’nin kapatılması’ talimatını verdi. Merkezin kapatılmasıyla birlikte ülke genelindeki hava uçuş sistemi bir anda karanlığa gömüldü. Tüm uçuşlar kör uçuş haline getirildi. Havadaki uçaklar radar sistemini kullanarak değil, manuel sistemle uçmaya başladı. Cuntacı pilotların kimyası bozuldu.

***

O karanlık gecenin kimyasını bozan, darbeyi engelleyen, cuntacıların planlarını yerle yeksan eden başka faktörler de var, kuşkusuz…

Tüm şehitlerimize Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum…

MİLLİ GÖRÜŞ VE 15 TEMMUZ DARBESİ

15 Temmuz hain darbesine yönelik, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün dile getirdikleri tam bir kararlılıktı; “Bu eşkıyalık, terörizmden daha tehlikeli bir şey, yani terörist bir grup insana saldırıyor ama bu girişim bütün milleti ortadan kaldırmak için bir harekettir… Bundan sonra ne yapılması lazım, bunların konuşulması lazım... Çözüm olarak görünen temel kural şu ki; Avrupa Birliği (AB) ile bu işin yürümesi mümkün değil… Bu darbe girişiminin arkasında İsrail, ABD ve Avrupa Birliği var. AB süreci bu darbe girişimiyle birlikte bitmiştir.”

***

Askeri darbe girişimi gecesi, 15 Temmuz 2016 gecesi, o zor şartlarda, birçoklarının “farklı” beklentiler içinde o koyu karanlık saatlerde, Milli Gazete Yazı İşleri kadrosu çok önemli şu manşete imza attı; “İhanet” gecenin karanlığında kendisini gösterdi... Darbe, halka çarptı... Darbeye kalkışanların sesini “ezan sesi” bastırdı...

Bütün darbelere karşı olan Milli Görüş’ün 15 Temmuz hain askeri darbe girişimine yönelik tutumu işte bu kadar net ve kesin oldu…