Mısır’da 3 Temmuz’da seçilmiş Cumhurbaşkanına karşı bir darbe gerçekleşmişti. Halk darbeye karşı çıktı; darbeyi ve darbecileri protesto etmek için meydanlara indi. Milyonların meydanlara akın etmesinden dolayı paniğe kapılan darbeciler halka katliamla cevap verdi. Darbeye direnen halk katliamdan da korkmadı. Asrın direnişçileri katliam sonrası 100. günü geride bıraktı.
Rabia Meydanı, Mısır’da darbe karşıtı gösterilerin yapıldığı onlarca meydandan en çok tanınan ve en çok bilineni oldu. Mısır’da 14 Ağustos’ta yapılan katliam sadece Mısırlıların değil, bütün insanlığın yüreklerini parçaladı. General Sisi, asrın direnişçilerinin üzerine kurşun yağdırdı, 100 yılın katliamını yaptı. İşte geçtiğimiz cuma günü bu katliamın 100. günüydü. Darbecilere boyun eğmeyen Mısır halkı gene meydanlara indi. Cuma ve Pazar günleri yapılan gösteriler bu ülkede askeri rejimi derinden sarsmaya devam etti.
Firavuna karşı Hazreti Musa’nın yaptığı başkaldırının benzeri günümüzde de Mısır’ın tüm kentlerinde devam ediyor. Darbeye karşı çıkan milyonlar çok kararlı görünüyorlar. Bu topluluğun karşısında darbecilerin uzun vadeli tutunabilmeleri imkânsız bir şey. Çeşitli halk kesimleri her geçen gün darbe karşıtlarının saflarına katılıyor. Kuvvetle muhtemeldir ki, yakın bir gelecekte askeri ve sivil bürokraside de darbe karşıtlığı baş gösterecek ve dalga dalga toplumun her kesimine yayılacaktır.
Darbeyi temsil eden odak, sadece Mısır’daki iç dinamiklerden beslenmiyor; darbecilerin arkasında çok yoğun bir dış destek var. Dünya sistemini elinde bulunduran küresel emperyalizm; ABD, AB ve İsrail tüm güçleriyle darbecilerin yanında yer alıyorlar. Daha doğru bir ifadeyle, darbeciler, dış güçlerin emriyle hareket ediyorlar. Dış baskısıyla bazı Körfez ülkelerinin paraları da darbecilere akıyor. İşin diğer bir gerçek yanı da şudur: Irkçı emperyalistler tarihi bir yol ayrımında bulunuyorlar. Mısır onlar için çok önemli bir ülke. Bir nevi var olma veya yok olma meselesi. Emperyalistlerin Mısır’ı kaybetmeleri sıradan bir olay olmayacaktır. Mısır’da halk kazanırsa, Ortadoğu başta olmak üzere, dünya Müslümanları bir bir esaret zincirini kıracak ve özgürleşecekler. Sonuç olarak, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı’nın tasfiyesiyle kurulan sistem fiilen ve resmen yıkılmış olacaktır.
Mısır’ın eski Şûra Meclisi Üyesi Rıza Fehmi’nin geçtiğimiz günlerde İstanbul’da katıldığı bir paneldeki şu ifadeleri aslında her şeyi özetler mahiyette:
“Dünyayı ele geçirmek için çalışan Siyonist proje ve buna karşı duran İslam projesi var. Siyonist projenin temel isteği, İsrail’in güvenliğini sağlamak, enerji kaynaklarını ele geçirmek ve bölgede Siyonistlerle uyumlu hükümetleri iş başına getirmektir. ABD’nin Irak işgali işte bu amaçları gerçekleştirmek için yapıldı. Mısır’daki İhvan yönetiminin başarısı, ABD’nin ve Batılı ülkelerin bu projelerini tehdit ediyordu. ABD ve Batı, Mısır’da İhvan’a karşı gerçekleştirilen darbeyi destekleyerek, Ortadoğu’daki demokrasi anlayışının değer değil de araç olduğunu ortaya koydu. Bu gerçeği son yıllarda Ortadoğu’da birçok yerde gördük. Cezayir’de Müslümanlar iş başına geldiğinde de Batı destekli darbe yapıldı. Gazze’de Hamas yönetimi işbaşına geldiği zaman darbe yapılmak istendi. Bu gerçekleşmeyince yıllardır süren ambargo desteklendi. Son örneğini ise Mısır’da gördük. İhvan işbaşına geldiği zaman darbe yapıldı. Bu gerçekleri anladığımız zaman Mısır’da yaşanan darbeyi ve Batı’nın darbeye desteğini anlayabiliriz. Mursi, İsrail ve Batı’ya hayır demek pahasına halkının isteklerini yerine getirdiği için Batı destekli darbeye maruz kaldı.’’
Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin, görev süresince Batılı devletlerin beklentilerine cevap vermediğini anlatan Fehmi, “Mursi, Batılı devletlerin kendisine çizdiği kırmızı çizgileri dinlemedi. Beyaz Saray’ı ziyaret etmedi. Halkının daha da rahat etmesi için tüm dünyayı gezdi. Ailelerin değil, kurumların güçlenmesi için çalışmalar yürüttü. Mursi, Mısır’da yerleşik olan derin devletle mücadele etti. Mursi bir yıl hiç maaş almadı. Bölgesel barış için komşu ülkelerle diyaloğa geçti” ifadesini kullandı.
Geçtiğimiz Çarşamba günü Ankara’da ESAM Genel Merkezinde düzenlenen konferansa katılarak bir konuşma yapan Muhammed Mursi’nin dava arkadaşı Adil Raşit de, Mısır’da yaşanan süreci 28 Şubat’a benzetti. Raşit, “Türkiye’de 15 yıl önce yaşanan 28 Şubat’ın ne olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Şu anda dava arkadaşım Mursi ve arkadaşlarına yapılan da tıpkı sizde yaşananlar gibi. O dönem rahmetli Erbakan hocaya yapılmak istenen şimdi Muhammed Mursi’ye yapılıyor” dedi.
İslam ülkelerindeki darbeciler hep aynı kaynaktan besleniyorlar. Senaryo aynı senaryo. Farklı olan; ülke isimleri, yerel aktörler ve sahne dekoru. Görünen odur ki darbeciler ve dış destekçileri bu defa sert kayaya çarptılar; Mısır’da yaşananlar dünyaya şu gerçeği haykırıyor: İstikbal sömürgecilerin değil, İslam’ın olacaktır. Irkçı emperyalistlerin darbeciler eliyle katliam yapmaları ve katliamların üzerinden 100’lerce günün geçmiş olması bu gerçeği değiştirmez.