Temel eğitimin zorunlu olmasına kimsenin itirazı olamaz.
Ama bir zamanlar olduğu gibi zorunlu eğitimin 8 yıla, hem de kesintisiz olarak
çıkartılması yanlış olmuştu ve buna itirazımızı her fırsatta dile getirdik. Bu
zorunlu kesintisiz eğitimin kesintili hale getirilmesi pek çok itirazı geçersiz
kılacağı gibi, bir takım sorunlara da çözüm getirmiş olacaktı. AK Parti
iktidarından bu yönde bir adım beklerken kesintisiz eğitim kesintili hale
getirilirken zorunlu eğitim 8 den 12 yıla çıkartıldı. Bunu yapanların kendilerine
göre gerekçeleri olabilir. Ancak, uygulamaya baktığımızda geçmişten gelen
sorunlar her yıl biraz daha katlanıyor. Özellikle de devlet olarak her gence
ilk ve orta öğretimi içine alan 12 yıl zorunlu eğitim göreceksiniz diyorsunuz
ama ortaokuldan liseye geçişte tüm öğrencileri bir sınava sokuyor, bu sınavda
aldıkları puana göre bir meslek ya da düz liseye yerleştiriyorsunuz. Peki,
aldığı puan bir meslek ya da düz liseye yetmeyeni ne yapıyorsunuz Ona da açık
liseye gideceksin diyorsunuz. Normal olarak okuluna devam ederken girdiği
sınavda başarılı olamamış bir gencin devam mecburiyeti olmayan bir lisede
başarılı olması, ardından da yüksek eğitime geçecek puanı almasını beklemek
mantıklı olabilir mi
Derdim kesinlikle muhalefet yapmak değil. Zorunlu eğitimi
bir yandan 12 yıla çıkartırken öbür yandan da ortaöğretime geçişin sınavla
olmasını anlamak mümkün değil. Bunu söylerken her isteyen istediği ortaöğretim
kurumuna geçsin demiyorum. Ama 15 yaşındaki çocukların yaşadığı il ya da
ilçedeki ortaöğretim okulunu kazanamadığı için ailesinden uzakta bir okula
kayıt yaptırmak mecburiyetinde olmaması gerekir. Böyle bir durum zorunlu
eğitimin mantığına ters. Geçmişte de bazı okullara talep fazla oluyordu. Söz
gelimi okulun kontenjanı 100 ise ve buraya da bunun üzerinde öğrenci müracaat
etmiş ise okul yönetimi müracaat edenler arasında ya bir sınav yapıyor ya da
diploma notuna bakarak bir sıralama yaparak kontenjanı dolduruyordu. Yani adı
ister SBS ister TEOG olsun ortaöğretime geçiş sınavı bana doğru gelmiyor. Kaldı
ki, bir de bulunduğu ilçede bir Anadolu lisesi ile bir meslek lisesi varsa
aşağıdan gelenlerin sayısı bu iki okulun kontenjanından fazla ise öğrenciler
başka il ve ilçeleri kazanarak oralara gitmek zorunda kalıyorlar. Böyle olunca
da ortaya kalacak yer yani yurt sorunu çıkıyor. Bu sorun ya 3-5 öğrenci bir
araya gelerek bir ev tutarak ya da eğer var ise pansiyonlarda kalarak
karşılanmaya çalışılıyor. Kısacası, öğrenciler devletin dayattığı zorunlu
eğitimi bir takım STK ya da kişilerin sağladığı mekânlarda kalarak karşılamaya
çalışıyorlar. Bunun ne gibi sakıncaları olduğunu sıralayacak değilim. Eğer,
devlet tüm gençlere 12 yıllık eğitimi zorunlu kılmış ise bunun sadece öğretmen
ve derslik ihtiyacını değil kalacak yer sorununu da halletmelidir.
Halledemiyorsa 14-15 yaşındaki çocukları ailelerinden koparıp gittikleri yerde
sahipsiz bırakmanın sakıncaları unutulmamalıdır.
Devletin eğitimin her alanında özel sektörü devreye
sokmaya, böylece üzerindeki yükü azaltmaya çalıştığını biliyorum. Buna itirazım
da yok. İtirazım yazımın başında da söylediğim gibi özellikle TEOG da başarılı
olamayan gençlerin durumunun netlik kazanması, bu gençlerin açık liseye
yönlendirilmesi yerine geçmişte olduğu gibi akşam liselerine kaydırılması
mümkün olabilir. Böylece mevcut bina ve öğretmenlerden ek olarak yararlanmak
mümkündür. Ülkemizde ilk defa DP döneminde açılmış 4 akşam lisesinden birinden
mezun birisiyim. Gündüz çalışıp gece okuyan arkadaşlarımız vardı. Hatta babamın
ilkokuldan arkadaşı bir ağabeyle aynı sınıfı paylaşıyorduk. Maksat eğitim
düzeyini yükseltmek, okuyanların sayısını artırmak ise mevcut uygulama bunun
için yeterli değildir.
Dershanelerin kaldırılması ve okullarda öğrencilere ek
dersler (etüt) imkânlarının sağlanması iyi oldu. Bu husus söz gelimi liselerin
son sınıfları özel bir program ile yüksek öğretime hazırlama sınıfına
dönüştürülebilir. Yani, ben yaptım oldu anlayışı yerine konunun üzerinde enine
boyuna düşünülerek adımların atılması gerekiyor.