Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

İnsanın dünya hayatı fani, yani sonu ölüm olan bir hayattır. Bunun için peygamberimiz bütün insanlığa şu tembihatta bulunuyor: TİRMİZİ, ZÜHD 4: “Lezzetleri yok eden ölümü çok anın.” İBNİ MACE, ZÜHD, 31: Ensardan bir sahabe Peygamberimize sordu: “Müminlerin hangisi en akıllıdır?” Peygamberimiz şöyle cevapladılar: “Ölümü en çok hatırlayandır ve ölümden sonrası için en iyi hazırlığı yapandır. İşte bunlar gerçek akıllı kimselerdir.” TİRMİZİ, KIYAMET 24: Allah’ın Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah’tan gerektiği gibi hayâ edin.” Bunun üzerine “Ey Allah’ın Resulü zaten hayâlı davranıyoruz.” dedik. Bize şu cevabı verdiler: “O sizin anladığınız utanma hissi değildir. Allah’tan gerektiği gibi hayâ etmek demek, baş ve başta bulunan organlarla, karın ve karnın içerisinde bulunan organları her türlü günah ve haramlardan korumak, ölümü ve toprak altında çürümeyi daima hatırlamaktır. Kim ahireti isterse dünya hayatının ziynetini (dünyevileşmeyi) terk etmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse Allah’tan hakkıyla hayâ etmiş olur.” Bu hadiste, hayâ bilinenin aksine farklı bir şekilde tanımlanmıştır. Burada başın taşıdıklarından göz, kulak, dil gibi maddi yani görünen; hafıza, hayal, tefekkür gibi ruhi ve görünmeyen duygu ve hissetme kuvveti ifade edilmektedir. Karın ve muhtevası ise mide, cinsel organlar, kalp, el ve ayaklar gibi karın ve karna bağlı her şeydir. Şu halde insan bütün organlarını helâlde kullanmadıkça hakiki hayâya eremez. Bir insan, İslam’ca düşünürse, hep hakkı söylerse, yalana kulak vermezse, harama bakmazsa, İslam’a “din ve düzen” olarak itikat ederse, batıl din ve düzenlerden kendisini korursa, Allah’tan hakkıyla hayâ edenlerden olur. Ve yine bir insan, faiz, kumar, gasp gibi haram olan bütün gelir yollarını terk edip, ziraat, ticaret gibi helal kazanç yollarına yönelirse, zinadan, içki içmekten kaçınırsa, şeytanın adımlarına değil, Kur’an’ın tekin ettiği hak ve adalet ölçülerine uyarsa Allah’tan hakkıyla hayâ etmiş olur. Kim ölümü ve sonrasını doğru bir şekilde okursa, dünya hayatını ahiret hayatı için yaşarsa, Şeytanın ve Siyonizm’in değil, Allah’ın rızasına koşarsa Allah’tan hakkıyla hayâ edenlerden olur. İşte bu insan akıllı bir insandır. Demek ki insan ve tolum, dünya hayatını öleceği ve hesaba çekileceği günü düşünerek İslam’ca yaşarsa, dünyada da ahirette de saadet bulur. Ölümü ve hesap günün hafife alıp nefsinin şehvetlerine esir olanlar ise, iki dünyada da rezil ve zelil olur.

UYARILAR

İnsan ve toplumun temel kulluk görevi, hakka sahip çıkıp, batıl karşısında galip gelmesi için takatinin sonuna kadar mücadele etmesidir. FETİH 28: “Bütün dinlerden (düzenlerden) üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet (Kur’an) ve hak din (düzen) ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.” Bir Müslüman, hak karşısında galip gelmesi için batıla ve güçlerine destek olamaz. Olanlar için Kur’an’ın beyanı açıktır. BAKARA 16: “İşte bunlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlardır. Ancak onların bu ticareti kendilerine bir yarar sağlamamış ve hidayet (Kur’an) yoluna da girememişlerdir.” İnsan ve toplum için faydalı olan yol, hakkı batıl karşısında savunma yoludur. ARAF 181: “Yarattıklarımız içinde, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir ümmet (şuurlu bir topluluk) bulunur.” İnsan ve toplum önemli olan istikamet, hakkı ayakta tutan bir ümmet olabilmektir. Böyle bir topluma yasak olan şeylerden birisi de şudur. BAKARA 42: “Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.” Bu emre uymayanlar kaybedenlerden olurlar. Sıkça tekrarladığımız bir gerçek de şudur. Herkes hakka uymak zorundadır. Hak kimseye uymaz. MÜMİNUN 71: “Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler.” Bu konuda şu ayeti de okumakta fayda vardır. MÜMİN 78: “Yemin olsun ki, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var, durumlarını sana bildirmediğimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmaksızın herhangi bir ayeti kendiliğinden getiremez. Allah’ın emri gelince de hak uygulanır ve o zaman batılı seçenler hüsrana uğrayacaklardır.” Batıla sapmanın ve ona hizmet etmenin hiçbir mazereti olamaz. KAF 5: “Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.” Bu uyarılara kulak verenler, hesap gününü düşünerek iş görürler. İnsanların tercih ettiği siyaset yolları da hesabi sorulacak şeylerdendir. Ülkemizde hak ve doğru siyaseti temsil eden tek hareket Milli Görüş ve bu siyasetin tek partisi de Saadet Partisi’dir. Bu bakımdan Saadet Partisi bütün inananlar ve insanlık için mecburi istikamettir.

O GÜNDEN SAKINMAK

O gün hesap günüdür. BAKARA 281: “Allah’a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.” Bu uyarı bütün insanlığadır. O gün mutlak adalet günüdür. ARAF 8: “O gün tartı haktır. Kimin tartıları (iman, sevap ve cihadı) ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” Başka bir uyarı da şudur. ŞURA 17: “Kitabı ve mizanı hak olarak indiren Allah’tır. Ne biliyorsun, belki de kıyamet saati yakındır.” Mutlu son, Allah’tan hakkıyla hayâ eden takva sahiplerinindir. KAMER 54, 55: “Takva sahipleri cennetlerde ve ırmakların kenarlarında, güçlü ve Yüce Allah’ın huzurunda hak meclisindedirler.” Selam hidayete tabi olanlara…