BAŞLIK için uzun diyebilirsiniz. Ama böyle vermek daha doğru olurdu diye ben de verdim. Neyi mi anlatmak istedim.

Açalım. Fenerbahçe’nin bu dördüncü maçı oldu, son saniyelerde kazandığı... Yani şu andaki puan tablosunda artı sekizi var Sarı-lacivertlilerin... Yani bu ekstralar olmasa şu anda Kasımpaşa’nın üç puan gerisinde olacak. Ama gerçek o ki, yine bana göre Fenerbahçe şampiyonluğu neredeyse garanti altına almıştır. Nasıl mı

Fenerbahçe’nin ön bloğunda yer alan dört yabancısı var. Altı yabancılı bir kuralda bu büyük bir risk ve lükstür. Ama gelin görün ki bu lüks şu anda 31 puan getirmiş. Bu lüksün içinde yar alan dört yabacının da birbirlerinden farklı özellikleri var. Kuyt, takımı hücum yediğinde, kazanılan veya rakibin kaptırdığı topları hücum başlatma adına kendini göstererek alıyor. Bu bir oyucunun ender rastlanan özelliklerindendir. Şu anda bunu en iyi yapan oyuncu Mesut Özil’dir. Yani Kuyt kendi takımından çok rakibin pozisyonu izleyip sahada yer tutuyor. Webo, daha ziyade tek vuruşluk özelliğine sahip. Kafa veya ayak fark etmiyor. Sow, çok gezerek oynuyor. Boş sahaya koşu yapıyor, bazen de oraya top taşıyor. Böylece rakibin yerleşme alanını büyütüp arkadaşlarına bölge açıyor. Vuruş tekniği de iyi. Emenike bu dörtlünün içinde dripling, top taşıma, vücut vücuda çarpışma özelliklerini en fazla taşıyan oyuncu. Gol vuruşları da hiç fena değil.

İşte Fenerbahçe’yi bugünkü konuma getiren en ciddi özellikler bunlardır. Böyle bir ön blok, ne orta alana, ne de geri dörtlüye sıkıntı yaşatır. Ancak ne var ki Ersun Yanal bir kumar düşkünü sanki. Takım önde değilse, orta alandan birini alıp yerine dördüncü forveti sokuyor. İşler de şans yardımı ve tabii ki rakibin hataları, kendi oyuncularının özellikleriyle toplanıp skoru getiriyor. Ancak bu defa tehlikeyi gördü. Düne kadar görmemişti. 61. dakikada dört forvete döndükten sonra maçta ilk defa savunması 4’e 2 yakalandı. Diarra topla sakız çiğneyince golden kurtuldu. İşte bu uyarıyı 73’de gördü ve Selçuk’u oyuna alarak doğruyu yaptı ve şansla Emenike elele girince maç da geldi. Bu 12 dakikalık süreci ilk defa fark edip müdahale edince Yanal, sanırım aklını başına aldı ve bir daha böyle bir kumarı oynamayacak. Çünkü düne kadar son dakikalarda kazandığı maçlarda bunu pek yapmamıştı.

Ve derim ki, lig Antalya’da bitti. Tıpkı 2010-2011 sezonunda olduğu gibi... Tabii ki 3 Temmuz süreci hariç. O sezon da ligin ikinci yarısının ilk maçında Trabzonspor kendi evinde Ankaragücü ile 1-1 kalmış, hemen iki saat sonra da Fenerbahçe, Antalya’yı Gökhan’ın golüyle 1-0 yenip farkı yediye çekmişti. Bence ligin en üst takımı bellidir. Ama ne acıdır ki, o takım, hâlâ alkışlanan birileri yüzünden kendinden sonra gelene Şampiyonlar Ligi’ni kaptıracak ve bu de yetmiyormuş gibi 10 milyon avro da giriş avantası sağlayacak.

Trabzonspor mu Hoş geldin Onur kardeş! Bu arada iki maçı da aynı saate alan yayıncı kuruluşu da, sanki şampiyonluk yarışında son virajmış gibi davrandığından kutlamak(!) isterim.