Geçtiğimiz gün gece yarısı Bekir Yunus Uçar kardeşimizin vefat haberini aldık.

Her ölüm bir ayrılık, bir hüzün demek. Gerçi bizler Bekir Yunus ile uzun yıllardır görüşemiyorduk.

Kendisi Ankara’ya bürokrasi kadrosuna geçiş yapınca hem fiziki hem de düşünce anlamında epey uzaklaştık.

Bürokrasi görevine başladıktan sonra Millî Gazete’ye hiç uğrayamadı.

Bu zaman zarfında da yollarımız hiç kesişmedi.

Millî Gazete’de rahmetlik Bilal Yüksel abinin namıdiğer “Amca”nın spor sayfasını yaptığı yıllarda Bekir Yunus da spor servisinde daha çok foto muhabirliği yapıyordu.

O yıllarda fotoğraf çok kıymetliydi.

Dijital makineler de henüz hayatımıza girmediği için Bekir Yunus, akşam maçlardan çektiği fotoğrafları sabahları gazetenin anlaşmalı olduğu yerde bastırıp gazeteye ulaştırırdı.

Bazen de bizzat kendisi getirirdi.

Farklı alanlarda da mesai harcadığı için gün içerisinde gazeteye nadiren gelip giderdi.

Biri Samet Aybaba olmak üzere birkaç röportaja da birlikte gitmiştik.

Bekir Yunus’un o günlerde çektiği fotoğraflar hâlâ albümlerimizde…

Bilmem farkında mısınız ama bir türlü konuya giremiyoruz.

Bekir kardeşimizin ahirete irtihalinin ardından birçok farklı platformda kendisine verilen bürokratik görevler gündeme getirildi.

Millî Gazete’yi takip edenler hatırlayacaktır, Bekir Yunus’un Millî Piyango Genel Müdürlüğü’ne getirilmesinin hemen ardından hem de manşetten tepki göstermiştik.

2019 yılında o manşetin atılma amacı, hem merhum Timurtaş Hocamıza karşı olan muhabbetimiz hem de Bekir kardeşimize karşı olan sevgimizdi.

Atılan manşette son derece yapıcı bir dil kullanılırken, bu karardan vazgeçilme çağrısı yapılmıştı.

Bu görevi biri yapacaksa bu isim asla Timurtaş Hocamızın oğlu olmamalıydı.

Elbette o gün hangi şartla Bekir kardeşimize bu görev tevdi edildi, Bekir kardeşimiz ise hangi gerekçeyle kabul etti, bilmemiz mümkün değil.

Ancak biz zahire göre bakıp üzerimize düşeni yaptık.

Başlıkta da dediğimiz gibi zor zamanda kendi imtihanımızı verme gayretindeydik.

Ve tabii ki kıymet verdiğimiz bir kardeşimizin de yanlışa düşmemesi için gayret ettik.

Birlikte mesai yaptığımız zamanlarda tanıdığım Bekir kardeşimiz, son derece hatırşinas, büyüklerine saygılı, küçüklerine karşı ise merhametli bir yapıdaydı.

Rabbim cümlemizin ahirini hayır eylesin. İmtihanlarımızı kolay kılsın.

Biz cenneti yalnızca kendimiz için istemiyoruz, Allah’ın rahmeti bol...

Cennette hepimize yetecek yer vardır.

Cümle geçmişlerimizle orada buluşmak ümidiyle.

 Peki; biz ne zaman rahat yüzü göreceğiz!

 Tamam biliyoruz, bu dünyaya keyif sürmeye gelmedik ama neden bu toprakların insanının başı hep önde?!

“Lozan” dediniz, “2023” dediniz, yetmedi “3. havalimanını Almanya kıskanıyor” dediniz, sustuk bekledik.

Elinizi vicdanınıza koyun!

Türlü ekonomi programları, türlü bakanlar denediniz. Merkez Bankası başkanlığı yapacak adam kalmayınca ülkemizde, Amerika’dan ithal ettiniz. “Parlamenter sistem ayak bağı oluyor” dediniz, “başkanlık sistemine geçtik”.

Ama biz yerimizde duramıyoruz, aşağı doğru hızla gidiyoruz.

Ukrayna’da savaş oluyor, Suriye işgal ediliyor, biz kan kaybediyoruz!

Biri bunu bize izah etse olmaz mı?!

Hemen her ülkeye karşı organize olmuş “dış güçler” var.

Yani bir tek bize karşı değil.

Onun için de bölgemizin en güçlü ordusuna sahibiz.

Gelecekleri varsa görecekleri de var.

Allah tekrar göstermesin ama kazma kürekle yaptığımız malum.

Dünyanın en sevilmeyen ülkesi Amerika ama işin en fazla hamasetini yapan da biziz herhalde.

“Doğal afetler” derseniz, öncelikle Allah muhafaza etsin.

Ama afetten de kaçış yok. Tedbir alıp zararlarını azaltalım. Ama ülkemizden ve hatta dünyanın farklı yerlerinde her zaman afetler oluyor ve olmaya da devam edecek.

Sonu gelmeyecek yani doğal afetlerin.

Bizim ömrümüz yetmez herhalde ama insanları 2053’e yönlendirmek akılla, mantıkla dalga geçmenin kısaltılmış hali.

Elbette ülkelerin 10 yıllık, 50 yıllık hatta 100 yıllık perspektifleri olur.

Olmuyorsa sorun var demektir ama sivil vatandaş bu hedeflerin dışında kalır.

2023 bitti, kelli felli adamların hamaseti ne olacak.

Ne istiyorsunuz?

Elimizde bir tek ekmeğiniz kaldı, onu da 10 liraya aldık!