Biz insanlar sürekli geçmişin izleri üzerinde yürümeyi

seviyoruz. Geçmiş yaşanmış bitmiş olduğu için o anları taşıdığımız bugün için

pek bir etkisi olmuyor. İstediğimiz noktasını ihmal edebilir ve daha öznel bir

anlatımla anlatabiliriz. Çünkü hafıza işine gelmeyen bölümlerini zaten

görmüyor, ihmal ediyor. Elimizde büyülü, parlak ve haddizatında mükemmele yakın

bir intiba bırakıyor. Aslında hakikat pek de öyle değil geriye döndüğümüzde

rafların tozunu iyice sildiğimizde karşımıza çıkan hakikatle anlattığımız ya da

anlatılanın çok da örtüşmediğini görüyoruz. Geçmişe olan bu özlem bugünün mesuliyetinden kaçmak, geçmişin hülyalı

kollarında avuntudan başka bir şey değildir. Eskiden diye başlayan her cümleden

korkuyorum. Çünkü bu başlangıç yeniye dair hiçbir şey yapılmayacağı hissini ve

bu cümleye başlayanın bugünden vazgeçtiğini düşünürüm.  Geçmiş her zaman tembelliğimize iyi bir

kalkan olagelmiştir. Bugünün meseleleri ile uğraşmak her zaman bir bedel ister

ancak geçmiş zaten geçtiği için kayıt dışıdır, geçmişe dönük eylem

koyulamayacağından sadece hikâyedir. İyi anlatıcının dilinde destana ve

efsanelere dönüşür. Kötü anlatıcının dilinde sadece kronik vaka olur.

Bizler bu zamana ait insanlar olarak geçmişin kollarından

bir an evvel sıyrılıp, şahidi olduğumuz zamanın mesuliyetini bir an önce

kuşanmak zorundayız. Çünkü hal eylem ister, bedel ister. Unutmamalıyız ki insan

eyleminin, insani münasebetlerin her alanında İslam ın ölçüsü,  günümüzün yüksek standartlarından asla düşük

değildir.  O vakit içinde bulunduğumuz

durgunluk, çözülme, yozlaşma ve çürümenin nedeni ne   Allah ın bizden istediği düşünme, akletme,

zikretme gibi eylemleri bir kenara bırakmış olmamız ve Ahlak ı sadece terbiye

boyutuna indirgemiş olmamız bu sebeplerden sadece birkaç tanesi olabilir.  Ancak en önemlileri olduğunu da unutmamak

gerekir. Dünyayı yeniden inşa etmek için temel olarak bir ahlak seferberliği

ilan etmek zorundayız. Bununla beraber İslami düşünceyi yeniden ayağa

kaldırmalı ve ikame etmeliyiz.  Aksi

takdirde yeryüzü bu kirli, kof, zalim ve ifsad eden kaos düzeni ile zulümden

başka bir şey üretemez. İşte bunun için bir an evvel silkelenip, harekete geçip

ve de aynı zamanda zihinsel ve eylemsel süreci başlatarak, ilmek ilmek örmek

zorundayız.  Çünkü eklemlendiğimiz ve

huzursuzluk duymadığımız bu kaotik akılsızlık sarmalı maalesef bizi giderek

çöküşe sürüklemektedir.  İşte bu çağın

mesulleri olarak hatıra anlatıcılığından, nakilcilikten sıyrılıp işe

koyulmalıyız. Bunu gelecek nesillerin emanetine ihanet etmeme adına yapmalıyız.

Eğer yeniden izzet istiyorsak hayatın her alanında hakiki

cihad ruhunu yeniden canlandırmalıyız ve yanlış olduğuna inandığımız bu zulüm

sistemine, bu küresel vampirlere karşı Hak ve Hakikat adına bıkmadan usanmadan

mücadele etmeliyiz. Sarsılmaz bir şahsiyet inşa etmeli ve inandığımız değerleri

yaşatacak yapay kurumlar değil hakiki kurumlar kurmalı ve harekete geçmeliyiz.

Atalete sürükleyen ne varsa hepsini bir daha çıkarmamak üzere derin kuyulara

gömelim ve samimi olarak İslam ın adalet meşalesini alıp yeryüzüne esenlik getirmek

için kapı kapı dolaşalım.  Yeniden

sevgiyi, merhameti, şefkati yeryüzüne hâkim kılalım. Unutma ki geçmişi

yüceltmek zamanın hakkını vermemenin tesellisidir. Onun için ümidi ezmeyelim,

enseyi karartmayalım. Çünkü bizim vekilimiz Allah tır. O ne güzel vekildir.

İnsan için çalıştığından emeğinden gayrisi yoktur. Ol vakit gerçek manada

yorulalım. Hoşça bakın zatınıza

TAŞ GEMİ

O ki, rüzgârları, rahmetinin müjdeleyicisi olarak

gönderendir. O rüzgârlar, ağır bulutları yüklenince, onu ölü bir memlekete sevk

ederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız.

(Araf:7/57)

En mutlu insanlar belki de  baca temizleyicileridir

öyle dar, öyle kara karanlık bir yerdedirler ki

yüreklerini geniş, dayanıklı aydınlık tutmak zorundadırlar

buna yükümlü sayarlar kendilerini.

Baca temizleyicileri başkalarını sevmekle kalmaz

başkalarınca sevilirler aynı zamanda

çünkü herkesi düşünmeyecek kadar mutlu

herkes tarafından düşünülmeyecek kadar mutludurlar.

(İsmet Özel, Akla Karşı Tezler)

Bize Kadar

1-Ne olursa olsun, her dem duru ol. Umuda yoldaş ol. Allah la barışık ol.

2-Letafet sahibi, nezaket sahibi, zarafet sahibi ol.

3- Sorunların hacmi büyük olabilir, çözüm yolları çok

daha büyüktür. Yeter ki çözmek iste

4-Beyaz adama özenme, kendini küçük görme, inanırsan

kazanırsın.

5-İnsandan tasarruf etme, emek et, yola koy!

6-Sevgiye katkı maddesi katma, saf sevgiyle sev

Dağarcık

Gelecek nesiller, tarafımızdan, iptidai, gayri ahlaki,

çirkin bir ortamda yaşamaya mahkum edilemez. (Turgut Cansever)

TEKKE

Her tatmin ardında çaresiz bir pişmanlık bırakır. Şehvet

hayatının aşırı kullanılmasından devasız bir keder doğar. Refah kendi ardından

çoğu zaman iradeye bir güçsüzlük getirir. Haz, gerçek bir şekilde istenmiş

değildir; o daha çok bir irade noksanlığının eseridir. Hayat, hareket etmek

için gerekli imkânları bulamayınca kendi üzerine döner. Ve kendi kendisinin bir

parazit gibi kendi cevherinden beslenir. (Nurettin Topçu, İsyan Ahlakı)